CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in grup başkanvekilliği döneminde beş sene önce Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile birlikte eski CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in mezarı başında rakı içtiklerine dair görüntüler Yeni Şafak Gazetesi tarafından yayınlansa da bu fotoğrafları gazeteye verenlerin içeriden olması kuvvetle muhtemel.
Çünkü Kılıçdaroğlu’nun hançerlendiği şaibeli kurultaydan bu yana birbirleri ile hesaplaşmaya devam ediyorlar.
Herkes elindeki malzemeyi etkili olacağını düşündüğü anda piyasaya sürüyor
Hançer yarası o kadar derin ki kolay kolay iyileşeceğe benzemiyor.
En büyük vaatleri 140 liraya rakı satarak kafaları güzelleştirmek(!) olan bir zihniyetin mezar başında rakı içmesinde şaşılacak bir şey yok.
Neyse ki dansöz oynatmamışlar.
Sonuçta rakıyla yatıp rakıyla kalkıyorlar.
Çünkü rakısız laikliğin laiklik olmadığına inanıyorlar.
Pavyon kapılarında, meyhanelerde sarhoş delege tavlamak konusunda olağanüstü başarılılar.
Hatırlarsanız eski Ataşehir Belediyle Başkanı Battal İlgezdi; “Akşam meyhanede oturuyorsan CHP sayesinde” diyordu.
Övünülecek bir icraatları olmayanlar meyhanede oturmalarını sağladıkları insanlarla övünüyordu.
Ancak mezar başındaki rakı görüntüleri ile ilgili olarak toplumdan tepki gelince; Eyüp Sultanda Kur’an okuyarak, her gün Cuma Namazı kılarak, oruç tutmadan iftar sofralarına oturarak tavladıkları saf Müslümanları ve Yeniden Refaha ermiş Saadetli dostlarını ürkütmemek için bunun Kamer Genç’in vasiyeti üzerine yapıldığını söyleseler de yalanları çabuk patladı.
Avukat Ergün Özer, "Ben Kamer Genç'in 15-20 yıl kadar avukatlığını yaptım ailenin hala avukatıyım. Aramızda ağabey kardeş ilişkisi vardı. Kamer Bey böyle bir talebi olsaydı bana söylerdi. Kamer Genç'in tek vasiyeti Tunceli’ye defnedilmesi ve tabutunun Türk bayrağına sarılmasıydı. En hafif tabiriyle saygısızlık" değerlendirmesini yaparken ailesi de Kamer Genç’in böyle bir vasiyetinin bulunmadığını açıklarken, Genç'in ailesi ile istişare yapıldıktan sonra gerekli hukuki işlemlerin başlatılacağını dile getirdi.
Kamer Genç’in ailesi ve avukatı ile görüşen gazeteci Fatih Atik, “Ailenin bu konuda bir haberi yok. Kamer Genç’in böyle bir vasiyetinin olduğunu da inkâr ediyorlar. O törende bir aile üyesi de yok. Aile fertleri ve avukatları “Kamer Genç itikadına bağlı bir isimdi, böyle bir şeyin yapılmasını da istemezdi, bu görüntüyü de ilk defa gördüklerini söylediler.” diyerek yalanlarını suratlarına çarptı.
Zırva tevil götürmeyince bu kez yandaş medya harekete geçerek rezaleti masumlaştırmaya, ve bunun bazı dinlerde bir ritüel olduğu masalını anlatmaya başladılar.
Bunlardan biri olan Oda TV’ye göre; “Eski Türklerde Yuğ adı verilen cenaze törenlerinde kımız gibi fermente içkiler tüketiliyor ve ruhlara sunu olarak kullanılıyordu. Tarihi kaynaklar, Eski Türklerin cenaze törenlerinde alkollü içki kullandığını gösteriyor. “Yuğ” adı verilen bu törenlerde içilen kımız, fermente edilmiş kısrak sütü olup düşük oranlı alkol içeriyordu. Bu nedenle kımız, teknik olarak alkollü bir içki kabul ediliyor. Bu törenlerde tüketilen fermante içkiler, ruhlara sunu olarak kullanılıyordu.”
