KOYUNBABA'DA TOPRAĞI KURAKLIK DEĞİL, TOPLULAŞTIRMA VURDU
Bir köy düşünün.
Nüfusu 50 kişi.
Küçükbaş hayvan sayısı yaklaşık 800.
Büyükbaş hayvan sayısı yaklaşık 150.
Toplam yüzölçümü yaklaşık 60 kilometrekare.
Ve bunun zaten 40 kilometrekaresi mera.
Normalde böyle bir köye sulama projesi geldiğinde insanlar sevinir.
Toprak değer kazanacak diye sevinir.
Üretim artacak diye sevinir.
Çocuklarına daha güçlü bir gelecek bırakacaklarını düşünür.
Koyunbaba'da ise birçok kişi bugün aynı soruyu soruyor:
"Keşke bu toplulaştırma hiç gelmeseydi."
Çünkü sulama projesiyle gelen umut, yerini mülkiyet kavgalarına, hisseli tarlalara ve bitmek bilmeyen mağduriyetlere bıraktı.
SULAMA ALANINDAN 5 KİLOMETREKARE MERA
Köyde zaten 40 kilometrekare mera vardı.
Buna rağmen toplulaştırma sırasında sulama sahasının içinden ayrıca 5 kilometrekare daha mera ayrıldı.
Evet, yanlış okumadınız.
Sulama yatırımı yapılan alanın içinden.
Su getirilen alanın içinden.
Tarımsal üretimi artırması beklenen alanın içinden.
Peki neden?
Hangi ihtiyaç nedeniyle?
Hangi bilimsel rapora dayanılarak?
Köyün hayvan varlığına ilişkin hangi çalışma yapılarak?
Bu soruların cevabı hâlâ verilmiş değildir.
Bir taraftan milyonlar harcanarak su getiriliyor, diğer taraftan sulanabilir hale gelen araziler üretim dışına çıkarılıyor.
Bunun adı planlama mıdır?
Yoksa büyük bir çelişki midir?
VATANDAŞTAN KESİLDİ, HAZİNEYE DÖNÜŞTÜ
Ancak mesele yalnızca mera değildir.
Toplulaştırma sırasında birçok vatandaşın arazisinden kesintiler yapıldı.
Yıllardır ekip biçtikleri toprakların bir kısmı ellerinden alındı.
Ve bu alanların bir bölümü hazine arazisi haline getirildi.
Şimdi köylü haklı olarak soruyor:
Bu hazine parselleri neden oluşturuldu?
Bu araziler yarın kimin kullanımına verilecek?
Kim kiralayacak?
Kim satın alacak?
Kim ekip biçecek?
Bugün vatandaşın tarlasından alınan toprakların gelecekteki sahibi kim olacak?
Köylünün zihnindeki en büyük soru budur.
Çünkü herkes şunu biliyor:
Sulama gelmiş bir arazinin değeri sıradan bir arazinin değeri değildir.
Su geldikten sonra toprağın kıymeti katlanır.
O halde vatandaşın toprağından kesilerek oluşturulan bu alanların akıbeti kamuoyuna açık biçimde anlatılmalıdır.
TOPLULAŞTIRMA MI, YENİ ORTAKLIKLAR ÜRETME PROJESİ Mİ?
Toplulaştırmanın amacı parçalanmış mülkiyeti azaltmaktır.
Ama Koyunbaba'da bazı vatandaşlar hiç tanımadıkları insanların tarlalarına hissedar yapıldı.
Bir çiftçi başka bir vatandaşın 10 dönümlük tarlasına 300 metrekare hissedar edildi.
300 metrekare.
Bir traktörün rahat çalışamayacağı kadar küçük.
Bağımsız tarım yapılmasının mümkün olmadığı kadar yetersiz.
Peki bunun sonunda ne olacak?
İnsanlar aynı tarlada ortak olacak.
Anlaşmazlıklar çıkacak.
Mahkemeler başlayacak.
Yıllarca sürecek yeni sorunlar doğacak.
Toplulaştırmanın çözmesi gereken meseleler yeniden üretilecek.
28 DÖNÜMÜN ÜZERİNE 1 METREKARE
Bu projenin belki de en çarpıcı örneği budur.
28 dönüm arazisi bulunan bir vatandaşın tarlasına 1 metrekarelik yabancı hisse eklendi.
Sadece 1 metrekare.
Ama bu 1 metrekarenin sahibi hakkında haciz kayıtları bulunuyor.
Borcu olmayan, icralık olmayan, yıllardır kendi toprağını işleyen bir insan; istemediği bir ortaklığın içine sokuldu.
Şimdi soruyoruz:
Toplulaştırma yapılırken haciz kayıtları neden incelenmedi?
Bu risk neden dikkate alınmadı?
Bir metrekarelik hisse uğruna onlarca dönümlük arazinin geleceği neden tehlikeye atıldı?
Bu soruların cevabı verilmeden bu mağduriyet açıklanamaz.
BU YANLIŞ BİR NESİLDE BİTMEYECEK
Bugün yapılan hatalar yalnızca bugünü etkilemiyor.
Parçalanmış tapular çocuklara kalacak.
Hisseli mülkiyet torunlara kalacak.
Mahkeme dosyaları miras gibi kuşaktan kuşağa aktarılacak.
Toprak üretim aracı olmaktan çıkıp hukuki ihtilafların konusu haline gelecek.
İşte insanların öfkesi de buradan kaynaklanıyor.
Çünkü bu mesele yalnızca arazi meselesi değildir.
Bu mesele mülkiyet hakkı meselesidir.
Bu mesele alın teri meselesidir.
Bu mesele adalet meselesidir.
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Lütuf istemiyoruz.
Sadece sorularımıza cevap verilmesini istiyoruz.
Toprağımızdan yapılan kesintilerin hesabını istiyoruz.
Hatalı işlemlerin düzeltilmesini istiyoruz.
Ve en önemlisi;
Köylünün rızası olmadan köylünün geleceğinin masa başında çizilmemesini istiyoruz.
Koyunbaba Mağdur Çiftçileri