"Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'nın" Kongreden geçmesinin ve ilgili dosyaların 30 gün içinde açıklanacağının duyurulmasının ardından söz konusu belgelerin bir kısmı ABD Adalet Bakanlığı'nca yayımlanmaya başlandı.
Kayıtlar ve belgeler, Epstein'ın reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismarına ilişkin yaklaşık yirmi yıllık en ayrıntılı verileri ortaya koysa da ABD Adalet Bakanlığı’nın ancak uygun gördükleri belgeleri yayınlayacağını tahmin edebiliyoruz.
Fox News'e konuşan ABD Adalet Bakanı Yardımcısı Todd Blanche, belgelerin tamamını değil ancak bir kısmını yayımlayacaklarını, tamamını yayımlamamalarının amacının, mağdurları korumak olduğunu belirterek, "Bu yüzden yaptığımız şey, üreteceğimiz her bir belgeyi tek tek incelemek ve her mağdurun adının, kimliğinin, hikayesinin, korunması gerektiği ölçüde, tamamen korunmasını sağlamaktır” dese de asla mağdurları korumak gibi bir dertlerinin olmadığını, hangi belgelerin yayınlanıp hangilerinin yayımlanmayacağına Epstein’nin tasmasını elinde tutan MOSSAD’ın karar vereceğini tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok.
Nitekim, ABD'li gazeteci Tucker Carlson; Epstein'in "İsrail için çalıştığını, başkent Washington'da herkesin aynı şekilde düşündüğünü ancak açıkça söylenemediğini" iddia etmişti.
Müslüman coğrafyadaki en küçük bir olayda bir "linç korosu" kurarak, meseleyi "pedofili" iftirasıyla tüm bir inanç sistemine yayan sözde "aydın" çevreler, Epstein dosyalarından fışkıran sınır tanımayan ahlaksızlık karşısında üç maymunu oynuyorlar.
Göklere çıkarttıkları batının değerleri yerlerde sürünüyor.
Epstein, basit bir gizli servis elemanından öte özel misyonlar yüklenmiş biriydi ve MOSSAD ona, Epstein Adası olarak da bilinen Karayipler’deki özel adayı tahsis etmişti.
O da özel seçilmiş bir görevli olarak bütün sapıklıkları, işkenceleri, azgınlıkları gizlice kayıt altına alıyor ve MOSSAD’a servis ediyordu.
Filistin’de yapılan soykırım karşısında bize medeni olarak yutturulmaya çalışılan medeni batının çok medeni temsilcilerinin neden seslerinin soluklarının çıkmadığını ve her fırsatta İsrail’in sözcülüğünü yaptıklarını şimdi daha iyi anlıyor musunuz?
****
Epstein'ın 72 dönümlük adasında birkaç villa bulunuyordu ve Karayipler'deki ABD Virjin Adaları'nın bir parçası olan St. Thomas kıyılarından yaklaşık 2 mil açıktaydı.
Vikipedi’de yer alan bilgilere göre; Jeffrey Edward Epstein Amerikalı finansör, çocuk cinsel istismarcısı ve seri tecavüzcüydü. Kariyerine Donald Barr tarafından diplomasız şekilde Dalton Okulunda öğretmen olarak alınmasıyla başladı. 1976'da okuldan kovuldu, bankacılık ve finans sektörüne girerek kendi firmasını kurmadan önce Bear Stearns'te çeşitli görevlerde çalıştı.
Elit bir sosyal çevre oluşturarak kendisi veya ortakları tarafından defalarca tecavüze, cinsel şiddete maruz bırakılan 1000'den (sayıya dikkat!!!) fazla reşit olmayan kız, genç ve genç kadını bu süre zarfında temin etti.
2005 yılının Nisan ayında Palm Beach, Florida'daki polisler bir yetişkinin 14 yaşındaki bir kıza liseden arkadaşı olan başka bir kız aracılığı ile ulaşıp, villasında kendisine para karşılığı erotik masaj yapmasını istediği ihbar edilince başlatılan soruşturma sonrasında 30 Haziran 2008'de biri 18 yaşından küçük iki genç kızı fuhuş amaçlı istismardan hüküm giydi. 13 ay boyunca gözetim altında kalan Epstein hakkında inceleme yapan federal yetkililer biri 14 yaşında, reşit olmayan tacize uğramış 36 kız çocuğu daha olduğunu tespit ettiler.
