Türkiye’nin taraf olmasını isteyen provokatörler boş durmuyor.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Macaristan sınırındaki Kanjia Belediyesi yakınlarında TürkAkım doğalgaz boru hattının Balkanlar’daki uzantısı üzerinde patlayıcı düzenekler bulunduğunu ve ülkenin hayati çıkarlarını hedef alan bir saldırı girişiminin engellendiğini belirterek şunları söyledi.

"İki sırt çantası ve çubuklar halinde iki büyük patlayıcı paketi bulundu. Bulduğumuz başka izler de var. Az önce durum hakkında Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile bir görüşme gerçekleştirdim. Çünkü burada kesinti olsaydı Macaristan’ın gazsız kalırdı ve biz de Sırbistan’ın kuzeyinde gazsız kaldırdık"

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Sırbistan askeri birimlerinin Sırbistan ile Macaristan’ı birbirine bağlayan kritik gaz altyapısı üzerinde bir patlayıcı düzenek ve onu aktive etmeye yönelik araçlar bulmasının ardından Macaristan, Sırbistan, Türkiye ve Rusya’nın TürkAkım doğalgaz boru hattını Avrupa boyunca korumak için kararlı önlemler alacaklarını açıkladı.

TürkAkım’a yönelik sabotaj girişimini "Macaristan’ın egemenliğine yönelik ciddi bir saldırı" olarak nitelendiren Szijjarto, Ukrayna’yı Rus petrolü ve gazının Avrupa’ya sevkiyatını engellemek için sert yöntemlere başvurmak ile suçlayarak: "Ukraynalılar daha önce Kuzey Akım boru hattını havaya uçurdu. Patlamanın ardından bunun arkasında Rusların olduğunu söylediler. Bu ise biraz mantıksız, hatta tamamen mantıksız. Ruslar kendi boru hatlarını niçin havaya uçursun. Önce Rusları suçladılar fakat sonra bunu Ukraynalıların yaptığı ortaya çıktı. Ardından Ukrayna üzerinden doğalgaz akışını kestiler. Sonra da Drujba (Dostluk) petrol boru hattını kapatarak Slovakya ve Macaristan’a petrol akışını durdurdular" dedi.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhii Tykhyi, sosyal medya hesabından yayınladığı; "Sırbistan’da TürkAkım boru hattı yakınında bulunan patlayıcılarla ilgili olayın yanlış bir şekilde Ukrayna ile ilişkilendirilmesini kesinlikle reddediyoruz. Ukrayna’nın bununla hiçbir ilgisi yoktur. Bu, büyük ihtimalle Moskova’nın Macaristan’daki seçimlere yoğun müdahalesinin bir parçası olarak Rusya tarafından gerçekleştirilen bir sahte bayrak operasyonu" açıklaması ile iddiaları reddetti.

Rus petrolünü Avrupa’ya ulaştıran ve Rusya’ya ciddi bir ekonomik katkı sağlayan boru hattına Rusya tarafından sabotaj yapıldığı iddiasına inanmak için ahmak olmak lazım.

Batının Zelensky gibi bir soytarıyı işbaşına getirerek şamar oğlanına döndürdüğü Ukrayna’nın adım adım tükenişinin sebebinin bu ahmaklık olduğunu ve bu ahmaklık sayesinde Ukrayna’nın topraklarının Rusya tarafından işgal edildiğini, yeraltı kaynaklarının ABD tarafından rehin alındığını, küresel çetenin çökmek istediği ülkelerde Zelenksky ve türevlerini iktidara getirmek için çaba gösterdiğini unutmayalım.

****

25 Mart’ta Rusya'dan yola çıkan Sierra Leon bayraklı Pergamon Denizcilik isimli Türk şirketine ait 'Altura' isimli 140 ton petrol yüklü ham petrol tanker, Rusya'nın Novorossiysk kentinden hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradı.

İstanbul Boğazı'na 14 mil mesafede İnsansız Hava Aracı (İHA) veya İnsansız Deniz Aracı (İDA) ile saldırıya uğradıklarını telsiz ile bildirdi. Patlamaya ilişkin açıklama yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Dron saldırısı değil insansız deniz aracı ile yapıldığını düşünüyoruz. Dış kaynaklı bir patlama, özellikle makine dairesine gemiyi devre dışı bırakma amaçlı bilerek yapılan bir saldırı. Türk 27 personelin sağlık problemi yok, yaralanma yok" dedi.

****

İran ABD/İsrail savaşı devam ederken İran’dan Türkiye’ye (Kürecik ve İncirlik hedef alınarak) ateşlenen dört füze hedefe varamadan havada imha edildi.

