Kim, kimin dostu?

İspanya’da Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi (PES) ve İlerici İttifak'ın (PA) ortak düzenlediği Küresel İlerici Seferberlik (GPM) toplantısına katılan Özgür Özel: “Hafta sonu herkes sevdikleriyle beraberdi, ben dostum Pedro Sanchez ile birlikte İspanya'daydım. Erdoğan da dostu Netanyahu'yla. Netanyahu ile kayıkçı kavgası yapacak, her desteği Trump'tan alacak” diyerek yalanlarına bir yenisini eklerken, “71 bin tane İsrailli bebek öldü, kadın öldü, çocuk öldü” diyerek soykırımcı İsrail’in katlettiği 71 bin Filistin’liyi İsrail’li olarak ifade edecek kadar büyük bir gaflet sergiledi.

Bu sözlerinin üstünden 24 saat geçmeden yine manidar bir açıklama daha yaparak; "Biz İsrail ile saftayız ve birlikteyiz" dedi.

Bu ifadeler basit bir dil sürçmesi olarak görülemez, çünkü dervişin fikri ne ise zikri de odur.

Dil her seferinde İsrail’den yana söylüyorsa ortada derin bir muhabbet var demektir.

Derin bir muhabbet derin bir dostluğun işaretidir.

Filistin’i savunuyor görünerek, İsrail’e destek veren zihniyet ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın gerçeği bir şekilde ağızlarından kaçırıveriyor.

Özgür Özel İsrail sevgisini perdelemek için Sanchez’in kendi dostu, Netanyahu’nun da Sayın Cumhurbaşkanının dostu olduğu yalanını söyleyebiliyor.

Oysa ortalama zekaya sahip olan herkes biliyor ki İsrail’in katliam ve soykırımlarıyla ‘71 bin Filistinli bebek, kadın ve çocuk, çocuk öldürüldü.

Filistin’e destek veren bir akıl hiç “İsrail ile saftayız ve birlikteyiz" diyebilir mi?

Bu açıklamalar dışında bir de gerçeğe ışık tutan görüntüler var.

Alttaki iki resme baktığınızda Sanchez’in kimin dostu olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Özgür Özel’in hayran ve baygın bakışlarla izlediği Sanchez onun farkında bile olmadan diğer konuklarla ilgilenirken, diğer fotoğrafta Sanchez’in Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile samimi görüntüsü dikkatlerden kaçmıyor.

Toksik sosyoloji dışında bu fotoğraflardan hangisi bir dostluk görüntüsü veriyor diye kime sorarsanız sorun Sanchez’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte olduğu fotoğrafı gösterir.

Kaldı ki Pedro Sanchez’in toplantı ile ilgili olarak yaptığı sosyal medya paylaşımında Özgür Özel’e yer vermemesi meselenin platonik bir dostluktan ibaret olduğunu gösteriyor.

İşin Sanchez ile ilgili kısmı böyle ama bir de Özgür Özel’in Netanyahu ile aynı ifadeyi kullanarak HAMAS’ı bir terör örgütü olarak ilan etmesi var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan HAMAS’ı Filistin’in Kuvayı Milliye’si olarak ilan ederek her durumda destekleyip savunduğuna göre HAMAS’a düşman Netanyahu’nun nasıl dostu oluyor?

Ya da şöyle soralım;

Netanyahu’nun çok büyük bir kin ve nefret duyduğu ve kundaktaki bebeleri bile büyüyünce HAMAS’lı olacaklar diyerek alçakça katletmelerine gerekçe yaptığı, HAMAS’ı Netanyahu ile ayrı ifade ile terör örgütü olarak tanımlayan Özgür Özel neden Netanyahu’nun dostu olmuyor?

Hırsınız aklınızın önüne geçerse işte böyle zırvalarsınız.

