100. Yıl Kültür Merkezi’nin yerine yapılacak yeni proje, kapasite ve vizyon açısından soru işaretleri doğuruyor.

Çankırı’ya şaşmamak gerek...

Bazı şeyler yanlış gider, anlaşılabilir. Ancak bir şehirde birçok şey yanlış ve yersiz ilerlerken bunu anlamak gerçekten zor.

100. Yıl Kültür Merkezi’nin yıkımı hızla sürüyor. Binanın yaklaşık yüzde 50’sinin yıkımı tamamlandı.

Tamam da bunun yerine ne yapılacak?

Yeni bir kültür merkezi...

Peki, yıkımı devam eden mevcut kültür merkezinin salon kapasitesi 325 kişiydi. Şimdi yapılması planlanan yeni kültür merkezinin kapasitesi ise henüz tam olarak netleşmemiş olsa da 400 kişinin üzerinde olacağı ifade ediliyor. Kültür merkezinin tapu alanının 1.437,18 metrekare olduğu da göz önüne alındığında, Çankırı’nın ihtiyaç duyduğu ölçekte bir yapı olup olmadığı sorusu akıllara geliyor.

Peki daha iyisi yapılabilir mi?

Elbette yapılabilir. İstenmesi halinde farklı bir lokasyonda daha kapsamlı, daha geniş ve Çankırı’ya yakışır bir kültür merkezi inşa edilebilir.

Peki bunun bir örneği var mı?

Evet, var. Hem de Çankırı’da.

Çankırı’nın Çerkeş ilçesinde bulunan Çerkeş Belediyesi Kültür Merkezi buna güzel bir örnek oluşturuyor.

Oturma düzenine göre azami 650 kişi kapasiteli olan konferans salonu, ihtiyaç halinde 800 kişiye kadar kullanılabiliyor.

Ayrıca kültür merkezi içerisinde yer alan 1.050 kişilik düğün salonu da bulunuyor. Bu salon, büyük çaplı konferanslar için yeniden düzenlendiğinde masasız ve yalnızca sandalye düzeniyle yaklaşık 1.450 kişiye kadar hizmet verebiliyor.

Şimdi biraz daha Çerkeş Belediyesi Kültür Merkezi’nden bahsetmezsem, Çerkeş Belediye Başkanı Hasan Sopacı’nın emeğine haksızlık etmiş olurum.

Çerkeş Belediyesi Kültür Merkezi’nde;

* 5.313 metrekare tapu alanı,
* 1.050 kişi kapasiteli kapalı düğün salonu, (Konferans düzeninde yaklaşık 1.450 kişilik kullanım imkânı)
* 650 kişi kapasiteli çok amaçlı konferans salonu, ( İhtiyaç halinde 800 kişiye kadar çıkarılabilen oturma kapasitesi)
* Sinema salonu,
* Tam donanımlı tiyatro salonu, (Devlet Tiyatrolarının oyunlarını sahneleyebilecek teknik altyapı)
* Fuaye alanı,
* Kütüphane,
* Mescit,
* Kafeterya,
* Çocuk oyun alanları bulunmaktadır.

Bunlara ek olarak merkez dışında 1.000 kişi kapasiteli açık kır düğün alanı ve 320 araçlık otopark da yer almaktadır.

Depreme dayanıklı olarak inşa edilen kültür merkezi, 9,5 büyüklüğündeki depremlere dayanıklılık standardına göre planlanmış olup, aynı zamanda olası afetlerde toplanma merkezi olarak da kullanılabilecek şekilde tasarlanmıştır.

Şimdi bu örnek önümüzde dururken, 325 kişilik 100. Yıl Kültür Merkezi’ni yıkıp yerine 400 kişiyi biraz geçen kapasiteli bir salon yapmaya çalışmak insanı düşündürüyor.

Neden mi?

Çünkü Çankırı’nın, Çerkeş örneğinde olduğu gibi gerçekten büyük ve çok amaçlı bir kültür merkezine ihtiyacı olduğu ortada.

Burada anlatmak istediğim gayet açık...

Mesele günü kurtarmak değil, geleceğe kalıcı bir eser bırakabilmektir.

Nata Holding ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında bir protokol imzalandığı ve yeni kültür merkezinin finansmanının Nata Holding tarafından karşılanacağı ifade edildi.

Namık Tanık Bey, Çankırılı kıymetli bir iş insanı. Çankırı’ya böyle bir yatırıma destek vermesi elbette takdir edilmesi gereken bir durum.

Ancak şu soru da sorulabilir:

Bu tür yatırımlar devlet kaynaklarıyla yapılıp daha kapsamlı, daha büyük ve Çerkeş örneği dikkate alınarak planlansa daha doğru olmaz mıydı?

Öte yandan Nata Holding’in Türkiye genelinde dört farklı şehirde toplam 11 alışveriş merkezi bulunuyor.

Peki Çankırılı iş insanı Namık Tanık Bey’den, Çankırı’ya kapsamlı bir alışveriş merkezi yatırımı talep edilemez miydi?

Çankırı’nın uzun vadeli gelişim planlarında büyümesi öngörülen bölgelerden birinde yapılacak böyle bir yatırım, hem şehrin ekonomik hareketliliğini artırmaz mıydı hem de ilgili bölgenin daha hızlı gelişmesine katkı sağlamaz mıydı?

Tabiri caizse, neden Çankırı’nın attığı taş vurduğu kuşa değmiyor?

Asıl soru şu:

Çankırı’nın 50 yıllık, 75 yıllık ya da 100 yıllık bir vizyon planı var mı?

Ve daha da önemlisi; bu plan doğrultusunda siyasetçiler, belediye, milletvekilleri, bürokratlar ve ilgili kurumlar eş zamanlı hareket edebiliyor mu?

Çünkü şehirlerin geleceği, günübirlik kararlarla değil; uzun vadeli vizyonlarla şekillenir.