Oda TV İslam öncesi dönemle ilgili masal anlatmış ama Kamer Genç vefat edeli 9 sene olduğunu unutmuş.
Muhteremler neden bu töreni (yani kepazeliği) neden öldüğünde yapmamışlar da dört sene sonra yapmışlar?
Ve neden yanlarında aileden hiç kimse yok?
Kamer Genç’in mezar taşında ruhuna Fatiha diye yazılı, ruhuna rakı için dememişler.
Neden Fatiha okumadılar da rakı içtiler?
Fatiha okuyunca laiklikleri zarar mı görüyor?
Milletle kafa bularak eski Türk adetlerini yaşatıyor iseler ne diye vasiyet yalanını uyduruyorlar?
Madem eski Türklerin böyle bir ritüeli var ve madem bu ritüeli yaşatmak istiyorlar neden partilileri olan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ve geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın cenaze törenlerinden sonra mezar başında kadeh kaldırmadılar?
Neresinden bakarsanız bakın olay tam bir rezalettir ve bu rezaleti savunmak için söylenenler rezaletten de beterdir.
TV 100 sunucusu Kübra Par da alevi inancında dedelerin mezarına şarap dökme geleneği olduğunu iddia ederek “ tam hakim değilim ama çeşitli inanç gruplarında, Alevi inancında dedelerin mezarına şarap dökme geleneği olduğuna dair iddialar var” dedi ama Alevi Dernekleri ve Vakıflar tarafından sözlere; “Alevi inancında böyle bir gelenek yok, özellikle Maraş katliamının yıl dönümünde yapılan bu açıklamalar Alevi toplumunu derinden yaralamış ve toplumu kin ve düşmanlığa sevk etmiştir” denilerek tepki gösterildi.
Kimse milletin zekasıyla dalga geçmeye kalmasın.
Yapılan yanlıştır, bu yanlışı savunmak ise tüy dikmektir.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, "Bu ülkede içen içer, içmeyen içmez. Bu ülkenin Cumhurbaşkanları Sayın Özal, Sayın Demirel açıkça kamuoyuna açık bir şekilde içki içtiğini söylemiştir.” diyerek mezar başında rakı içmeyi masumlaştırmaya çalıştı.
Şeyh Mahiri hazretleri boşuna nefes tüketerek rezaleti meşrulaştırmaya çalışıyor.
Çünkü Demirel de Özal da mezar başında rakı içmediler.
Sınırda zekâsı olanlar için bir kez daha hatırlatıyoruz.
Kimse Özgür Özel ve Veli Ağbaba’ya “neden rakı içtiniz?” diye sormuyor.
“Neden mezar başında rakı içerek saygısızlık yaptınız?” diye soruyor.
(Bu arada ölümüne destek verdikleri gezi kalkışmasında Ortaköy Camii’ne ayakkabıları ile girerek içki içen çapulcuların aynı bağın gülleri olduklarını unutmayalım)
Herkesin istediği her yerde içki içmesini savunan Şeyh Mahiri hazretleri Anıtkabir’de Hacıbayram Camii’nde ya da TBMM Genel Kurul salonunda kadeh kaldırıp rakı içebilir mi?
Hadi denesin de görelim!..
Dinen haram olan içkiyi üstelik mezar başında içerek ölünün hatırasına saygısızlık etmek Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktır.
Bırakın dindar olmasını sağduyu sahibi hiç kimse bu rezaleti savunamaz.
Özgür Özel’in daha birkaç gün önce “AK Parti'nin mantığı 'Cemevi, Cümbüş Evi' dedikleri için Cemevi'ni Kültür Bakanlığına bağladılar” ifadesi çirkin bir yakıştırma ve nefret söylemi olarak kayda geçmişken, bazı ahmak yandaşlar tarafından mezar başında rakı içmenin Alevi inancıyla meşrulaştırılmaya çalışılması bölücülük, utanmazlık ve haddi aşmaktır.
Yanlışı kabul edip özür dilemek varken hiç utanmadan vasiyet yalanını söyleyenlerin özürleri kabahatlerinden büyüktür.
Böyle bir vasiyet olsa bile Allah’ın emrine aykırı bir vasiyetin asla yerine getirilmeyeceğini her Müslümanın bilmesi gerekir.
