Görevlerini yapmayan yöneticiler yerine sokak hayvanlarına mı sorumluluk versek?

Ankara/Keçiören’de yaşayan Tunahan Yılmaz'ın sahipsiz köpeklerin saldırısı sonucu ağır yaralandığı olaya ilişkin açılan manevi tazminat davasında; mahkeme, kusurlu olduklarına kanaat getirdiği Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Keçiören Belediyesi'nin aileye 5 milyon lira tazminat ödemesine karar verdi.

Bu rakam bugüne kadar verilen en yüksek tazminat tutarı olarak dikkat çekerken bundan sonra yaşanması muhtemel benzer olaylar için de bir emsal özelliği taşıyor.

Aralık 2023'te Keçiören ilçesine bağlı Kafkaslar Mahallesi'nde meydana gelen olay tarihinde 10 yaşında olan Tunahan Yılmaz, okula giderken uğradığı başıboş köpeklerin saldırısı sonucunda, ağır yaralandı.

3 ay boyunca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yapılan ameliyatlardan sonra Mart ayında taburcu edilen Tunahan’a 26 Haziran 2025'te aynı hastanede geçirdiği 15'inci büyük operasyonla deri nakli yapıldı.

İki yıllık süre içinde Tunahan'ın 15 ameliyat geçirdiği ve tıbbi operasyonların bundan sonra da devam edeceği için okuluna gidemediği/gidemeyeceği ve davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçeleriyle Ankara 8'inci İdare Mahkemesi; sahipsiz hayvanların -başta köpekler olmak üzere- korunması, bakımı, gözetimi, saldırgan olanlarının eğitilmesi ve sahiplendirilmeleri, hayvan bakımevlerinin kurulması gibi görev ve sorumlulukların valiliklere, büyükşehir ve ilçe belediyelerine ait olduğuna hükmederek manevi tazminatın olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığı belirtildi.

Yaşanan bu olay nedeniyle Tunahan'ın vücudunda çok sayıda yaralanma meydana geldiği, birçok açık yaranın bulunduğu, kuduz tedavisi gördüğü, başındaki yaranın başka bir bölgeden doku nakli ile kapatılmış olduğu, vücudunun çeşitli yerlerindeki açık yaraların pansuman ile kapatıldığı ve izler bıraktığı, yoğun bakımda kaldığı ve hareketsizlik nedeniyle bacağındaki damara pıhtı attığı, beslenme bozukluğunun oluştuğu, öz bakımını yapamadığı ve eğitim hayatına da evde devam ettiği şeklinde özetlenebilecek mağduriyetleri değerlendiren mahkeme, olayda kusuru bulunan davalı idarelerce müştereken/müteselsilen yasal faizi ile 5 milyon lira tazminat ödenmesine karar verdi.

Ailenin avukatı Aslıhan Ergün Ercan, "Mahkeme, olayın 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun değiştirilmeden önceki halinde, 'kısırlaştır, aşıla, sokağa sal' maddelerinin geçerli olduğu dönemde olmasına rağmen idarenin gerekli özeni göstermesi gerektiğini ve çocuğun başına gelenlerin bir karşılığı olmamasına rağmen, bir nebze acısını hafifletmek üzere şu ana kadar görülmemiş bir tazminata hükmettiğini ve bu kararın görevini yapmayan idarelere uyarı mahiyetinde olduğunu ifade etti.

CHP’nin yaptığı (17 maddelik değişikliğin 16’sı ile ilgili) iptal başvurusunu reddeden Anayasa Mahkemesinin de onayından geçen 5199 sayılı yasadaki değişiklikler gereğince artık sokakta başıboş köpek olmaması için yerel yönetimlere sorumluluk verildi.

Anayasa Mahkemesinin onayına rağmen CHP'li belediyelerin yasanın gerekliliklerini uygulamayacağını kaydeden CHP Genel Başkanı Özel, "O yasa CHP'li belediyelere zımnen cinayet işle diyor. Biz bu cinayeti işlemeyiz. O yasanın mahsurlu gördüğümüz yerlerini götürdük mahkemeye. Mahkemenin buradaki kararını maalesef üzüntüyle karşılıyorum. Mahkeme iptal edip, birkaç aylık bir süre verip yasama organının bu konudaki sıkıntılarını gidermesini talep etseydi, çok doğru, doğayı, hayvanı, insanı ve sevgiyi koruyan bir iş yapmış olacaktı. Bu fırsatı kaçırdı. Biz yasayı, yaşamı savunan bir yerden yorumlamaya devam edeceğiz." Diyerek başıboş sokak hayvanlarının Tunahan Yılmaz gibi masumlara vermeleri muhtemel zararları dikkate almadıklarını, bir başka ifadeyle sokaktaki başıboş köpeklere Tunahan ve benzeri mağdurlardan daha fazla değer verdiklerini göstermiş oldu.