Epstein 6 Temmuz 2019'da Florida ve New York'ta küçük çocukları taciz etmek ve fuhuş nedeniyle hakkındaki suçlamalardan dolayı tekrar tutuklanıp cezaevine gönderildi. 10 Ağustos 2019'da kaldığı tek kişilik hücrede kendisini asarak 66 yaşında yaşamına son verdi.
Resmi bilgiler böyle söylese de Epstein’in daha fazla konuşmaması için öldürüldüğü iddia ediliyor.
ABD’li milyarder sapık Jeffrey Epstein’in kirli dosyalarından Fetö’nün avukatı Reid Weingarten'in Epstein'in de avukatlığını yaptığı ortaya çıktı.
Weingarten 15 Temmuz darbe girişiminden birkaç gün sonra Jeffrey Epstein'e "Önem derecesi yüksek" notuyla e-posta göndererek örgüt liderinin hayatından endişe duyduklarını ve bu nedenle ABD makamlarının harekete geçirilmesi için Epstein’in "Amerikan siyasetindeki nüfuzunu kullanması" gerektiğini ifade etmişti.
Bir sapık bir başka sapıktan yardım istemiş.
Peki şaşırdık mı?
Elbette hayır.
Dinler arası diyalog masallarıyla ahmak Müslümanları uyutan bir sümüklünün küresel çocuk istismarı ve fuhuş ağı liderini savunan avukattan medet umması tasmasını kimlerin tuttuğunu göstermiyor mu?
*****
ABD Adalet Bakanlığının yayımladığı belgeler arasında aynı zamanda New York Times muhabiri olan Thomas Jr. ile Epstein arasındaki e-posta yazışması yer alıyor.
Mailinde Robert Koleji'nin geçmişinden bahseden Thomas Jr, "muhafazakâr İslam’ın sosyal hayata ve eğitim sistemine gitgide daha çok sızdığı bugünün Türkiye'sinde, bu sene 150. yılını kutlayan Robert Koleji'nin misyonu hiç olmadığı kadar önemlidir." ifadelerini kullanıyor.
Gates Vakfından bağış istemek için Epstein'in fikrini sormuş Konuyu Gates Vakfı'na sunup sunmamak konusunda Epstein'in fikrini soran Thomas Jr, "DEAŞ'tan sonra Türkiye çok muhafazakâr bir yere doğru gidiyor. Biz de yönetim kurulu olarak, misyonunun çok önemli olmadığını düşünen bir hükümet altında ve bu atmosferde Robert Koleji'nin önemini insanlara anlatma çabalarımızı artırıyoruz." görüşünü paylaşıyor.
Robert Koleji ise konuyla ilgili “Landon Thomas Jr. o yıllarda Amerikan Mütevelli Heyeti üyelerimizden biriydi. Yazışmalar 2019’da ortaya çıkınca görevden ayrıldı. Hiçbir zaman okulumuzun yöneticisi olmadı. Türkiye’nin değerlerine bağlıyız” açıklamasını yaptı.
****
Yayınlanan Epstein belgeleri arasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan rahatsızlık duyduklarına dair yazışmalar da var.
“Erdoğan, Türk ordusunda tarihsel olarak İsrail ile iyi çalışanları temizliyor. Çöken Suriye durumu ve İran'ın bu NATO ülkesine karşı çok saldırgan tutumu ona güçlü müttefiklerin neden faydalı olduğunu hatırlatıyor olabileceği için şu an bazı pişmanlıkları olduğundan şüpheleniyorum. Yine de Türkiye'nin İsrail ve Kıbrıs'ın petrol ve gaz sahalarını taciz etmek için yaptığı çok saldırgan deniz manevraları da sinir bozucu. (Dolayısıyla, sadece bir 'size de kapak olsun' jesti olarak, İsrailli ajanların Türklere ve İranlılara endişelenecek daha fazla şey vermek için muhtemelen Kürtleri desteklemek üzere çalıştıkları söylenebilir.)”
