Bir İnsan Gidiyor, Bir Şehir Ayağa Kalkıyor: Çünkü O Bir “Devlet Adamıydı”
Çankırı bugün bir valinin gidişine üzülüyorsa, bu tesadüf değildir.
Bu bir protokol refleksi hiç değildir.
Bu, ne resmî nezaketin ne de alışkanlığın sonucudur.
Bu, insanlığın, samimiyetin ve adaletin karşılık bulmasıdır.
Vali Mustafa Fırat Taşolar, bu şehre “üstten bakarak” gelmedi.
Makama sığınıp mesafe koymadı.
Koruma duvarlarının arkasına saklanmadı.
Ceketini çıkarıp halkın arasına karıştı.
Çocukla çocuk, büyükle büyük oldu.
Kimi zaman kimisi sokakta karşılaştı, kimisi parkta ve selamsız geçmedi.
Ve en önemlisi:
Çankırılıyı, yıllardır kendi seçtiklerinin vermediği kadar ciddiye aldı.
Bugün herkesin sorması gereken soru şudur:
Bir şehir bu kadar üzülüyorsa, neden bugüne kadar seçtiklerimiz giderken bu kadar sessiz kaldık?
Çünkü onlar değer vermedi.
Çünkü onlar ulaşılmaz olmayı marifet sandı.
Çünkü “Ben vekilim”, “Ben başkanım”, “Benim makamım var” diyerek kendilerini halktan kutsal ilan ettiler.
Biz ne yaptık?
Kendi elimizle seçtiklerimizi ulaşılmaz hale getirdik.
Yanına varılamaz, sözü kesilemez, eleştirilemez hale getirdik.
Sonra da bize yukarıdan baktıklarında şaşırdık.
Onlar ise bir çocuğun göz hizasına eğilmeyi,
bir yaşlının elini tutmayı,
bir garibanın derdini dinlemeyi kendilerine “zaman kaybı” saydılar.
Çoğu zaman da bunu sırf şov olsun diye fotoğraf kareleri, videolar için yaptılar.
Ama Vali Mustafa Fırat Taşolar bunları devlet ciddiyetine aykırı görmedi.
Aksine, devlet olmanın özü saydı. Ve en doğrusu da buydu. İnsanlara değer vermek zaten budur.
İşte bu yüzden tabii ki de gidişi sessiz olmayacak.
İşte bu yüzden bir şehir yüreğinden sızladı.
İşte bu yüzden insanlar “Bir vali gitti” demedi,
“Bir insan gitti. Bu şehirden bir vali geçti. Adam gibi adamdı.” dedi.
Bugün Çankırı’nın gösterdiği bu tepki, siyasete verilmiş açık bir derstir.
Sandıkta oyunu aldıklarınızı, insan yerine koymadığınız sürece o koltuğun, o makamın bir anlamı yoktur.
Makamlara çıkanların en büyük yanılgısı şudur:
O koltukların kendilerine ait olduğunu sanmaları...
Hayır.
O koltuklar emanettir.
Ve bu emaneti kendi ihtirasları, kendi lehlerinde kullananlar, günü geldiğinde sessizlikle uğurlanır.
Vali Mustafa Fırat Taşolar ise sessizlikle değil,
dua ile, gözyaşıyla, içtenlikle uğurlanacak.
Çünkü değer verdi.
Çünkü saygı gösterdi.
Çünkü insanı merkeze koydu.
Bugün siyasiler aynaya bakmalıdır.
Ve kendilerine şu soruyu sormalıdır:
“Ben görevden ayrılsam, bu şehir benim için ne hisseder?”
Eğer cevabı bilmiyorlarsa,
bilmeliler ki sorun halkta değil, kendilerindedir.
Çankırı bir devlet adamını tanıdı. Ve onu unutmayacak.
ÇÜNKÜ TARİH, MAKAMLARI DEĞİL,
İNSANLIĞI OLANLARI YAZAR.