Türkiye muhataplarına gerekli uyarılarda bulunarak diplomatik kanallardan sabrının sonsuz olmadığının hatırlattı ama tuzağa düşmedi.

****

19 Ekim 2023’ten beri boş olan İsrail’in İstanbul konsolosluk binasına saldırı girişiminde bulunan üç hainden biri öldürüldü, diğer ikisi yaralı olarak ele geçirilirken polislerimizin dikkat ve cesaretleri sayesinde; yürüttüğü katliam ve soykırım politikası nedeniyle ülkeler nezdinde olmasa da halklar nezdinde büyük bir itibar kaybı yaşayan ve nefret objesi haline gelen İsrail’e hayat öpücüğü anlamına gelecek bir dış/üst akıl projesi sonuçsuz bırakılmış oldu.

Bina ikibuçuk yıldır boş olmasına rağmen batı basını olayı “İsrail’in İstanbul Başkonsolosluğu’na DAEŞ saldırısı” olarak verdi.

Eğer binaya girebilselerdi Türkiye boş binayı bile koruyamadı manşetleri atılacak belki de DAEŞ ile anlaşmalı bir saldırı yapıldığı iftirasında bulunulacaktı.

****

Baştan itibaren yazılanları dikkatlice okuduğunuzda Rusya Ukrayna ve İran ABD/İsrail savaşlarında tarafsızlığını koruyarak barışın gerçekleşmesi için çaba gösteren, bölgesinde kaos kargaşa ve gerginlik istemeyen Türkiye’nin bu rolünden rahatsız olanların ısrarla Türkiye’yi taraf olmaya zorlayacak davranışlarda bulunduğunu göreceksiniz.

Hemen hatırlatalım bunlar gündeme gelen olaylar.

Kim bilir, gündeme gelmeyen, devletimizin halkımızın huzuru bozulmasın titizliği ile önlediği ya da sonuçsuz bıraktığı başka ne provokasyonlar var7.

TürkAkım Boru Hattı, Rusya'nın Anapa kentinden başlayıp Karadeniz'in altından 930 km ilerleyerek Kırklareli/Kıyıköy'den Türkiye'ye giren 2 hatlı bir doğalgaz projesidir.

Toplam 31,5 milyar kapasiteli hattın bir kolu Türkiye iç şebekesine, diğer kolu ise Bulgaristan üzerinden Avrupa'ya gaz taşır.

1. Hat Lüleburgaz üzerinden Türkiye'nin mevcut doğalgaz dağıtım şebekesine bağlanır.

2. Hat Türkiye-Bulgaristan sınırına uzanarak Avrupa'ya doğalgaz tedarik eder.

Toplamda 15,75 milyar kapasite Türkiye'ye, diğer 15,75 milyar ise Avrupa'ya aktarılır.

Böylesine ekonomik ve stratejik bir önemi olan boru hattının devre dışı kalması Rusya, Türkiye, Bulgaristan, Macaristan ve Sırbistan’ın işine yaramadığına göre kimin işine yarar?

Bu durumda olağan şüphelinin kim olduğunu söylemeye gerek var mı?

Gelelim Rusya'nın Novorossiysk kentinden hareket ettikten sonra İstanbul Boğazı’na 14 mil kala vurulan Sierra Leon bayraklı Pergamon Denizcilik isimli Türk şirketine ait 'Altura' isimli 140 ton petrol yüklü ham petrol tankerine.

Gemi, yükü Rusya’dan aldığına ve İstanbul Boğazı’na 14 mil kala vurulduğuna göre mesaj kime verilmiş oluyor?

Elbette Türkiye’ye.

Türkiye bu tuzağa düşmedi, muhtemelen failin tespitini yaptı, zamanı gelince hesabını sormak üzere not etti.

Bu olayın hemen ardından İran’dan Türkiye’ye yönelik olarak ateşlendiği tespit edilen 4 füze imha edildi.

İran üst yönetimi bu füzelerin bilgileri dahilinde ateşlenmediğini söyleyerek birlikte inceleme yapılmasını önerdi.

Bu tezgâhı kuranlar (bunlar MOSSAD’a çalışan İranlılar da olabilir) Türkiye’nin hemen İran’a karşılık vererek ABD/İsrail’in ekmeğine yağ sürmesini beklediler.

Devlet bu provokasyona da gelmedi.

Tepkisini diplomatik ve uluslararası kurallara uygun bir şekilde ifade etti.

Elbette bu füzeleri ateşleyenler tespit edilmiştir.

Günü geldiğinde hesabının sorulacağından hiç şüphemiz yok.