Hatırlarsanız Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Mısır’a gerçekleştirdiği ziyarette yaptığı açıklamada; “İsrail barış istemiyor. İsrail yayılmacılık peşinde. İsrail'i kayıtsız şartsız dinleyenler bu vahşetin baş sorumlusu. Netanyahu tüm bölgeyi ateşe vermek istiyor. Savaş suçlularının yeri parlamento kürsüsü olamaz. Bu yer sanık sandalyesi olmalı. İsrail bombalarla öldüremediği Gazzelileri bilerek aç, susuz bırakıyor. Biz bunu durdurmak için yoğun diplomasi yürütüyoruz. Orta Doğu'da barışın yolu bağımsız Filistin devletinin kurulmasından geçiyor. İsrail bu konuda bir dayatmada bulunamaz. Soykırım davasına müdahil olmak için çarşamba günü Lahey'e dosyamızı sunacağız. İsrail'in yaptığı her kötülüğü ABD'nin arkadan süpürmeye çalışması artık kabul edilemez. Bölge İsrail'in eylemlerini artık kaldıramaz. İsrail'in tasmasını sahipleri ele almalı." Diyerek haklı bir eleştiride bulunmuştu.

Normalde bu açıklamaya cevabın Netanyahu’dan gelmesi gerekirken bir zamanlar Abdullah GÜL’ün prensi iken şimdi ise Özgür Özel’in prenslerinden olan Namık TAN’dan geldi.

Namık Tan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Dışişleri Bakanı'nın İsrail için "tasmalı" ifadesini kullanmasını diplomatik dile aykırı bulduğunu belirterek, Fidan'ın sözlerini "öfkeye yenik düşerek, sokak ağzıyla konuşmak" olarak nitelendirdi.

Bununla da yetinmedi, Bakan Fidan'ı "hezeyana kapılmakla" suçlayarak bu tarz söylemleri Türkiye'nin diplomatik ağırlığına yakışmadığını ifade etti.

71 bin masum kadın, çocuk, yaşlı, hasta masumu öldüren İsrail’ e gösterilen bu hoşgörü İsrail/Netanyahu sevgisinin en net dışa vurumudur.

Değerli gazeteci Abdulkadir Selvi bu olayla ilgili olarak kaleme aldığı 12 Ağustos 2025 tarihli Hürriyet Gazetesindeki yazısını; “Namık Bey siz de sevgili İsrail’inizi şefkat ve merhamet sahibi olarak göklere çıkarın! O zaman Gazze kasabı Netanyahu sizinle gurur duyar.” Diyerek bitirmişti.

Hakan Fidan’ın cesur ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanına yakışan açıklamasını hezeyana kapılmak olarak niteleyerek Netanyahu’nun gururunu okşayanlar neden Netanyuha’nun dostu olmuyor da Tayip Erdoğan dostu oluyor?

Mesele dostluk ise Sayın Özel’in dostluklarından(!) hatırladığımız çok taze bir örnek var.

Sadece “yolsuzluktan arınalım” dedikleri için yüzlerce partilinin jet hızıyla ihraç edildiği CHP’de, sevgililerini kendi belediyesinde işe yerleştirdiği yetmezmiş gibi başka bir CHP’li belediyede de işe yerleştirecek kadar pişkin ve yüzsüz, bankamatik memuru yaptığı belediyle çalışanı sevgilisi (yani metresi) ile otel odasında beline doladığı havluyla yarı çıplak polise kapıyı açacak kadar ÖZGÜR ve ÖZEL bir hayat yaşayan, Uşak’taki işyerlerini haraca bağlayarak krallığını ilan eden Özkan Yalım’ın ihraç edilememesi Özgür Özel’le derin(!) dostluklarına(!) bağlanıyor.

Darısı düşman başına diyerek bu güzel dostluğun(!) belgesini okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.

Kart zamparaya tepki gösteremeyenler mehterana sırtlarını döndüler

23 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü, Türkiye'nin dört bir yanında olduğu gibi Gaziantep'te de coşkuyla kutlandı.

