Ekonomik krizin çaresizliğinde doğan kooperatifler, bugün hem arsa sahiplerini hem de üyeleri mağdur etmeye devam ediyor. Çözüm bekleyen sorun ise her geçen yıl daha da derinleşiyor.
2018 yılında baş gösteren enflasyon dalgası ve ardından gelen küresel salgın, dünyanın dört bir yanında ekonomik dengeleri sarstı. Her kriz döneminde ilk yara alan sektör olan inşaat bu kez de darbeden nasibini aldı. Artan nüfus baskısı ve derinleşen ekonomik istikrarsızlık, ülkemizde ciddi bir konut krizinin fitilini ateşledi. 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş depremleri bu krizi katmerleştirdi. Ülke genelinde hissedilen sarsıntının en ağır faturasını ödeyen şehirler arasında Çankırı öne çıktı.
KOOPERATİFLER: ÇÖZÜM MÜ, YENİ SORUN MU?
İnşaat firmalarının birbiri ardına iflası üzerine, ilimiz halkı yapı konut kooperatiflerini pratik ve erişilebilir bir çıkış yolu olarak benimsedi. Ne var ki bu tercih, zamanla çok daha derin sorunların kapısını araladı. Zira söz konusu kooperatiflerin büyük çoğunluğu, bugün herhangi somut bir üretim ortaya koyamadıkları gibi hem arsa sahiplerini hem de üyelerini ciddi biçimde mağdur etmeye devam etmektedir.
Genelleme yapmak adil olmaz; ancak yönetim ve denetim kurullarını inşaat sektörüyle hiçbir ilgisi olmayan kişilerin oluşturduğu kooperatiflerin sayısı, bu küçük ilde herkesin malumudur. Bu deneyimsizlik, ekonomik kırılganlığın hâlâ yüksek olduğu ortamda hem arsa sahiplerine hem de üyelere ağır bir bedel ödetmektedir.
İlimizde on yılı aşkın süredir devam eden, tamamlanamamış — belki de tamamlanmak istenmeyen — kooperatiflerin varlığı bu gerçeğin somut yansımasıdır.
“Kendi malıma, malım diyemiyorum.” — İlimizdeki arsa sahiplerinin ortak feryadı
İKİ TARAFIN DA ÇARESİZLİĞİ
Üyeler cephesine bakıldığında tablo bir o kadar düşündürücüdür. Maliyetin büyük bölümünü üstlenen bu kişiler, yönetim süreçlerine aktif katılımdan kaçınmakta; ödedikleri aidatları çoğunlukla takip etmemektedir. Bu pasiflik, hesap sorma mekanizmalarını işlevsiz kılmakta; fırsatçılığa zemin hazırlamaktadır.
Arsa sahipleri ise bambaşka bir çıkmazın içindedir. Hukuken iş sahibi konumundaki bu insanlar, işlerin ilerlemesi umuduyla pek çok meşru hakkından sessizce vazgeçmek zorunda kalmaktadır. Hukuki yola başvurduklarında süreç uzamakta, dairesine kavuşmak hayal olmaktadır. Başvurmadıklarında ise teslim tarihi geçen yapıdan kaynaklanan kira kayıplarına katlanmak kaçınılmaz hale gelmektedir. Bıçak kemiğe dayandığında açılan davalar ise belki de tek güvencesi olan malvarlığını kurtarmak isteyen insanları yeni borç yükleriyle baş başa bırakmaktadır.
YASAL DÜZENLEME: İYİ NİYET, AĞIR SONUÇ
2021 yılında yapılan yasal düzenleme, var olan sorunu daha da girift bir hale getirmiştir. Bu düzenlemeyle birlikte yapı konut kooperatiflerinin müteahhitlik belgesi alabilmesi için arsanın mülkiyetinin önce kooperatife devredilmesi zorunlu kılınmıştır. Oysa bizzat yaşanmış acı deneyimler, arsa sahiplerini tapu devrinde son derece haklı biçimde tereddütlü kılmaktadır. İyi niyetle hazırlanan bu yasal çerçeve, pratikte her iki taraf için de aşılması güç bir engele dönüşmüştür.
ARTIK BEKLEME LÜKSÜMÜZ YOK
Çankırı, son yıllarda hızlanan büyüme ivmesiyle yeniden gündemin merkezine taşınmaktadır. Tam da bu nedenle, görece sessiz ama son derece derin bu soruna kayıtsız kalınamaz. İnsanların sabrı tükenmiştir; yıllardır biriken hayal kırıklığı artık su yüzüne çıkmaktadır. Yetkili makamların bu gerçeği ciddiye alarak somut ve kalıcı adımlar atması artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Vatandaşlara düşen ise kooperatiflerde aktif sorumluluk üstlenmek ya da katılımdan kaçınarak bu kısır döngüye zemin hazırlamaktan vazgeçmektir. Kalıcı çözüm, ancak gerçek bir hesap verebilirlik kültürünün inşasıyla mümkün olacaktır.