Erdoğan, AB'den sevgi veya kabul görmediği için öfkeli, neo-Osmanlı kaslarını sergiliyor ve diplomatik olarak anlayışsız Netanyahu yönetiminden (Bibi'den ziyade koalisyonundan) gerçekten tiksiniyor... Köktendinci Müslüman sokağına oynamayı seçiyor ve Türkiye'de ve Orta Doğu'nun geri kalanında oldukça iyi bir iş çıkardı. Dökme Kurşun Operasyonu’ndaki (İsrail’in 27 Aralık 2008-18 Ocak 2009 tarihleri arasında Gazze Şeridi’ne düzenlediği terör saldırılarına verilen isim) şiddetli İsrail Gazze bombardımanından sonraki öfkeyi kullandı ve böylece Türkiye İsrail’i yarı yolda bırakıyor. Diğer kötü niyetli eylemlerin yanı sıra, yıllardır birlikte çalıştıkları uzun süreli İsrail istihbarat ajanlarını 'bildirildiğine göre' ele verdiler.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in çıkarlarına engel olmasından duyulan rahatsızlık, Erdoğan’ın İsrail ile iş birliği yaptığı yalanını üfüren ve bu yalanlara inanan (ne yazık ki bir bölümü muhafazakar ) müptezelleri utandırır mı dersiniz ?...
****
BBC News Türkçe’nin 3 Şubat 2026 tarihli internet sayfasından aldığım haber aynen şöyle;
“ABD Adalet Bakanlığı'nın paylaştığı yeni belgelere göre İngiltere'de kraliyet unvanları alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un eski eşi Sarah Ferguson, Jeffrey Epstein'e "Benimle evlen" yazan bir e-posta gönderdi.
Belgelerde Ferguson'un, Epstein'in çocuklara karşı seks suçu işlemekten cezaevinde olduğu dönemde de kendisiyle yazışmaya devam ettiği görülüyor.
Yazışmalarda kanuna aykırı bir duruma işaret etmiyor ancak bir zamanlar kraliyet ailesinin tanınan üyelerinden olan Sara Ferguson için "utanç verici" olarak değerlendiriliyor.
Ferguson'un 2009 tarihli bir e-postada "Benim için, hayatım boyunca istediğim bir erkek kardeş gibi olduğun için teşekkürler" dediği, 2010'da ise "Sen bir efsanesin. Bonkörlüğüne ve nezaketine duygularımı ifade edebileceğim kelime bulmakta zorlanıyorum. Emrine amadeyim. Benimle evlen" ifadelerinin yer aldığı bir e-posta gönderdiği anlaşılıyor.
Belgede Ferguson'un, Epstein Temmuz 2009'da cezaevinden çıktıktan beş gün sonra onu evinde ziyaret etmeyi planladığına işaret ediyor.
Epstein'in 23 Temmuz 2009'da bir asistanıyla yaptığı yazışmada Sarah Ferguson ve iki asistanı için uçak biletleri alma planları konuşuluyor, sonraki günkü bir diğer yazışmada ise British Airways'den 14 bin dolara bilet alındığı aktarılıyor.
Sarah adlı bir e-posta hesabından "Nereye gelelim? Ben, Beatrice ve Eugenie geliyoruz" mesajı gönderildiği ve Epstein'in yanıt olarak kendi ev adresini verdiği görülüyor.
O tarihlerde Prenses Eugenie 19, Prenses Beatrice ise 21 yaşındaydı.
2011'de Sarah adıyla gönderilen ve "Dük'ten" de bahseden (Andrew'un kraliyet unvanı York Dükü'ydü) bir mesajda şu ifadeler yer alıyor:
"Dük bir oğlunun olduğunu söyledi. Benimle iletişimi sürdürmesen de sevgim ve dostluğumla buradayım. Bebeğin için tebrikler."
Bundan dakikalar sonra gönderilen bir başka mesajda ise "Kayboldun gittin. Çocuğunun doğduğundan bile haberim olmadı" yazıyor:
"Benimle arkadaş olmanın nedeni Andrew'a ulaşmaktı, bu o kadar net ki. Ve çok can acıtıcı. Hayal edebileceğinden bile daha fazla."
Bugüne kadar Epstein'in bir çocuğu olduğu bilinmiyordu.”
