Sistemin adını havala koymuşlar, Muhittin BÖCEK’i iyi yolmuşlar..

Haber Türk canlı yayınında konuşan CHP'ye yakınlığıyla bilinen Gezici Araştırma sahibi Murat Gezici, "Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy veren seçmenin %74'ü Ekrem İmamoğlu'nu siyasi tutuklu olarak görmüyor. Şaibeli bir şekilde yolsuzluk yaptığı iddiasını kabul ediyor." ifadelerini kullandı.

Her dört CHP’liden üçü Eko sistemi kabul ediyor ve ortada bir yolsuzluk olduğuna inanıyor.

Bir sene önce bu oranlar yarı yarıya idi.

Geçen sürede ortaya çıkan itiraflar, belgeler ve ifadeler İmamoğlu’nun mağdur değil ağır şüpheli olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.

Israrla ARINMA vurgusu yapan Kılıçdaroğlu’na hain diye hakaret ederek şaibe ve yolsuzluk iddialarının üstünün örtülmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılıyor.

Peki, bu durumda kurulacak yeni parti topluma ne mesaj verecek.

İster yeni parti kursunlar ister mevcut bir partiye transfer olsunlar bütün gücünü yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin üzerinin örtülmesine harcayan bir siyasi hareketin başarılı olması mümkün değildir.

Rüşvetçiler, zimmetçiler, uçkurcular ve vurgunculardan oluşacak dört eğilimi yansıtan bir partinin derdi Türkiye değil, kendi ikballeridir.

Nasıl olsa ülkenin derdini dert edinen bir yönetim var, ne diye ülke sorunlarıyla uğraşsınlar.

Orhan Veli’nin sözleriyle

Ne atom bombası

Ne Londra Konferansı

Bir elinde cımbız,

Bir elinde ayna;

Umurunda mı dünya!

Sahtekâr anketçiler, besleme gazeteciler ve toksik sosyoloji ne kadar gaz verirse versinler gerçeklerin sonsuza kadar gizlenemeyeceği Antalya Büyükşehir Belediyesi'ndeki yolsuzluk soruşturmasında tutuklu yargılanan Muhittin Böcek’in, avukatları aracılığıyla başvurduğu Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nda verdiği aşağıda özetlenen ifadesinden çok rahat anlaşılıyor.

Daha önce verdiği ifadesinde Özgür Özel'in talebi doğrultusunda, adaylık için oğlu Gökhan Böcek ile CHP Genel Merkezi'nde Veli Ağbaba'ya 1 milyon Euro gönderdiğini, yine Özgür Özel'in yönlendirmesiyle 15 Ocak 2024'te Manisa'da bir çanta içerisindeki 950 bin Euro'yu Ferdi Zeyrek'e verdiğini anlatan Böcek, Ekrem İmamoğlu'nun kurduğu sisteme adaylık karşılığında rüşvet ödediğini itiraf ederek şunları söyledi:

"Muratpaşa Belediye Başkanı'nın Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü, belediye başkan adaylıklarının belirlenmesi konusunda kendisine birtakım güvenceler verdiğini, bunun karşılığında yüklü miktarda harcama yapacağını ve ödeme gerçekleştireceğini öğrendim. 30 Kasım 2023'te adaylığım açıklanmadan önce İstanbul'da Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel'de Ekrem İmamoğlu ile yaklaşık bir saat görüştüm. Görüşmeye özel kalemim Yasin Yellice tanıklık etti. Tercihini benden yana kullanacağını ifade etti. Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde, Antalya'nın hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli görevler üstleneceğini, benim de buna hazırlıklı olmam ve destek vermem gerektiğini söyledi. Seçim kampanyası için maddi kaynağa ihtiyaç olduğunu söyleyerek benden yaklaşık 15 milyon Euro civarı maddi kaynak desteği istedi. Ben de elimden geldiğince ve zaman içerisinde bunu karşılayacağımı söyledi. Hatta görüşmenin ardından otelin balkonunda birlikte fotoğraf çektirmiştik. Fotoğraf sosyal medyada da paylaşıldı"

Bir kısım şahsi paramla birlikte seçim bütçemin bir kısmının kendisinde olduğu bir dostumdan 5 milyon Euro paraya ihtiyacım olduğunu söyledim. Bu parayla İstanbul'da bir ödeme yapacağımı bildirdim. Aradan birkaç gün geçtikten sonra kendisiyle buluştuğumda kendisi bana yanında bulunan 100 TL paranın fotoğrafını çekti, ayrıca da üzerinde bir isim ve telefon numarası yazılı kâğıdı zarf içerisinde verdi. Zarfa koyduğu banknotla birlikte kâğıdı, ödeme yapmak istediğim kişiye vermemi, onların da bununla parayı İstanbul Kapalıçarşı'da tahsil edebileceğini söyledi. Anladığım kadarıyla bu 'havala' adı verilen bir sistemdir" dedi.
Böcek, Ekrem İmamoğlu'yla ikinci görüşmesini 17 Aralık 2023'te İstanbul'da seçim ofisi olarak kullandığı bir binada yaptığını söyleyerek "Baş başa yaptığımız bu ikinci görüşmede yanımdaki banknot ve telefon yazılı kâğıdı kendisine teslim ettim. Talep edilen paranın kalanını da daha sonra zaman içerisinde halledeceğimi söyledim. Taahhüt ettiğim paranın kalanını tutuklandığı için gerçekleştirmedim"

