Tapu müdürlüğü sıradan bir kamu dairesi değildir.
O masada imzalanan bir işlem, bir insanın ömür boyu biriktirdiği emeğin kaderini belirler.
Bir ev, bir tarla, bir işyeri, bir miras hakkı…
Hepsi tapu sicilinde anlam kazanır.
Bu nedenle tapu teşkilatı, klasik bir evrak kontrol makamı değil; yarı yargısal bir hukuki denetim makamıdır.
Tapuya güven ilkesi neden hayati önemdedir?
Türk Medeni Kanunu m.1023’te düzenlenen tapu siciline güven ilkesi, taşınmaz hukukunun temel taşıdır. Sicile güvenerek iyi niyetle hak kazanan kişinin korunması, ekonomik düzenin ve mülkiyet güvenliğinin teminatıdır.
Ancak bu güven, sadece kanun maddesiyle sağlanmaz.
Uygulama kalitesi zayıfsa güven ilkesi tartışmalı hale gelir.
Bir vatandaş tapuya girdiğinde şu üç soruya içtenlikle “evet” diyebilmelidir:
Burada hukuk uygulanıyor mu?
Kararlar kişiye göre değişir mi?
Bu kurum benim hakkımı korur mu?
Eğer cevap tereddütlü ise, sistem alarm veriyor demektir.
Tapu müdürlüğü neden yarı yargısal bir makamdır?
Tapu müdürü;
Fiil ehliyetini değerlendirir.
Temsil yetkisini yorumlar.
Şirket imza sirkülerini inceler.
Kooperatif kararlarını denetler.
Vekâletnamenin kapsamını yorumlar.
Elbirliği ve paylı mülkiyeti çözümler.
Bu görevler sıradan memuriyet değil; hukuki muhakeme gerektirir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası mülkiyet hakkını güvence altına alır.
Bu hakkın uygulama alanı tapu sicilidir.
Dolayısıyla tapu müdürlüğü, idari olmakla birlikte fonksiyonel olarak yarı yargısal bir nitelik taşır.
Sorun nerede başlıyor?
Uzmanlık gerektiren bir makam, genel idare mantığıyla yürütüldüğünde:
Alan bilgisi zayıflar.
Takdir yetkisi belirsizleşir.
Keyfilik algısı oluşur.
Vatandaş güvensizlik hisseder.
Takdir yetkisi bilgiyle birleşmezse, korkuya dönüşür.
Korku ise yasakçılığa dönüşür.
Oysa tapu müdürlüğü “git, işin olmaz” makamı değildir.
“İşin nasıl olur” makamıdır.
Ne yapılmalı?
Birincisi: Tapu müdürlüğü için uzmanlık kariyer modeli oluşturulmalıdır.
En az belirli süre saha tecrübesi,
Zorunlu mesleki yeterlilik sınavı,
Sertifikalı hukuk eğitimi,
Sürekli hizmet içi eğitim şartı getirilmelidir.
İkincisi: Yarı yargısal niteliğe uygun kurumsal yapı kurulmalıdır.
Atama ve disiplin süreçleri, alan uzmanlığını esas alan bağımsız bir meslek kurulu tarafından yürütülmelidir.
Üçüncüsü: Takdir yetkisi şeffaflaştırılmalıdır.
Rapor talebi varsa yazılı ve somut gerekçe olmalıdır.
Vatandaş için hızlı itiraz mekanizması bulunmalıdır.
Standart değerlendirme protokolleri oluşturulmalıdır.
Neden bu reform şarttır?
Tapu siciline güven azaldığında:
Mahkemeler iptal davalarıyla dolar.
Ekonomik işlemler yavaşlar.
Yatırım ortamı zarar görür.
Vatandaş devlete mesafe koyar.
Güçlü tapu sistemi ise:
Mülkiyet hakkını sağlamlaştırır.
Ekonomik güveni artırır.
Toplumsal adalet duygusunu besler.
Devletin itibarı, en çok vatandaşın mülkiyetine gösterdiği saygıyla ölçülür.
Tapu müdürlüğü sıradan bir büro değil; mülkiyet güvenliğinin kapısıdır.
Eğer bu kapıda bilgi, tecrübe, hukuk ve insan onuru birlikte bulunursa, tapuya güven ilkesi tartışmasız güçlenir.
Aksi halde kanun maddeleri güçlü olsa bile uygulama güven üretmez.
Bugün tartışılması gereken mesele şudur:
Tapu müdürlüğü bir idari memuriyet mi kalacak,
yoksa uzmanlık temelli yarı yargısal bir meslek mi olacaktır?
Tapuya güven, Türkiye’nin hukuk devleti olma iddiasının turnusol kâğıdıdır.