Ülkemize yönelik provokasyonların bilinen son halkasını ise İstanbul’da ikibuçuk yıldır boş olan İsrail’in konsolosluk binasına yapılan saldırı girişimi oluşturdu.

Trump’ın ifadesiyle Obama tarafından kurulan ve bugüne kadar ABD/İsrail’in çıkarlarına hizmet eden, kâğıt üstünde İslami örgüt olarak gösterilen ama İslam’la ilgisi bir fahişenin namusla ilgisi düzeyinde olan DAEŞ, polislerimizi öldürme pahasına ikibuçuk yıldır boş olan bir binaya saldırarak İsrail’i hedef almayan bir saldırıyı İsrail hedefmiş gibi göstererek İsrail’in ve yandaşlarının Türkiye’ye karalamasına zemin hazırlamaya çalıştı.

Beslemelerden birisi öldürülürken diğer ikisi sağ ele geçirilmek suretiyle amaçlarına ulaşmalarına izin verilmedi.

İçişleri Bakanlığınca yapılan açıklamada; saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin, İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldikleri, ölü olarak ele geçirilen Yunus E. S.’nin dini istismar eden terör örgütüyle irtibatı olduğu, yaralı olarak ele geçirilen Onur Ç. ve Enes Ç. isimli diğer iki teröristin kardeş oldukları ve Onur Ç.’nin uyuşturucu kaydı bulunduğu bilgisine ulaşıldığı belirtildi.

DAEŞ’in eylem tarihinde İsrail’in direkt hedef alındığı tek bir saldırı girişimi olmadığı halde boş binaya saldırı girişimi son derece ince bir planın ürünüdür ve sonucu itibariyle İsrail’e yaramaktadır.

Katil ve soykırımcı İsrail’e hizmet eden bu aşağılık yaratıkların dini istismar etmeleri Fetö’yü hatırlatıyor.

Onlar da bir sümüklünün peşine takılıp, cemaat görüntüsüyle kamufle olup ABD/İsrail’e hizmet etmişler ve nihayetinde darbe yapmaya kalkışarak 252 kardeşimizi şehit edecek kadar alçalmışlardı.

Tam da turizm sezonunda ve artık güvenli olmayan Körfez ülkelerinden kaçan finans şirketlerinin İstanbul’da ofis açacakları ( ne yazık ki içimizde bundan da rahatsız olan Mahfiller var) haberlerinin ardından, güvensizlik algısına hizmet eden böylesine aşağılık bir eylemin kanı bozuk üç şerefsizin karar verdiği basit bir terör eylemi olduğuna inanmak için ahmak olmak gerekir.

Ebu Cehil’in günümüz temsilcileri Ebu Cehil’in yapamadığını yapmaya çalışıyor.

Bu aşağılık eylemi yapanların; sözde Filistin’e destek veriyor görünerek “Türkiye İsrail’e jet yakıtı satıyor,” “Türkiye İsrail ile ticaret yapıyor” yalanlarını söyleyerek İsrail’e destek veren ikiyüzlülerden hiçbir farkları yoktur.

DAEŞ bir ABD/İsrail projesidir. Onların amaç ve çıkarlarına hizmet eder.

İslamcı görüntü vermesi, eylemlerinden ötürü oluşacak tepki ve nefret te İslam’a yüklenerek bir taşla iki kuş vurulmasını sağlamak içindir.

İçimizdeki bu hainlere rağmen Türkiye’nin büyük devlet refleksiyle hareket etmesi, provokasyonlara gelmemesi, komşularının toprak bütünlüğüne saygıyı esas alan sağduyu, barış ve huzura katkı sağlayan politikaları, sözüne güvenilir ve saygın bir ülke olarak uluslararası arenada itibar görmesi yanında güvenliği ve istikbali için her türlü önlemi alacak güç, kuvvet ve kabiliyette olması bu aziz milletin mütevazi bir ferdi olarak bize gurur vermektedir.

Devlet ve hükümet etrafımızı saran ateş çemberinden etkilenmeyerek huzur içinde yaşayabilmemizi sağlamak amacıyla yoğun çaba gösterirken, birilerinin yönettikleri belediyeleri arpalığa çevirerek vurgun yapmalarını, çocukları yaşlarındaki metresleri ile otel odalarında alemlere dalmalarını, kurban keseceğiz diyerek para toplayıp tek bir tane dahi kurban kesmeyerek halkın dini duygularını acımasızca istismar etmelerini, metreslerini belediyelerde bankamatik memuru yapmalarını ve nepotizmin her biri Guinnes’e girecek nitelikteki örneklerini pervasızca sergilemelerini ibretle izliyoruz.

