Hipersonik Balistik Füze YILDIRIMHAN, Türkiye düşmanlarının uykularını kaçırdı..

Türkiye SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda bugüne kadar ürettiği en büyük, en uzun menzilli füze olma özelliği taşıyan kıtalararası hipersonik balistik füze, YILDIRIMHAN’ı (ses hızının en az 5 katı ve üzeri, yaklaşık 6.175 km/sa+ hızda hareket edebilen, atmosfer içinde veya sınırında manevra yapma yeteneğine sahip, savunma sistemleri tarafından tespit edilmesi ve önlenmesi çok zor olan gelişmiş silah sistemleridir. ) tanıttı.

Fuarda tanıtımı yapılan bir önemli ürün de 42.000 lbf sınıfı GÜÇHAN turbofan motoru oldu. GÜÇHAN'ı gündemine alan ABD basını, motor sayesinde Türkiye'nin, ilk kez ABD'nin F-35 Lightning II ve F-22 Raptor hayalet savaş uçaklarına güç veren motorlarla aynı yüksek itiş gücüne sahip savaş uçağı motoru kategorisine girdiğini bildirdi. Yerli motor programı ile Ankara'nın ithal savaş uçağı motorlarına olan bağımlılığından kurtulma ve gelecekteki savaş uçağı üretimi, ihracatı ve uzun vadeli operasyonel özerkliği üzerinde tam kontrol sahibi olma çabası içinde olduğu ifade edildi. Haberde ayrıca, Türkiye'nin bu alanda artık ABD'ye ihtiyaç duymayacağı ve Pekin, Moskova ve Washington'un bu alanda en güçlü rakiplerinden biri haline gelebileceği aktarıldı.

120'den fazla ülke, 1.700 katılımcı, 100.000 metrekareyi aşan bir alanda.164 imza ve yaklaşık 8 milyar dolarlık dev anlaşmaların yapıldığı fuar Türk Savunma Sanayiinin gövde gösterisine dönüştü.

Savunma sanayiinde İkibinli yılların başında dışa bağımlılık % 80 iken günümüzde yerli ve milli üretim oranı %82-%83 seviyelerine kadar çıkarılırken, birçok üründe bu oran % 90'ların üzerine yükseldi.

Savunma ürünleri ihracatımızda 2025 yılında ilk defa 10 milyar doların üzerine çıkılırken, sadece Nisan ayında 962 milyonu geçti ve geçen yıla göre yüzde 28 artış oldu.

İlk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye bugün bu rakamı artık bir haftada gerçekleştirerek hem büyük bir başarıya imza atıyor ve hem de ürettiklerinden önemli bir gelir elde ediyor.

Bu büyük başarı savunma sanayii ürünlerini itibarsızlaştırmaya çalışarak Türkiye düşmanlarının değirmenine su taşıyan müptezellerin ne kadar büyük bir ihanet içinde olduklarını göstermesi açısından son derece değerlidir.

*****

Füzenin bir yüzünde Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid'in tuğrası burun kısmında ise Mustafa Kemal Atatürk'ün imzası bulunuyor.

MKE tarafından geliştirilen ve YILDIRIMHAN projesi kapsamında adı geçen füze sistemine Enfal-17 ismi verildi.

Enfal Suresi 17. ayette geçen "Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü; attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı..." mealindeki ayetin teknolojik ve manevi bir sembol olarak kullanıldığı değerlendiriliyor.

Osmanlı Devleti'nin 4. padişahı Yıldırım Bayezid, üstün askeri dehâsı, süratli fetihleri ve Anadolu Türk birliğini sağlama hedefiyle tanınan, cesur, asabi ama adil bir hükümdardı. "Yıldırım" unvanını 1386'daki Frenk Yazısı Savaşı'ndaki atılganlığıyla almış olup 1396 Niğbolu zaferiyle Avrupa'da ün kazanmış ve İstanbul'u kuşatan ilk Osmanlı padişahı olmuştur.

Atatürk ise kurtuluş savaşının önderi ve Cumhuriyetin kurucusudur.

Bu ülkenin gücünden ve güçlenmesinden rahatsızlık duyan demokrat görünümlü müptezellerin “yurtta barış cihanda barış” sözüne atıfla füzenin başlığında Atatürk’ün imzasının yer almasını ironi olarak nitelemeleri dışa vurmuş eziklik ifadesinden başka bir şey değildir.

Millî Savunma Bakanlığı AR-GE birimi tarafından geliştirilen ve Türkiye'nin bugüne kadar ürettiği en büyük, en uzun menzilli füze olma özelliği taşıyan kıtalararası hipersonik balistik füze YILDIRIMHAN’ın devasa görüntüsü, özellikle İsrail’in soykırımcı katil askeri ve sivil yöneticileri ile akılları bir karış havada Yunanlı fanatiklerin akıllarını başlarında almaya yetti.