Başıboş köpeklere gösterdikleri ilgiyi Ankaralılara göstermiş olsalardı Türkiye’nin Başkentinde günlerce süren su kesintileri olmazdı.

Anayasa Mahkemesi kararının “cinayet işle” olarak yorumlanması tam bir sorumsuzluk ve ikiyüzlülüktür.

Tunahan Yılmaz’ın başına gelenler vicdanlarını sızlatmadı mı?

Bu masum yavru ölseydi utanmayacaklar mıydı?

Kanun; “topla, besle, ıslah et” diyor, öldür demiyor.

Hukuk devletinde kimse işine gelen kanuna uyup işine gelmeyen kanuna uymamak gibi bir konfora sahip değildir.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi de dahil olmak üzere Mahkemeler kendilerini imtiyazlı zannedenlerin keyiflerine göre karar veren merciler değildir.

Yargı kararlarının eleştirilmesi hatta beğenilmemesi doğaldır.

Ancak; “ben yargı kararına ve kanuna uymam” demek ancak diktatörlüklerde olur.

Yasa meclisten geçtiğinde bir açıklama yapan Özgür Özel; “tüm itirazlara ve mücadeleye rağmen katliam yasası Meclis’ten geçmişti. Hukukçularımız ve grubumuz 180 sayfalık çok kapsamlı itiraz dilekçemize son şeklini veriyor. Anayasa Mahkemesi'ne yürütmeyi durdurma talebimizi de içeren başvurumuzu bu hafta yapacağız. AYM’nin hızla iptal kararı vereceğine inanıyorum. O tarihe kadar tüm siyasi partilerden belediye başkanlarını bu yasanın katliamla ilgili hükümlerini uygulamamaya davet ediyorum. Aksi, vicdanen olduğu kadar hukuken de sorumluluk doğuracaktır” diyerek yasanın uygulanmamasını istemişti.

Anayasa Mahkemesi taleplerini reddettiğine göre kanunla verilen görevleri yerine getirmemek vicdani ve hukuki sorumluluk doğurmuyor mu?

Bu açıdan bakıldığında görevlerini yapmayarak Tunahan Yılmaz’ın gerçekten can acıtan mağduriyetine sebep olan Keçiören belediyesi, Büyükşehir belediyesi ve Ankara Valiliğinin tazminat ödemeleri son derece isabetli ve hakkaniyete uygun bir karardır.

****

“Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneğince (GÜSODER) hazırlanan "Başıboş Köpek Sorunu Raporu"ndan derlenen bilgilere göre, Türkiye'de yaşayan yaklaşık 5 milyon sahipsiz köpek doğrudan veya dolaylı yollardan insanların ölmesine ve yaralanmasına neden oluyor.
Raporda, köpek popülasyonunun doğrusal değil üstel olarak arttığı, her doğan yavrunun yaşadığı varsayımıyla bir bölgedeki dişi ve erkek köpeğin bir yıl sonunda 16 yavrusu olduğu ve rakamın yıllara vurulduğunda popülasyonun katlanarak arttığı kaydediliyor.
Raporda, son 2 yılda Türkiye'de 50'si çocuk, 107 kişinin köpek saldırılarında hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre de Türkiye'de kuduz riskli temas sayısı 2023'te 438 bine ulaştı. Özellikle köpek dışkısından bulaşan ve çok ağır cerrahi maliyetleri olan "kist hidatik" hastalığı 2005-2019 arasında 8,8 kat arttı.
Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yayımladığı "Kuduz Riskli Temasın Yüksek Olduğu Ülkeler" ve "Kist Hidatik Tehlikesinin Yüksek Olduğu Ülkeler" haritasında "yüksek tehlike" kategorisinde yer alıyor.

ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, İrlanda, Finlandiya, Japonya, İsveç, Norveç, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerin dışişleri bakanlıkları, resmi internet sitelerinde Türkiye'ye gidecek vatandaşlarına "saldırgan başıboş köpekler" ve "kuduz" riski hakkında uyarılarda bulunuyor.