Sarah Ferguson Epstein'in 13 ay hapis cezasına çarptırılmasından sonraki aylarda, cinsel suçluya defalarca kendisiyle evlenmesi gerektiğini söylemişti..
17 Eylül 2009 tarihli bir e-postada Sarah Ferguson, Jeffrey Epstein'e, harika bir vücuda sahip, bekar bir kadın arkadaşından bahseden flörtöz bir mail gönderdi. Ferguson, çocuk cinsel istismarı suçlarından hüküm giyen Epstein'e gönderdiği e-postada, onunla evlenebileceğini ve gizemli kadını da personel olarak işe alabileceklerini söylemişti.
2008 yılında SHÇEK Teftiş Kurulu Başkanı olarak görev yapmakta iken Sara Ferguson’un izin verilmediği halde kılık değiştirerek Türk işbirlikçilerinin de yardımlarıyla ve bağış yapma bahanesiyle Ankara Saray bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde gizli çekimle elde ettiği görüntülerin TV’lerde ve gazetelerde “Rezalet” olarak yayınlanması üzerine olayla ilgili soruşturma bizzat tarafımdan yürütülmüştü.
Bu soruşturma sonucunda Sarah Ferguson’un bağış yapmak için en ağır engellilerin bakım gördüğü bölümü görmek istediği, bu bölümü gezerken ekip arkadaşları gizli çekim yaparak, kendilerine ve başkalarına zarar vermemeleri için doktor raporları ile bazı önleyici tedbirler alınan agressif engellilere işkence yapıldığını iddia etmişlerdi.
Sarah Ferguson bir köşede engellilerle ilgileniyor görünürken ekip arkadaşlarından birisi tarafından bir engellinin bileklerinden bağlanan ipin duvardaki çiviye bağlanmaya çalışıldığını CD’deki görüntülerden tespit etmiştik.
Haber bültenlerinde bu görüntü zumlanarak verilirken çocukların ellerinden duvarlara bağlanmak suretiyle işkence yapıldığı iddia ediliyordu.
İzin verilmediği halde ziyaret yapılması, gerçek kimliklerin belirtilmemesi ve hatta tanınmamak için Sara FERGUSON’un kılık değiştirmesi, sadece kötü olarak tahmin edilen birimlerin gezilmesi, tek taraflı ve subjektif değerlendirmeler yapılarak mutlak surette hukuki koruma altında bulunan herkes gibi koruma altındaki özürlülerin gizli kamera kullanılarak sır alanına girilmesi, ortada bir rıza ve daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar bulunmadığına göre açıkça hukuka aykırı idi.
Bu nedenle sürekli bakım bölümlerinde gizli kamera kullanmak suretiyle çekim yapan ve bu görüntüleri ifşa etmek suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal eden eski, York Düşesi Sarah FERGUSON ile ekibinde yer alan Global Children’s Trust Örgütü; Para Toplama Müdürü, Proje ve Para Toplama Sorumlusu haklarında Türk Ceza Kanununun 134. maddesinin 1. ve 2. fıkraları doğrultusunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın bir örneğini ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına, tercüme edilen bir örneğini de Dışişleri bakanlığı aracılığı ile İngiltere’ye göndermiştik.
Hakkında dava açılan bu ahlaksız prenses para bağışı karşılığı davanın geri çekilmesi talebinde bulunmuş ise de bu talebi kabul edilmemişti.
Yıllar önce tıbbi yönden her türlü önlem alınarak bakım yapılan ağır engellilerle ilgili işkence ve kötü bakım suçlaması yapan Ferguson’un; çocuk istismarcısı, seri tecavüzcüsü, hatta çocuk kanı içmekten zevk alan bir ahlaksızla derin yakınlığı ne kadar aşağılık bir yaratık olduğunu gösteriyor.
Açıklanan Epstein belgelerinde kendi ülkesinin yayın organı tarafından bile ahlaksız olarak nitelenen Sara Ferguson hakkında açılan bir davaya dayanak olan dosyayı hazırlayan bir kamu görevlisi olarak hem devletimizin itibarını ve hem de engelli kardeşlerimizin haklarını korumak adına ne kadar doğru bir iş yaptığımızı şimdi çok daha iyi anlarken bu anımı değerli okurlarımla paylaşmak istedim.