Böylesine kritik bir dönemde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Filistin’deki katliamlar nedeniyle ABD İsrail’in tasmasını eline alsın ifadesinden rahatsızlık duyacak kadar İsrail’e sevgi besleyen ve Sinop’taki roket denemelerine balıkları ürküttüğü gerekçesiyle karşı çıkan, güvenliğimiz için gerekli olan sınır ötesi operasyonların dayanağı olan tezkerelere hayır oyu veren, sınırımızda başkası olacağına YPĞG/PYD olsun diyen, ülkesini şikayet etmek için kapılarında beklediği batılı dostlarının(!) beş dakika bile randevu vermediği zihniyet iktidar olsaydı neler yaşanabileceğini hiç düşündünüz mü?

Siirt’te ara seçim değil YSK kararı ile yenileme seçimi yapıldı…

İBB ile başlayan ve oradan aldıkları ilhamla pervasızca ülke geneline yayılan vurgunların artık günlük hale gelen operasyonlarla ortaya dökülmesinden bunalan Özgür hem bu yükten kurtulmak ve hem de Ekrem İmamoğlu’nu milletvekili yaparak dokunulmazlık kazandırmak (böylece diyet borcunu da ödemiş olacaktır) suretiyle yargılamayı durdurmak için ara seçim söylemini sıklıkla dile getirmeye başladı.

Özel ara seçim konusuyla ilgili olarak; “Boşalmış sekiz milletvekilliği var. Meclis’in bir an önce bu boş sandalyeler için seçime gitmesi gerekir. Bu konuda da Meclis Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. 22 vekil istifa ettirerek ara seçim yapma işi, ilk 30 ayın işidir. Şu anda zaten ara seçim zorunluluğu vardır ve yapılmalıdır. Ara seçim yapılsın da 22 vekil için istifa kararı, nerelerde olacağı CHP’nin o an vereceği karardır. Ara seçim olmazsa Numan Bey ve iktidar partisi de anayasanın emrettiği bir seçimden kaçmanın sorumluluğunu taşır” diyerek haraçhane medyasına gaz verirken toksik sosyolojiye masal anlattı.

Mesele Özel’in anlattığı gibi değildir, zira Anayasa 78. Maddesi boşalan üyeliklerin sayısı Meclis üye tam sayısının yüzde beşine ulaşırsa ara seçimin üç ay içinde yapılmasına karar verileceğini öngörmektedir. Bu da 600 üyeli Meclis’te 30 milletvekilliğinin boşalması demektir.

Kaldı ki mesele sadece sayıdan da ibaret değildir. Çünkü bir milletvekilinin istifa etmesi, üyeliğinin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez. İstifanın Meclis tarafından da onaylanması gerekir.

Özgür Özel Mecliste bulunan sekiz boş koltuk için Anayasa gereği ara seçim yapılması gerektiği iddiasını güçlendirmek için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Siirt’te yapılan ara seçimle parlamentoya girdiği yalanını söylüyor.

Özellikle yalanını diyoruz çünkü birazcık okuması yazması olan ve asgari zekâ düzeyindeki herkesin çok rahatlıkla anlayacağı üzere 2002 ve 2003 yıllarında ülkemizde ‘ara seçim' yapılmamıştır.

03 Kasım 2002 tarihinde yapılan 22. Dönem Milletvekili seçiminde, Siirt seçim çevresinde yapılan seçimin, seçim kurallarına aykırı işlem ve eylemlerin kanıtlanmış olması ve seçim sonucunu etkiler nitelikte bulunması nedeniyle Siirt'teki seçimin iptali ve seçimin yenilenmesi ve yasa gereği 09.03.2003 günü yapılmasını karara bağlamıştır. Tayyip Erdoğan YSK kararı gereği yenilenen ve 09.03.2003 günü yapılan Siirt seçiminde milletvekili seçilmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu’nun herkesin ulaşabileceği aşağıda örneğini sunduğumuz 13.01.2003 ve 35 sayılı kararından da açıkça görüleceği gibi 09.03.2003 tarihinde Siirt’te yapılan seçim, ara seçim değil yenileme seçimidir.

Özgür Özel, blöfleri ile Meclisten seçim kararı çıkartabileceğini düşünüyorsa işi uzatmasına gerek yok.

Başka kendisi olmak üzere partisinden 22 milletvekili istifa eder sayı otuza tamamlandığı için TBMM bu istifaları kabul ederse üç ay içinde ara seçime gidilir.

Ya istifaları kabul edilmezse?

Bolu yöresine ait sevilen bir türkünün sözleri ile cevap verelim.

“Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi, sen bu işin sonunu düşünmedin mi?