Sayıların bile ikna edildiği, tebliğin yoruma, hesabın hayale, gerçeğin sessizliğe dönüştüğü bu büyük matematik çağında herkes yerini bilmekte, halk da bu ilmin doğruluğunu kabul edip huzur içinde yaşamaktadır.
Türkiye matematikte öyle bir sıçrama yaptı ki dünya bilim tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Matematik icat olalı sayılar hiç bu kadar cesur olmamıştı. 2,58-₺ çarpı 2 işlemi, klasik matematikte 5,16-₺ ederdi. Ama bizde öyle değil. Biz bu hesabı çağ atlatarak 12,34-₺’e ulaştırdık. Bu sonucu bugüne kadar ne Pisagor gördü, ne Newton hayal etti, ne de Einstein rüyasında bile kurabildi. Ama bizim belediyeler buldu. Hem de tek tek değil, topluca.
Cumhurbaşkanlığının “emlak değerleri en fazla iki kat artar” kararıyla yola çıkıldı, iş daha da bilimsel hâle getirildi. Ardından 1319 sayılı Kanuna dayanılarak yayımlanan Tebliğ’de açık açık denildi ki: 2026 yılı emlak vergi değeri, 2025 yılındaki değerin iki kat fazlasını geçemez. Yani sade Türkçesiyle, en fazla üç kat olabilir. Matematik bu kadar netti. Ama bizim matematik burada durmadı, şahlandı. Köydeki kıraç tarlanın emlak beyan değeri 2,58-₺ idi. Buna göre en fazla 7,74-₺ olması gerekiyordu. Ama biz işi büyüttük, 12,34-₺’e ulaştık. Alkış.
Köydeki arsanın 2025 yılı emlak beyan değeri 38,18-₺ idi. Tebliğe göre üst sınır 114,54-₺ olmalıydı. Ama bu kadar sıradan bir sonuç bize yakışmazdı. Belediye dedi ki biz tebliğe bakmayız, biz geleceği görürüz. Sonuç 140-₺. Bu başarıdan sonra sadece belediyelere değil, Tebliğ’i bu kadar yaratıcı yorumlayan herkese ödül verilmesi gerekir.
Tarım da bu bilimsel devrimden geri kalmadı. 2018 yılında 96.000-₺’ye alınan traktör için öyle bir formül bulundu ki, rakam o kadar büyüktü ki artık adı konamadı. Matematik literatürüne “iks” olarak geçti. Sonuç ortada: 96.000-₺ × X = 2.500.000.-₺. Bu X’in ne olduğu hâlâ bilinmiyor. Bu oranı bugüne kadar ne iktisatçılar çözdü, ne matematikçiler hesaplayabildi, ne de gelmiş geçmiş ilim sahibi insanların zekâsı yetti. Ama piyasa buldu.
Tapuda döner sermaye ücreti 2022 yılında 500-₺ idi. Bugün 6.600-₺ seviyesine ulaştı. Bu rakam, belki asırlarca araştırıldı ama bulunamadı. Orta Çağ simyacıları boşuna uğraşmış. Taşı altına çevirememişler ama tapu işlemini altına çevirmek bu sisteme nasip olmuş.
Gelir İdaresi Başkanlığı ise matematiği sadece geliştirmekle kalmadı, niyet okuma alanında da çağ açtı. Vatandaş diyor ki ben evi 10-₺’ye sattım. Devlet diyor ki hayır, sen onu 100.000-₺’ye sattın. Nereden biliyorsun diye sorulunca cevap hazır: Ben fala inanmam, fala bakmam ama senin aklından geçeni okurum.
Marketler de bu büyük matematik devriminden nasibini aldı. Etiketinde 3,5-₺ yazan sabun, kasada yeni bir çağa geçiyor. 3,5-₺ × 0,50 = 52,500-₺. Yüzde 20 zamla 35-₺’ten 345-₺’e ulaşmak artık bilimsel bir başarıdır. Bunu şu ana kadar hiçbir bilim insanı bulamadı ama marketçi buldu.
Dünyanın diğer milletleri bizi hayranlıkla izliyor. Matematiği bu kadar özgün, bu kadar yaratıcı kullanan bir devlet ve millet karşısında artık herkes şunu biliyor: İnsanlığın kurtuluşu Türkiye’dedir.
Bu yazı bir şaka değil.
Gülüyorsanız, çünkü acı.
Sessiz kalıyorsanız, çünkü sıra size gelmedi.
Ama unutmayın, bu matematik herkese bir gün uğruyor.