Özgür Özel, 2025 yılı Mart ayında düzenlenen "Ekrem İmamoğlu'na Özgürlük Mitingi"nde yaptığı konuşmada, "Ben, Ekrem İmamoğlu’nun namusuna kendi namusum kadar kefilim" ifadesini kullanmıştı.

Biz de kendisine soruyoruz

Ortaya çıkan yakıcı itiraflara rağmen kefaleti devam ediyor mu?

Ediyorsa bu sadece vefadan mı?

Yoksa?...

Telefon dolandırıcılığı neden önlenemiyor?

Defalarca açıklama yapılmasına, Radyo/TVlerde kamu spotları yayınlanmasına ve hatta telefonlara mesajlar gönderilmesine rağmen telefon dolandırıcıları ısrarla ve inatla mesleklerini(!) icra(!) etmeye devam ediyorlar.

Dolandırıcılar teknolojinin sağladığı tüm imkanları kullanarak, kendilerini emniyet ve yargı mensubu gibi göstererek tehdit ve baskı oluşturdukları, kişilerin kimlik bilgilerini ele geçirerek güven sağladıkları, mağdurları Fetö soruşturması şüphelisi iddiasıyla korkutup, sözde bu beladan kurtulmaları için dediklerinin aynen yerine getirilmesine ikna ettikleri kurbanlarından ele geçirdikleri para ve değerli eşyaları hızla ikinci ve üçüncü kişilere devrederek akıbetini belirsiz hale getirdiklerini her gün bir yenisine tanık olduğumuz olaylardan anlıyoruz.

Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Prof. Dr. Ahmet Demirel, eski devlet bakanı Azimet Köylüoğlu, ünlü finansçı Aysun Mercan, yüksek mühendis Ceren Ataman, Prof. Dr. Zerrin Bayrakdar, Mimarlık Vakfı Başkanı Bülend Ceylan, bir dönemin ünlü isimlerinden 85 yaşındaki sanatçı Bilge Ersel ve Profesör Canan Karatay gibi ünlü mağdurlar arasında aktif ve emekli yargı mensuplarının da bulunması dolandırıcıların akademik inceleme gerektiren ciddi bir ikna yeteneği bulunduğunu gösteriyor.

Sıradan vatandaşları bıraktık hâkim ve savcılar bile dolandırılabiliyorsa ortada vahim bir durum var demektir.

İstanbul'da görev yapan 33 yaşındaki Cumhuriyet Savcısı H.G., kendilerini banka görevlisi olarak tanıtan dolandırıcıların "ters işlem" tuzağıyla toplam 850 bin lira dolandırıldı. Önce hesabındaki 480 bin lira çekilen savcı, parayı kurtarma vaadiyle kendi adına 370 bin lira kredi çektirilerek dolandırıldı. Olayla ilgili 3 şüpheli gözaltına alınırken, savcının parası kurtarılarak iade edildi.

Gece saatlerinde "acil" koduyla aranan İstanbul'da görevli bir hâkim, hesabına Rusya'dan şüpheli erişim yapıldığı yalanıyla kandırıldı. Sadece 12 dakikalık bir görüşme ile tüm birikimi ele geçirilen hâkimin 30 bin doları ve 100 gram altını çalındı.

Benzer bir senaryoyla "şüpheli işlem" bahane edilerek aranan emekli bir hâkim de 400 bin lirasını dolandırıcılara teslim etti.

En son medyaya düşen İyi Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz’ın telefon dolandırıcılarının hedefi olması artık bu kadar da olmaz dedirtti.

Telefonda kendisini Mersin Terörle Mücadele (TEM) Müdürü olarak tanıtan şüpheli ve arkadaşı tarafından dolandırılan Kocamaz'ın 10 kilogram altın, 2 milyon 375 bin lira, 68 bin dolar ve 1900 avrosunu alan şüpheliler, İstanbul'da takside yakalandı.

14 Haziran'da İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz'ı telefonla arayan bir kişi, kendisini "Mersin TEM müdürü" olarak tanıttı.

Mersin'de FETÖ'ye yönelik gerçekleştirilen bir operasyonda Kocamaz'a ait kimliğin çıktığını söyleyen kişi, şüphelilerin yakalanması için plan yaptıklarını belirterek, Kocamaz'dan para ve değerli eşyasını kendilerine teslim etmesini istedi.

