“Hacı Murad-ı Veli Hazretleri”
Hacı Murad-ı Veli; hakkında yeteri kadar kaynak bulunmasa da Anadolu’da İslamiyet’in yayılmasına yönelik irşat faaliyetlerinde bulunan, Hoca Ahmed Yesevi’nin ekolünden gelen ilk veliler arasında olduğu kabul edilmektedir.
Hacı Murad-ı Veli’nin Eldivan ilçesi Seydi köyünde bulunan türbesinin sonradan hazırlanan kitabesinde şu ifadeler yer almaktadır;
“Hacı Murad-ı Veli’nin babası 12. yüzyılda Türkistan’da doğan Aliyyü-l Büka’dır. Hac vazifesini yaptıktan sonra Şam ve Urfa bölgelerine gittiğini, Urfa’da bulunan Halilülrahman camiinde kayyumluk yaptıktan sonra Tosya-Ilgaz bölgesine yerleşmiştir. Hacı Murad-ı Veli 1117 yılında Türkistan’da doğdu, babası ile birlikte hac vazifesini yaptıktan sonra 1187 yılında Seydi köyüne yerleşti. Hz. Muhammed’in soyundan gelen bir Seyyid olduğu için köyün ismi Seydi köyü olarak bilinmektedir. 1207 yılında burada vefat etmiştir. Hoca Ahmed Yesevi’nin İslam’ı yaymak üzere Anadolu’ya gönderdiği talebelerinden biridir. Pir Ali Çelebi, Elvan Seydi ve Abdulgaffar Çelebi olmak üzere üç oğlu ve ismini bilmediğimiz iki kızı vardır. Pir Ali Çelebi, Karabük ilinin Eskipazar ilçesinin Sade köyünde yaşayıp orada bir tekke kurmuş, daha sonra Ankara’nın Çubuk ilçesinin Selek köyüne yerleşmiştir. Kabri Selek köyündedir. Elvan Seydi, Çankırı ilinin Orta ilçesinin Elmalık beldesinde metfundur. Elvan Seydi’nin dergâhı ve ahırı yıkılmıştır. Ayrıca Elvan Seydi ile ilgili vakıf kayıtları da bulunmaktadır. Abdulgaffar Çelebi ve kızlarının kabirleri babasına ait türbenin içerisindedir. Çocuklarının da babalarının vefatından sonra Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslam’ın yayılmasına yönelik çalışmalar yaptıkları anlaşılmaktadır. “
Hacı Murad-ı Veli’nin oğullarından bir tanesinin ismi kitabede geçmemektedir. Bursa’nın İnegöl ilçesinin Şehitler köyünde meftun olan Hasan Dede türbesinin kapısındaki kitabede; ‘’Miladi 1350 senesinde Eldivan ilçesinin Seydi köyünden geldiği, babasının Hacı Murad-ı Veli olduğu, Çankırı Şabanözü ve Ankara’nın Çubuk ilçelerinden Kahya, Mansur, Çono ve Aka ailelerinin de Hasan Dede’nin yanına gelerek yerleştiği ifade edilmektedir.’’ Hasan Dede’nin Bursa’ya gittiği tarih kronolojik bakımdan Hacı Muradı Veli’nin yaşadığı dönem ile çelişmektedir. Hacı Murad-ı Veli’nin çocuklarının 1170-1270 yılları arasında yaşayabileceğini öngörecek olursak arada yaklaşık 100 yıllık bir fark görülmektedir. Bu da bize Hasan Dede’nin gittiği tarihin 1350 değil de 1250 yılı olduğunu veya Hasan Dede’nin Hacı Murad-ı Veli’nin torunu olabileceğini düşündürmektedir. Hasan Dede’nin Alevi olduğunu da ifade etmekte fayda var.
Hacı Murad-ı Veli ve Hasan Dede hakkında birinci el kaynağa ulaşamazsak da oğullarından Abdulgaffar Çelebi hakkında 1530 tarihli ‘’Karye-i Dümelü Vakf-ı Zaviye-i Abdulgaffar Çelebi’’ isimli bir vakıf kaydı bulunmaktadır. Osmanlı tahrir defterlerinde kayıtlı olan bu vakfın giderlerini karşılamak üzere Koçhisar kazasına bağlı Kayı karyesinin gelirlerinden 1631 akçe, Develü karyesinin gelirlerinden 1881 akçe gelir sağlandığı vakıf kayıtlarında mevcuttur. Vakfın Dümeli ve Türbe isimli köylerde bulunması, sadece evlada vakıf olması Hacı Murad-ı Veli’nin oğlu Abdulgaffar Çelebi ile doğrudan bağlantı kurmamızı sağlamaktadır.
Çankırı’nın Orta İlçesinin Elmalık beldesinde meftun bulunan Elvan Seydi ise Hacı Murad-ı Veli’nin diğer oğludur. Çobanoğullarından Mahmut Bey kendine ait olan Elmalık toprağını Elvan Seydi’ye bağışlamıştır. Bu bağış miladi 1298 senesinde gerçekleşmiştir. Çobanoğlu Mahmud Bey’in tarihi süreç içerisinde 1292- 1309 yılları arasında hüküm sürdüğünü göz önünde bulundurursak bu bağış ve vakfiyenin son derece güvenilir bir kaynak olduğu sonucuna ulaşmış oluruz. ‘’Elmalık Seyyid-i Bin Musallih Seyidi Vakfiyesi’’ isimli vakfiye Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde 1766 numarayla kaydedilen defterin 396 numaralı bölümünde mevcuttur.
Bu bilgiler ışığında Hacı Muradı Veli’nin oğullarından Elvan Seyit ve Abdulgaffar Çelebi’nin tarihi kişiliklerine doğrudan, Hasan Dede ve Hacı Murad-ı Veli’nin kendisine dolaylı olarak ulaşmaktayız.
Bizim kanaatimize göre Hacı Murad-ı Veli günümüz Eldivan ilçesi Seydi köyü bölgesinden geçen ipek yolunun kenarına kervansaray veya ahi zaviyesi tarzında bir yapı kurarak ilim ve irşat faaliyetlerini burada çocukları ile sürdürdü. Bununla beraber gelip geçen misafirlerin konakladığı, yiyecek ve içecek imkanlarından faydalandığı, yörenin ticaret, tarım, sosyal yardım işleri ve devletin ulaştıramadığı diğer hizmetleri topluma sundu. Aynı zamanda çağdaşı olduğu toplumda yaygın olan ahilik kaideleri çerçevesinde esnaf teşkilatlanması yaparak toplumun din, fen, kültür ve ticaret hayatına yön vermiş bir Alperen, bir Veli, bir Ahi Şeyhidir.