Tapu İşlemlerine Avukat Zorunluluğu: Vatandaşı Korumak mı, Vatandaşı Soymak mı?
Son günlerde medyada dolaşan bir haber var. Tapu işlemlerinde avukat bulundurulmasının zorunlu hale getirileceğine dair bir kanun tasarısından söz ediliyor. Eğer bu doğruysa, bu mesele sıradan bir düzenleme değildir. Bu mesele doğrudan doğruya vatandaşın cebine uzanan bir eldir.
Öncelikle şunu açıkça ifade edeyim: Avukatlara karşı değilim. Avukatlık, hukuk devletinin temel mesleklerinden biridir. Adaletin tecellisi için vazgeçilmez bir meslektir. Ancak mesele avukatlık değildir. Mesele, zaten ağır yük altında olan vatandaşın sırtına yeni bir yük bindirilmesidir.
Küçücük bir şehirde doksan avukat varsa orada zaten bir sorun olduğu ortadadır. Bu sorunun çözümü, vatandaşın tapu işlemini yaparken cebindeki son kuruşu da almak değildir.
Bugün bir taşınmazın alım satımına bakın. Vatandaşın karşısına kaç kapı çıkıyor?
Önce belediye çıkıyor. Emlak beyan değeri için istenen belgeler, ıslak imzalı yazılar, çeşitli harçlar… Bu belgeler çoğu zaman binlerce liraya mal oluyor.
Ardından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü geliyor. Döner sermaye adı altında alınan ücretler zaten başlı başına büyük bir gelir kaynağı haline gelmiş durumda.
Hemen yanında Gelir İdaresi bekliyor. Alıcıdan da satıcıdan da vergi alınıyor.
Müteahhitler piyasada renkli rüyalar görüyor.
Emlakçılar öyle bir büyüdü ki bazıları çocuklarının sünnetine bile helikopter kiralayacak kadar zenginleşti.
İş takipçileri tapu müdürlüğünün kapısında bekliyor. Vatandaşın çaresizliğini fırsata çevirmek için adeta av bekler gibi bekliyorlar.
Tapu memuru çoğu zaman vatandaşa “bugün git yarın gel” diyor.
Vatandaş zaten bu işlemlerle yorulmuş, cebindeki para erimiş, sabrı tükenmiş.
Şimdi bunların yetmediği düşünülüyor olmalı ki bir de avukat zorunluluğu getirilmeye çalışılıyor.
Soruyorum: Bu nasıl bir akıldır?
Bu nasıl bir düşüncedir?
Allah “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız” buyuruyor. Siz ise insanların hayatını daha da zorlaştıracak yeni kapılar açıyorsunuz.
Bir vatandaş düşünün.
Elli yıl çalışmış.
Bir ev alabilmek için ömrünü vermiş.
Bir arsa alabilmek için yıllarca biriktirmiş.
Şimdi tapuya gittiğinde ona deniliyor ki:
“Bunun için bir de avukat tutacaksın.”
Peki bir avukatın ücreti ne olacak?
Avukatlık asgari ücret tarifesi var.
Ama vatandaşın yaşama tarifesi yok.
Bir soru daha soruyorum.
Milli piyango alırken neden avukat istemiyorsunuz?
Spor Toto oynarken neden avukat gerekmiyor?
Bankaya para yatırırken neden avukat gerekmiyor?
Ama vatandaş bir taşınmaz almak istediğinde birdenbire avukat zorunluluğu gündeme geliyor.
Bunun sebebi nedir?
Vatandaşı korumak mı?
Yoksa yeni bir gelir kapısı açmak mı?
Eğer gerçekten amaç sahtekârlığı önlemekse, çözüm çok basittir.
Tapu sistemini düzeltin.
Denetimleri artırın.
Hatalı işlemleri engelleyin.
Vatandaşın cebine yeni bir yük bindirmek çözüm değildir.
Eğer gerçekten amaç vatandaşın hakkını korumak ve hukuki hataları önlemek ise bunun yolu vatandaşı zorunlu olarak avukat aramaya göndermek değildir. Zaten devlet tapu işlemlerinden ciddi miktarda harç ve döner sermaye geliri elde etmektedir. O halde yapılması gereken şey çok daha makul ve adil bir çözümdür. Devlet, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü bünyesinde kadrolu ve maaşlı avukatlar istihdam eder. Bu avukatlar tapu müdürlüklerinde işlem sırasında hazır bulunur, vatandaşın haklarını korur ve hukuki sorunları anında çözer. Böyle bir sistem hem vatandaşın kapı kapı dolaşıp avukat aramasını önler hem de işlemlerin daha sağlıklı yapılmasını sağlar. Üstelik bu yöntem genç hukukçular için yeni bir istihdam alanı açar ve işsizliği de azaltır. Vatandaşın cebinden yeni bir ücret çıkarmadan, devletin zaten aldığı harçlar içinde bu hizmet rahatlıkla karşılanabilir.
Bu düzenleme gerçekleşirse taşınmaz piyasası daha da daralacaktır.
Fiyatlar daha da yükselecektir.
Alım satım zorlaşacaktır.
Sonunda mülk sahibi olmak daha da zor hale gelecektir.
Bütün bunların sonunda kaybeden kim olacaktır?
Zenginler değil.
Kaybeden yine gariban vatandaş olacaktır.
Bir kanun yapılırken şu sorunun sorulması gerekir:
Bu düzenleme Allah rızası için mi yapılmaktadır, yoksa bazı çıkar çevrelerinin rızası için mi?
Eğer bir kanun halkın hayatını kolaylaştırmıyorsa, o kanun vicdanlarda kabul görmez.
Eğer bir düzenleme vatandaşın cebini boşaltıyorsa, o düzenleme toplumda öfke doğurur.
Bu nedenle yapılması gereken şey açıktır.
Tapu işlemlerini kolaylaştırmak gerekir.
Masrafları azaltmak gerekir.
Bürokratik yükleri kaldırmak gerekir.
Vatandaşın zaten zor olan hayatını daha da zorlaştıracak düzenlemelerden uzak durmak gerekir.
Aksi halde bir gün insanlar şu soruyu yüksek sesle sormaya başlayacaktır:
Bu düzenlemeler gerçekten halk için mi yapılıyor, yoksa halkın sırtından yeni gelir kapıları açmak için mi?