15 Temmuz Demokrasi Meydanında yapılan kutlamalara katılan Enes Kaan Yılmaz Anaokulu çocuk mehter takımı büyük ilgi görürken CHP İl başkanı Vakkas Acar ve ekibi çocuklara sırtlarını dönerek mehteranı protesto ettiler

Vakkas Acar, "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda, çocuklarımızın saray kültürüne özendirilmesini protesto ediyoruz. Bu özentiye karşı olduğumuzdan dolayı izlemedik ve onlara arkamızı döndük" diyerek eylemlerini savunurken 23 Nisan Resepsiyonunda bu protesto ile ilgili görüşü sorulan Özgür Özel,Ben bir şey görmedim ama mutlaka ya bir yanlış anlaşılmadır ya da yanlış açıdır; yoksa öyle kimse mehtere sırtını dönmez bizde” Diyerek hepimizin gördüğü gerçeği inkâr etti.

Aşağıdaki resimden de anlaşılacağı üzere ortada bir yanlış anlama ve yanlış açı yok.

Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle "Sultanlık diyerek padişahlık diyerek mehter marşımızdan bile Cumhuriyet karşıtlığı üretmeye çalışıyorlar. Komik desen komik değil, mantıklı desen mantıklı değil. Rahmetli Ahmet Kaya’nın o meşhur şarkısındaki gibi nereden baksan tutarsızlık nereden baksan ahmakça."

Bu kadar net bir konuda bile gerçeği inkâr eden Özgür Özel’in “sütte leke var arkadaşlarımızda yok, bizde zimmet yok, rüşvet yok, irtikap yok, belediye başkanlarımızın hepsi tertemiz yapılan operasyonlar siyasidir” söylemi size inandırıcı geliyor mu?

Küçücük çocuklardan oluşan mehter gösterisine saray kültürüne özendirildiği için sırtlarını dönen partililer; otel odasında çocuğu yaşındaki belediye çalışanıyla basılan, Özkan Yalım’a ve onu ihraç etmekten korkan parti yönetimine, pavyon kapılarında, meyhanelerde tavlanan ve iradesini para ile satan delegelere neden sırtlarını dönemiyorlar?

Gecenin bir yarısı Keçiören belediye başkanı Mesut Özarslan’a; Hırsız olduğunuz, şerefsiz olduğunu kabul ediyorsun. – Anladım ki sen bir hırsızsın! – G*tünü kurtarmaya çalışıyorsun. – Sen gerçek bir hırsızsın! – Alçak köpek! – S*ktir git! – Senin yerin onların yanı. – Hak ettiğin yeri buldun, s*ktir git. – Senin dürüst adamlarla işin yok! – Yalaka! – Karaktersiz p*ç! – Karakterin olsaydı Mansur Yavaş’ı satmazdın. – Yolsuz olduğunu, hırsız olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin. – Elime düşeceksin. – Acırsam namerdim. – Bizim hırsızlarla işimiz yok. – Seni doğuran ana senden utanır! Mesajları atarak hakaret ve tehdit etmek hangi kültürün eseri ki sesleri solukları çıkmıyor da küçücük çocuklardan oluşan mehter takımına sırtlarını dönüyorlar.

Mehter gösterisine sırtlarını dönenlerin; pavyon kültürü, meyhane kültürü, zamparalık kültürü, otel odalarında alem, zimmet, rüşvet, irtikap, vurgun, haraç, küfür, hakaret ve tehdit kültürüne sırtlarını dönememeleri utanç verici bir ikiyüzlülüktür.

Türk kültürünün köklü sembollerinden olan, güçlü ritmik yapısı, yüksek sesli vurmalı/üflemeli çalgıları ve coşkulu melodileriyle orduya moral, düşmana korku veren ve temel amacı askeri motive etmek olan mehter marşlarından rahatsızlık duyanların ana muhalefet partisinde siyaset yapmaları gerçekten ibretliktir.