Oyun yeni başlıyor, iyi seyirler Türkiye..

Mahkemenin verdiği mutlak butlan kararının ardından genel merkezi terk etmeyerek direneceklerini açıklayan Özgür Özel, sözlerinin üzerinden 72 saat geçtikten sonra binayı terk etti.

Muhtemelen Silivri’deki aslan parçasının talimatıyla başlattıkları ve adına direniş dedikleri eylemin ucuz bir gösteriden ibaret olduğu, gözümüzün önünde yaşanan ve bir kısmı kara mizah konusu olan örneklerden anlaşılıyor.

Güldür Güldür kıvamındaki sözde direnişin belki de en komik görüntüsünü; CHP'ye sonradan katılan Cemal Enginyurt, Ümit Dikbayır ve Adnan Beker’in, CHP Genel Merkezi önünde “Yolumuz devrim yolu, gelin gardaşlar gelin. Yurdumuza faşist dolmuş, vurun gardaşlar vurun” diyerek Gündoğdu Marşı'nı söylemeleri oluşturuyor.

Aynı partinin mensubu olan arkadaşlarına faşist diyecek kadar kendilerinden geçmeleri kırk yıllık CHP’lileri bile şaşırtmıştır.

Yılların kıdemli devrimcilerinin akıllarına gelmeyeni gerçekleştiren muhteşem üçlünün performansları göz yaşartıyor.

Cemal Enginyurt MHP Ordu Milletvekili iken 2019 yılında "Tanrı Dağları'na gidip kurt gibi ulumak benim için en büyük ahidim. Ahdimi gerçekleştiriyorum. Bozkurt ulumasını buradan tüm dünyaya duyurmak istiyorum" ulumuştu.

Tanrı dağlarında bozkurt gibi ulumaktan CHP genel merkezinde devrim marşı söyleyecek hale gelmek sınır taşımayan siyasal dönüşümün unutulmaz örneklerinden birisi olarak tarihe geçti.

Direniş tiyatrosunun baş aktörlerinden Cemal Enginyurt; “CHP Genel Merkezimizdeyiz. Butlanmış, şutlanmış kararlarınız da tehditleriniz de hükümsüzdür! Ne korkarız ne sineriz ne geri adım atarız” Diyerek meydan okumuştu ama içeride direnmekten çok çaylı kahveli (belki de alkollü) muhabbetle geçen gösterinin 72 saat içinde sona erdirilmesi sözlerinin kuru bir blöften ibaret olduğunu gösterdi.

Siyasette bazen blöf çekilir ama bu kadar da yüksekten uçulmaz ki !.

Tanrı dağlarında kurt gibi uluyup, parti binası önünde devrim marşı söyleyenler için bu yüksek uçuş normal diyorsanız ona da saygı duyarım.

“Butlanmış, şutlanmış hükümsüzdür” dediler, 72 saat sonra teslim bayrağını çektiler.

Hani korkmazdınız ve hani geri adım atmazdınız?

Eğer atletizmde geri adım yarışması olsaydı kesin dünya rekoru kırarlardı.

Önce devrim marşı oku, sonra rest çek sonra da kalk kuzu kuzu teslim ol.

Siyaset bu değil.

Milletvekilleri de şovmen değil.

Şayet şovmen olsalardı yerleri meclis değil dizi setleri olurdu.

Pavyon ve meyhane kapılarında tavlanan, parayla, makamla satın alınan delegelerle, mavi valizlerde ve rengarenk sırt çantalarında taşınan paralarla aday olan yol arkadaşlarıyla birlikte devrim yolunda geri adım atmadan azim ve kararlılıkla yürüyen çağa damga vuran direnişçileri tebrik ediyor, hortumla sulanarak yumuşatılmış direnişlerinin dünyadaki tüm direnişçilere örnek olmasını diliyoruz.

Neden gülüyorsunuz?