Kaldı ki böyle bir vasiyetin bulunmadığını bizzat Kamer Genç’in ailesi ve avukatları açıklamıştı.
Şeyh Mahiri hazretleri “bu ülkede içen içer, içmeyen içmez” diyerek rezaleti ört bas etmeye çalışıyor ama kendisinin ve danışmanlarının partisinin geçmişinde herkesin istediği yerde içki içemeyeceğine dair yayınlanan genelgeden bile haberleri yok.
Cehalet böyle bir şeydir.
Bilmezsiniz ama bilmediğinizi de bilmezsiniz.
Biz bir iyilik yapıp hatırlatalım.
21 Ağustos 1930 tarihinde hem CHP teşkilatlarına hem de Türk Ocağı Genel Başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver’e gönderilen genelge ile parti teşkilatları ve Türk Ocağı’nın topluma örnek olan yerler olduğunu o yüzden daha önce de yaşanan bazı olaylar nedeniyle örgüt binalarında rakı içilmesi yasaklandı.
CHP Genel Sekreteri Saffet Arıkan tarafından imzalanan genelgede “Son günlerde aldığım bazı haberlere ilâveten İzmir’de tahaddüs eden (medyana gelen) bir vaziyet dolayısıyla teşkilat arkadaşlarımızın nazarı dikkatlerini tekrar celbe lüzum gördüm:
Malumu alileridir ki (Siz de çok iyi bilirsiniz ki) Fırkamız (CHP) bütün memlekete inkilap, terakki (Gelişme) ve teceddüt (Yenilik) yolunda rehberlik iddiasındadır ve şimdiye kadar yapmış olduğu çok feyizli ve çok yüksek işlerle müftehirdir (Övünç duyulan). Bundan bir kaç sene evvel bazı mahfellerimizde (toplantı yerleri) rakı içildiğini ve kumar oynandığını işitmiş ve bu günkü nesle yol gösteren teşkilatımızın hariminde (kutsalında) halkımızca bu gibi hoş görülmeyecek hallerin kat'iyetle menini rica etmiştim.
“Gerçi rakı içmek bizim prensiplerimizce asla memnu (yasak) değildir, herkes bu zevki hürriyetini istimalde (kullanmada) serbesttir. Ancak bütün millete rehberlik iddiasıyla ve hakkıyla ortaya atılan fırkamızın ve bizimle mütevazı yürüyen Türk Ocakları’nın resmi mahfellerinde (yerlerinde) ağyara (Yabancılara) meyhane hissini verecek şekilde rakı içirtmek bizim noktai nazarlarımıza (Görüşlerimize) külliyen münafi (Aykırı) ve memnudur (Yasaktır). Bahusus (Özellikle) bizi her fırsatla ve her noktada tenkit arzusuyla teşekkül etmiş olan İkinci bir fırkanın (Serbest Cumhuriyet Fırkası) aslen tali (İkincil) ve fakat tesir itibariyle büyük teferrüata ehemmiyet vermekliğimizi şiddetle âmirdir. Binaenaleyh teşkilatımız kademelerinin evvelce yapılan ve bu tamim ile de teyit edilen bu noktaya ehemmiyet vermelerini ve hatta Türk Ocaklarına da delalet ederek indelhace (İhtiyaca göre) lâzım gelen vesavada bulunmalarını ehemmiyetle rica eder ve Türk Ocakları Reisliğinden dahi Ocaklara aynı yolda tebligatta bulunulacağını ilaveten arz ile teyidi hürmet eylerim efendim. (Kaynak;“https://www.yenicaggazetesi.com.tr/chp-rakiyi-yasakladii 23 Kasım 2025)
Demek ki neymiş?
Bugün olduğu gibi dün de rakı içmek prensiplerine asla aykırı değilmiş. (peki, şaşırdık mı?)
Ama partinin ve Türk Ocaklarının resmi alanlarında yabancılara meyhane hisse verecek şekilde rakı içirtmek görüşlerine külliyen aykırı olup, yasakmış.
Genelge; partilerinin geçmişinden haberi olmayan okumuş(!) cahillere ve mezar başında vasiyet yalanıyla rakı içilmesini savunan saygısızlara kapak olsun.