İsrail merkezli Jewish Feed, "6.000 KM Menzil: Türkiye Avrupa'yı vurabilecek 'Yıldırım' Füzesini Tanıttı" başlıklı haberinde Tel Aviv'in endişelerini açıkça gözler önüne sererek şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye Milli Savunma Bakanlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi, İstanbul'daki SAHA 2026 savunma fuarında "Yıldırım" kıtalararası balistik füzesini resmen tanıttı. Bu kamuoyuna tanıtım, Ankara'nın askeri yeteneklerinde önemli bir dönüm noktası olup, bugüne kadarki en gelişmiş uzun menzilli silah sistemlerinden birini temsil etmektedir. Füzenin tanıtımı, Türkiye'nin küresel savunma ve havacılık teknolojisinde önemli bir bağımsız oyuncu olarak tanınma konusundaki artan hırsının bir işaretidir. Savunma Bakanlığı tarafından açıklanan teknik özelliklere göre, Yıldırım füzesi Mach 25 gibi inanılmaz bir hıza ulaşabiliyor. Yaklaşık 6.000 kilometre veya 3.728 mil menzile sahip olduğu belirtilen füze; Avrupa, Asya ve Afrika'nın büyük bir bölümünü kapsayabiliyor. Dört roket motoruyla çalışan füze, ana yakıt kaynağı olarak sıvı azot tetroksit kullanıyor ve bu da Türk havacılık ve uzay mühendisliğinde gelişmiş bir atılımı vurguluyor."

İsrail televizyon kanalı i24 te yapılan bir programda İsrailli sunucunun "Bu İsrail'e bir mesaj mı?" sorusuna konuklardan birisi şu dikkat çeken cevabı verdi.

“Muhtemelen. Görünüşe göre, bu İsrail'in de görmesi için tasarlanmış.
Bu aslında Türkiye'nin askeri kapasitesi açısından çok ciddi bir eşik atlama. Erdoğan bunu, Türkiye'yi küresel bir güce dönüştürecek kritik bir unsur olarak görüyor.
Türkiye ilk kez böyle bir iddiada bulunuyor ve görüntülerini paylaşıyor. Türk füze sanayisinin kesinlikle çağ atladığını söyleyebiliriz.”

İsrail merkezli BizPortal haber sitesinde Ofer Haber imzasıyla yayınlanan analize göre, Türkiye kamikaze insansız hava araçları (İHA) ve gezici silahlar konusunda "Amazon" benzeri bir merkez haline geldi.

Türkiye'nin kamikaze İHA ve dolanan mühimmatlarını mercek altına alan Tel Aviv basını, "Ankara artık sınırların ötesinde" diyerek, Türkiye'nin insansız sistemlerini artık bireysel araçlar olarak değil, seri üretimle sahaya sürülen bir savaş mimarisinin parçası olarak gördüğü aktartıldı.

Türk savunma sanayisinin gelişimine dikkat çekilen analizde, "Türkiye'de insansız sistem üretimi artık bir savunma sanayii faaliyeti değil, tam ölçekli bir endüstriyel ekosistem haline geldi. Gökyüzünde adeta ölümcül bir uğultu ile birlikte Türk yumruğu var." ifadelerine yer verildi.

Türk savunma sanayisinin gelişimiyle Türkiye'nin çok önemli bir konuma yükseldiğini yazan Ofer Haber, "Türkiye'nin en büyük avantajı hızlı üretim kabiliyeti ve sahada test edilmiş sistemleri düşük maliyetle sunabilmesi" dedi.

Tel Aviv basını analiz haberinin son kısmında ise, insansız sistemlerin savaş sahasını daha otonom bir yapıya dönüştürdüğü aktarılarak, "Türkiye'nin bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri haline geldi. Yeni savaş paradigmasını belirliyor, var olan düzendeki tüm ezberleri bozuyorlar." ifadeleri kullanıldı.

Yerli ve Milli hipersonik balistik füze YILDIRIMHAN, Orta Doğu’da İsrail başta olmak üzere, Arap Yarımadası'nın tamamı (Yemen dahil), İran, Irak, Suriye.

Avrupa’da İspanya ve Portekiz'den Rusya'nın batısına kadar tüm Avrupa kıtası.

Asya’da Hindistan'ın kuzeyi, Çin'in batısı, tüm Orta Asya (Kazakistan, Özbekistan vb.), Pakistan ve Afganistan.

Afrika’da ise Kuzey Afrika'nın tamamı (Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas) ve Sahra Altı Afrika'nın kuzey bölgelerini (Nijerya, Sudan) doğrudan etkileyebilecek altı bin kilometrelik müthiş bir menzile sahip.

Hızı Mach 9 / Mach 25, yakıt Tipi: Sıvı Nitrojen Tetroksit, motor Sistemi: 4 Adet devasa roket itki motoru (nozul) olan YILDIRIMHAN bu teknik yapı sayesinde mevcut hava savunma ve füze sistemlerini etkisiz bırakabilecek hipersonik hız seviyelerine çıkabiliyor.

YILDIRIMHAN sadece İsrail’i değil, onun ibrikçiliğini yapan Yunanistan’ı da çok endişelendirdi.