Milletvekili söyleyince ciddi oluyor da ben söyleyince mi komik oluyor?

*****

Islanmış beyaz gömleğiyle seksenli yılların romantik(!) devrimcilerine benzer bir görüntü veren Özgür Özel yüzbinlerin parti binası önünde toplanacağını, borsanın tepetaklak gideceğini ve ekonomi allak bullak olarak hayatın duracağını zannediyordu.

Ne hayat durdu ne yüzbinler partiye geldi ve ne de borsa tepetaklak oldu.

Büyük hayal kırıklığı yaşayan Silivri’deki aslan parçası bu insan narada neden gelmiyorlar diye sormuş.

İnsanlar neden gelsin, yürütürlerken onlar yoktu ki.

Günlerdir havasını attıkları direnişi beceremediler, ellerine yüzlerine bulaştırdılar

Seksenli yılların kantin devrimcileri gibi kapıların önüne masa sandalye yığdılar.

Hangi sivri akıllının fikriyse koridorlara merdivenlere sıvı sabun döktüler.

Polisler içeri girseler bile ayakları kayıp düşecek onlar da bunun görüntüsünü alıp sosyal medyadan polisin ayağının nasıl da kaydırdık diye dalga geçerek paylaşım yapacaklardı.

Bu destansı direniş hikayesinde elbette onlara destek olacak bir de hortumcu Mahmut’ları vardı.

Mecliste Osman Gökçek’ten yediği yumrukla nakavt olan, siyasi şovların vazgeçilmez ismi hortumcu Mahmut binanın teras katından polislere su sıkarak tahliyeyi önleyecek böylece kahramanlık hikayelerine bir yenisini ekleyecekti.

Bina içindeki direnişin yiğit evlatları ilgili memurun getirdiği tebligat evrakını yırtan Özgür Özel’i hayranlıkla izledikleri görüntüleri işte cesaret bu diyerek servis ettiler ama sonradan öğrendik ki Özgür Özel belgeyi almış, okumuş, incelemiş yani tebligat fiilen gerçekleşmiş ama toksik sosyolojiyi motive etmek için sonrasında bir tebligat belgesi yırtması şovu sahnelemişler.

Buradan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı’ya çağrımdır.

Gerek Özgür Özel ve gerekse görüntüde yer alan saz arkadaşlarının tebligat yırtma sahnesinde gösterdikleri bu göz yaşartan performansları bir tiyatro oyununda seyirci karşısına çıkmayı hak ediyor.

Genel merkezde sulu direniş sergilenirken aynı partinin milletvekilleri içeri alınmadı.

Açık olan pencerelerden Kılıçdaroğlu ekibine edilen küfürler, polise atılan taş, şişe ve benzeri aparatlar türünün nadide örnekleri olarak kayda geçti.

Genel başkan koltuğunda otururken: barış, demokrasi insan hakları, kadına ve aileye saygı nutukları çekenlerin koltuk altlarından alındığında nasıl birer küfür ve hakaret aparatına dönüştüklerini takdirle izledik.

Küfür edilmedik ne ana kaldı ne avrat.

Haklarını yemeyelim küfür ve hakaret konusunda son derece yetenekliler.

Buradan bir çağrı da YÖK Başkanına Sayın Erol ÖZVAR’a yapıyorum.

Eşi benzeri bulunmayan nitelik ve kalitedeki küfür ve hakaretleri yapanlar için ihdas edilecek özel bir doktora programıyla bu yetenekli küfürbazlar akademik kadroya katılmalıdır.

İki sene önce ülkeyi yönetmesi için oy verin diye yalvardıkları insana ve ailesine edilmedik küfür yapılmadık hakaret bırakmadılar.

Ama gösteri uzun sürmedi, sabırla tarafların uzlaşmasını bekleyen polis Kılıçdaroğlu’nun avukatının başvurusu üzerine binaya girdi.

Barikatlar ve yerlere dökülen sıvılar polisi durduramadı...