Öte yandan, raporda İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik ve Strateji Başkanlığının 2022'de yaptığı ankete göre, "Siz ya da yakınınız bir sokak hayvanının saldırısına uğradı mı?" sorusuna, ankete katılanların yüzde 13,6'sının "Ben uğradım.", yüzde 26,9'unun da "Bir yakınım uğradı." yanıtını verdiği aktarılıyor

En son 2021'de yıllık kuduz şüpheli temas sayısı yaklaşık 250 bine denk geliyordu. Fakat Sağlık Bakanlığı'nın son yayınladığı 2023 verilerinde 438 bine, neredeyse yarım milyon vakaya ulaştığı görüldü. Hayvanların nüfusu hızla arttığı için ve 16-17 çeşit agresyon modelinden sadece kısırlaştırmayla kurtulmak mümkün olamadığı için bu kadar etkileşim kaçınılmaz oldu. Aynı şekilde kontrolsüz üremeleri neticesinde özellikle kırsal alanda yaşayan insanlarımızın besi hayvanları, tavukları, ördekleri, koyun, kuzu, keçi hatta bazı yerlerde atlar bile bu nüfustan olumsuz bir şekilde etkilendiler." ( https://www.ntv.com.tr/turkiye/2-yilda-107-kisi-kopek-saldirilari-nedeniyle-hayatini-kaybetti 03.06.2024 )

*****

Elbette sokaktaki hayvanların da canları korunmalıdır

Ama bunun yolu o hayvanları başıboş bırakarak insanlara verdikleri ve vermeleri muhtemel zararlara göz yummak değildir.

Hiçbir gerekçe başıboş köpeklerin insanlara saldırarak yaralanmalarını makul gösteremez.

Yeni sokak hayvanları yasası, yalnızca hayvan sahiplerini değil, özellikle belediyeleri ve yerel yönetimleri doğrudan sorumlu kılmaktadır. Yasa uyarınca, belediyeler sokak hayvanlarının korunması, barınması, tedavi edilmesi ve sahiplendirilmesi için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdürler.

Yasada yer alan düzenlemeye göre, belediyelerin son onaylanan bütçelerinin belirli bir oranı hayvan bakımevlerinin kurulması ve işletilmesi için ayrılmak zorundadır.

Büyükşehir belediyelerinin bütçelerinin binde 3’ü, diğer belediyelerin bütçelerinin ise binde 5’i bu amaçla kullanılacaktır

Yasanın öngördüğü sorumlulukların yerine getirilmemesi halinde, belediyeler hakkında ciddi yaptırımlar uygulanacaktır. Özellikle: Hayvanların barınaklara alınmaması, Bakımevlerinde gerekli bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinin sunulmaması, Sokak hayvanlarının sahiplendirilmemesi veya kayıt altına alınmaması, gibi ihlaller söz konusu olduğunda, ilgili belediye başkanı ve belediye yetkilileri hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası uygulanabilecektir.

Ayrıca, belediyeler görevlerini ihmal ettiklerinde, idari para cezaları ve Bakanlık tarafından yapılacak denetimler de devreye girecektir.

Bu nedenle yeni düzenleme, yalnızca sokak hayvanlarının korunmasını değil, aynı zamanda belediyelerin bu konuda aktif, şeffaf ve sorumlu bir yönetim anlayışı benimsemesini zorunlu hale getirmiştir.

Sonuç olarak, kanunun uygulanmaması halinde tüm hukuki ve cezai sorumluluk belediyelere aittir. Vatandaşların da bu süreçte haklarını arayabilmeleri için yasal yollar açık bırakılmıştır.

Tunahan örneğinde olduğu gibi yerel yönetimler ve mülki makamların yasal yükümlülüklerini yerine getirmemeleri durumunda bundan sonra yüksek tazminat ödemelerinin önü açıldı.

Kusurlu idareler tazminatı karşılasa da burada temel sorun yasayla verilen görevlerini yapmayan kamu görevlilerinden kaynaklandığından ödenecek tazminatların sorumlulara rücu edilmesi şarttır.

Kamu kaynakları görevlerini yapmayan sorumsuzların babalarının malı değildir.

Başkan/mülki amir görevini yapmıyor ise cezayı neden yani halk ödüyor?

Yöneticiler sorumluluklarının bilincinde olup gereğini yaparsalar ne hayvanlar insanlara ne de insanlar hayvanlara zarar verebilirler.

Ne dersiniz?

Görevlerini yapmayan yöneticiler yerine sokak hayvanlarına mı sorumluluk versek?