Birçok Yunan sitesi Türk balistik füzesinin detaylarını paylaşıp, Türk savunma sanayinin geldiği noktaya dikkat çekerken Newsbreak sitesi “Yunanlılar başlarına ne geldiğini asla anlayamayacaklar” başlığıyla manşete taşıdığı haberinde şu değerlendirmeyi yaptı.

“Eğer bu menzil gerçek kapasiteye karşılık gelirse, Avrupa’nın tamamını, Orta Doğu’yu, Asya’nın yarısını ve Afrika’nın yarısını kapsayabilecektir. MIT’in vitrin sayfası Turkish Century (Türkiye Yüzyılı), Aselsan’ın yeni başarılarını kutladı. Turkish Century, ilgili videoyu yayınlayarak videonun hangi kıyıları kastettiğini de açıkça belirtti: ‘Yunanlılar başlarına ne geldiğini asla anlamayacaklar. Dediğimiz gibi; bir gece ansızın... Bir sabah uyanacaklar ve artık donanmaları olmayacak. Türkiye’nin yanındaki adaları yasadışı bir şekilde silahlandırmaya devam edin.’ Kesin olarak bildiğimiz şey, Türk savunma sanayisinin gerçekten de büyük adımlar attığı ve bir çatışmada Yunanistan’ı çok zora sokabileceğidir.”

Geçmişte adamlar yapıyor biz bakıyoruz deniliyordu.

Şimdi Türkler yapıyor onlar almak için kuyruğa giriyor.

Bundan sonrasını düşmanlarımız ve içimizdeki işbirlikçileri düşünsün.

****

Bence SAHA Fuarına en önemli ziyareti balıkları ürküttüğü için roket denemelerine karşı çıkan CHP Genel Başkanı Özgür Özel yaptı.

Milli imkanlarla üretilen savunma sanayii ürünlerinin ne kadar değerli ve önemli olduğunu bizzat görerek fark ettiğini aşağıdaki açıklamalarından anlıyoruz.

"Genel olarak memnunuz. Etkilenmediğim yok burada hepsi harika" dedi. Yerli muharip uçak KAAN'a özel ilgi gösteren Özel, "KAAN’ın başarısını kimse küçük görmesin. Bu Gazi Mustafa Kemal’in koyduğu hedeftir. Kim bir tuğla koyduysa Allah razı olsun Bugün burada kıymetli bir iki saat geçirdik. Gördüklerimizden, duyduklarımızdan büyük memnuniyet duyduk. Mümkün olduğu kadar çok standı ziyaret ettik ve bir yandan KAAN'ı gördük, bir yandan AKINCI'yı gördük, TB3'ü gördük. Bir yandan geldik ALTAY tankını ziyaret ettik. Bir tarafta gençlerimizin uzayla ilgili geliştirmeye yönelik projeleriyle ilgili hem projelerini gördük hem beklentilerini dinledik. Bu anlamda son derece önemli. Türkiye açısından, daha doğrusu şu yaşadığımız son birkaç yıl dünyaya birçok şey öğretti. Hem Ukrayna'da, Rusya-Ukrayna savaşı hem de İran'da yaşananlar bir kez en başta hava savunmasının ne kadar önemli olduğunu hepimize öğretti. Biz çok uzun süredir, örneğin içeride iki yıl önce başlamış olan yeni nesil fırkateynimizle ilgili bilgi aldık. Bu Türkiye'nin 20 yıldır geciktiği bir proje. Bugün yeni nesil bir hava savunma fırkateyniniz olduğunda, örneğin Kıbrıs'ın önüne onu çektiğinizde akşam rahat rahat uyursunuz”.

Sayın Özel’in gerçeği kabul ettiği bu tavır elbette önemlidir.

Ülke güvenliği ve ülke savunması iktidarın sorumluluğunda olsa da partiler üstü bir konudur ve bu konuda yapılan çalışmalar herkes tarafından desteklenmelidir.

Çünkü savunma sanayii devletin gücünü ve yeteneklerini yansıtır.

Bu güç ve yetenek sayın Özel’in de ifade ettiği gibi geceleri hepimizin rahat uyumasını sağlar.

Sayın Özel bu ziyarete keşke İHA ve SİHA’ların yatlardaki rakı balık alemlerini izlemek için uçurulduğunu iddia eden ve Habertürk'te katıldığı bir programda "Öyle bir noktadayız ki, Cumhuriyet tarihinde ilk kez devletin ordusu Katar’a satılmış. Ben değer biçemiyorum, 20 Milyar dolar olduğu söyleniyor, 50 Milyon dolara satılmış” iftiralarını atan Ali Mahir Başarır’ı, “eskiden JİTEM vardı, şimdi aynı görevi SİHA'lar yapıyor” diyen Sezgin Tanrıkulu’nu ve “seçimi kazanırsak İHA’lara SİHA’lara dokunacağız” diyen altılı masanın görünmeden göbekte yer alan ortaklarından Ali Babacan’ı da götürseydi.

İçeriden ve dışarıdan yapılan bütün engellemelere rağmen savunma sanayiinin gurur veren başarısını görerek bundan sonra daha dikkatli üslup kullanmalarına katkıda bulunabilirdi.