TAPUN VAR AMA MALIN SENİN Mİ? TÜRKİYE MÜLKİYET GÜVENCESİNDE 93. SIRADA
126 ülke arasında 93. sıra. Bu bir istatistik değil, bir uyarıdır: Elindeki tapu, malını korumaya yetmiyor.
Türkiye'de mülkiyet güvencesi kağıt üzerinde var, sahada yok. Kanunlar tamam, ama uygulama öyle değil. Ve bu sistemin faturasını sen ödüyorsun.
KADASTRO HATALARI: Tapuda sen varsın, arazide başkası
Kadastro yapılırken sınırlar hatalı girildi, okuma yazma bilmeyenler üzerinden işlem yapıldı, yollar unutuldu. Bugün birçok yerde tapu ile arazi birbirini tutmuyor.
Uyarı: Tapundaki parseli arazide tam olarak bulamıyorsan, o mal senin değil demektir. Düzeltmek istersen mahkemeye gidersin. Dava yıllar sürer.
YOL YOKSA MAL YOK
Tarlan var ama yolu yok. Resmî kayıtlarda yol görünmüyor. Parselini bölmek, satmak ya da ekip biçmek için bile yola ihtiyacın var. Devlet 50 yıl önce kadastroda yol eklemeyi unuttu. Bugün sen bunun bedelini ödüyorsun.
Uyarı: Arazine giden yol yoksa, o arazi üzerinde gerçek bir tasarruf hakkın da yok. Bunu düzeltmek için de mahkeme.
HİSSELİ YAPI TUZAĞI: Bir gecede 100 hissedarın olabilir
İmar uygulaması veya toplulaştırma yapıldı. Sonuç? Senin tek malın, kim olduğunu bilmediğin 20, 30, bazen yüzlerce kişiyle hisseli hale geldi.
Uyarı: Hissedarlarını tanımıyorsan, o hissedarlardan biri kendi payını satabilir. Malın zamanla elden çıkmaya başlar. Buna "mülkiyet" denmez, buna "zamanlı bomba" denir.
MAHKEME ZORUNLU: Hakkını almak 5 yıl sürüyorsa, o hak yok demektir
Kadastro hatası var. Yol yok. Hisse karmaşası oluştu. Ne yapacaksın? Devlet "mahkemeye git" diyor. Mahkeme masraflı, uzun ve yorucu. Güçlü olan kazanıyor.
Uyarı: Hakkını aramak için yıllarca uğraşmak zorunda kalıyorsan, o sistem mülkiyet güvencesi sunmuyordur. Sana sadece dava hakkı sunuyordur.
DENETİM YOK: İşlemler tek taraflı yürüyor
Bağımsız bir denetim mekanizması yok. Yapılan işlemi kabul edeceksin ya da dava açacaksın. Vatandaşın itiraz hakkı teoride var, pratikte yok. Çünkü itiraz etmek = mahkeme masrafı + zaman kaybı.
Uyarı: İdarenin yaptığı hatayı düzeltecek bir mekanizma yoksa, o idare istediği gibi parsellerini oynatabilir, yerini değiştirebilir, hissedarlara bölebilir. Sen sadece seyredersin.
SON SORU: TAPUN GERÇEKTEN GÜVENCE Mİ?
Şimdi kendine sor:
Tapundaki parseli arazide tam olarak bulabiliyor musun?
Sınırların belli mi, yoksa komşunla her an davalık mısın?
Hissedar olduğun bir mal var mı? Kim olduklarını biliyor musun?
Hakkın yenilirse, bunun için mahkemede yıllarca uğraşmaya gücün ve zamanın var mı?
Tek bir soruya "hayır" dediysen, resmî kayıtlara göre malın var ama gerçekte yok demektir.
Türkiye'nin 126 ülke arasında 93. sırada olması tesadüf değil. Bu, senin ve milyonlarca vatandaşın yaşadığı sorunların ortalamasıdır.
Mülkiyet güvencesi tapu vermekle sağlanmaz. Tapu ile arazi örtüşecek, sınırlar net olacak, hisseli kaos olmayacak, mahkeme zorunluluğu doğmayacak. Bunlar yoksa, sadece tapun var demektir. Güvence yok.