Milletvekili olan Kocamaz “ sen kimsin de benden para istiyorsun ulan it, benim Fetö ile ne işim olur? ne zamandan beri Emniyet müdürleri telefon edip para istiyor? başlarım senin müdürlüğüne!..” deyip telefonu kapatacağı yerde 16 Haziran'da kendisine bildirilen banka hesabına 2 milyon 375 bin lira para gönderdi, yaklaşık 10 kilogram altın ve ziynet eşyası ile 68 bin dolar ve 1900 Euro'yu da Başkent Üniversitesi girişinde elden teslim etti.

Bir süre sonra şüphelenerek Ankara Emniyet Müdürlüğüne giderek şikâyette bulundu. Çalışma başlatan ekipler, şüpheliyi, İstanbul'da taksi içerisinde altın ve paralarla yakalandı.

Şanslıymış ki para altın ve ziynet eşyalarını kurtaran Kocamaz’ın emniyetteki ifadesini okuduğunuzda bir milletvekilinin bu kadar kolay aldatmasına hayret edersiniz.

“14 Haziran'da beni, kendini Mersin TEM müdürü olarak tanıtan şahıs aradı. Mersin'de yakalanan şüphelilerden bana ait kimlik çıktığını, bu kimliklerde başkalarının fotoğrafı olduğunu, bu şahısların FETÖ üyesi olup yurt dışından para getirdiğini söylediler.

Operasyon yürüttüklerini, şüphelileri yakalamak için plan yaptıklarını söyleyerek hesaba para göndermemi istediler. Ayrıca örgüt üyelerinde daha önce yakalanan altınlarla benim evimde bulunan altınların örtüşüp örtüşmediğini kontrol etmek için laboratuvarda inceleme yapacaklarını söyleyerek, altınlarımı teslim etmeye ikna ettiler.

Konutkent'teki evimden çıkarak altınları ve parayı çanta içerisine koymak suretiyle Başkent Üniversitesi önünde çantayı 1 şahsa teslim ettim.”

İki şüpheli, işlemlerin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Burhanettin Kocaman’ın dolandırıldığı olayla ilgili soruşturma başlatıldığı, olay kapsamında müştekiden yaklaşık 70.000.000 TL değerinde altın, döviz alan SSÇ ve şüphelinin paralarla birlikte yakalandıkları, gözaltına alınan SSÇ ve şüpheli 18.06.2026 tarihinde çıkarıldıkları Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandıkları ifade edildi.

Hadi ilk başta panikle inandı parayı gönderdi diyelim, yahu örgüt evinde bulunduğu iddia edilen altınlarla evindeki altınların örtüşüp örtüşmediğini kontrol etmek ne demek?

Hiçbir hukuk bilgisi olmayan sıradan bir vatandaş bile laboratuvar kontrolü için böyle uyduruk bir şekilde para ve kıymetli eşya istenmeyeceğini bilir.

İçişleri Bakanlığı; polis istemez böyle savcı telefonla para istemez, altın istemez, döviz istemez böyle bir taleple karşılaştığınızda derhal kolluğa bildirimde bulunun diye gırtlağını patlatıyor

Bir milletvekili bu kadar basit bir yalana bu kadar kolay ikna olur mu?

Dolandırıcıların cesaretini anlayabiliyoruz da dolandırılanların gafletini anlamakta zonlanıyoruz.

Dünyanın en aşağılık terör örgütü olan Fetö ile irtibatlandırılmak korkusu ön planda yer alsa da kişilerin kimlik bilgilerini hukuksuz yolla ele geçiren dolandırıcılara verilen cezaların da caydırıcı olmadığı anlaşılıyor.

Madem bir yargı paketi meclisin gündeminde, milletin parasına ve malına göz diken bu ahlaksızlara verilen cezaların ağırlaştırılması toplumun huzuru için şarttır.

Bir süre önce ev telefonumu arayan bir it telsiz konuşmaları efektleri eşliğinde “ben Asayiş Şubeden Ömer, kiminle görüşüyorum” dedi.

Prensip olarak kiminle görüşüyorum diyen hiç kimseye ismimi vermediğimden kimi aradın? diye sordum.

Karşımdaki; “telefonun yasal sahibi” diye cevap verdi.

“Yasal sahibini bilmediğin telefonu niye arıyorsun, sahtekâr? diye karşılık verince hemen telefonu kapattı.

Demem o ki bizim de uyanık olmamız gerekiyor.

Polis ya da savcı bizi neden arasın, başka işleri güçleri yok mu?

Hiçbir suç ve suçlu ile bağlantımız yoksa neden korkuyoruz?

Biz aklımızı kullanmazsak devlet ne yapsın?