Polis, parti binasından çok bir çöplüğü andıran binadaki figüran direnişçileri bir bir dışarı çıkartırken birden esas oğlan göründü ve beyaz gömleğiyle kapıya çıkarak direnişi sonlandırdıklarını duyurdu.

Prodüksiyon bununla da sınırlı kalmadı Toma’nın üzerine çıkan Özel ıslak gömleği, sıkılı yumruğu ve ağzından saçılan tehdit ve hakaret sözleriyle genel merkezde sonlandırdıkları direnişi mecliste devam ettireceklerini söyledi.

Sulandırılmış direnişten bir Che Guevara çıkmasa da ıslak beyaz gömleğiyle rolünün hakkını verdi.

Bulutlar ağlıyor, yapraklar alkışlıyor, ıslak gömleğiyle yürüdüğü yollar inliyordu.

Cemal Enginyurt, Ümit Dikbayır ve Adnan Beker’in seslendirdiği devrim marşı ise gelecekteki mutlu Özel ve Özgür günleri müjdeliyordu.

****

Elbet geri gelip partiyi teslim alacaklarmış.

Bu iş burada bitmeyecekmiş.

Miş miş de miş miş....

Kabul etmeseler de ortada artık savunulması mümkün olmayan, ağır kokusu ortalığa yayılmış büyük bir çürüme var.

Siyasi operasyon denilerek bu çürümenin üzerinin örtülmesi mümkün değil.

Kirli ilişkiler, dönen dolaplar, mavi valizler, müteahhitlere aldırılan makam araçları, adaylık haraçları, baklava kutusunda rüşvetler, imardan, ruhsattan ve iskandan alınan çuvallara sığmayan paralar ve rüşvetin vazgeçilmezi villalar bu kadar da olmaz dedirtti.

Milleti aptal yerine koyarak körü körüne arkalarından geleceklerini zannedenler yanıldılar.

Yüzbinler meydanlara akmadı.

Borsa, piyasa ve ekonomi Yalova Kaymakamını takmadı, umuruna bile koymadı.

Peki fiyaskoyla sonuçlanan asrın direnişiyle oyun bitti mi?

Olur mu hiç, mahir ve başarılı figürlerin oyunları asla bitmez.

Çünkü kaçan balık, pardon KOLTUK çok büyük.

****

Paranın gücüyle her şeyi yapabileceklerini, partiyi bile satın alabileceklerini düşünenler yargıyı hesaba katmadılar.

Hakimlere, savcılara saldırmakla, tehdit ve hakaret etmekle yargıyı korkutacaklarını zannettiler.

Ve sonuçta acı gerçekle yüzleşmek zorunda kaldılar.

Hırsızlık ve ahlaksızlık vurgusu yapan Kılıçdaroğlu boşuna arındırma demiyor.

Özgür Özel’i zor günler bekliyor.

Özkan Yalım ve Muhittin-Gökhan Böcek’in ifşaatlarıyla vurulan ağır darbelere siyasi nakavtla bitecek yeni ifşaatların/itirafların gelmesi sürpriz olmaz.

Özgür Özel’in cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklandığı ayağa kalkıp ağlayarak alkışladığı ancak seçimi kaybedince İmamoğlu ile birlikte sırtından hançerlediği Kılıçdaroğlu’nun ikibuçuk yıldır bu günlerin hesabını ve hazırlığı yaptığını açıklamalarından anlıyoruz.

Onu hafife alan hançerciler fena halde yanılırlar

Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı da asla unutmaz.

Hele ki hırsızlık ve ahlaksızlık gibi iki güçlü argümanla seçmenlerini de ikna etmeyi başarırsa (bu konuda yeni belgeler ortaya çıkabilir) bu sadece partisine değil demokrasimize de çok olumlu bir katkı sağlar.

Oyun yeni başlıyor.

İyi seyirler Türkiye.