“Orta Çağda üç büyük hadise meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi İslamiyet’in doğuşu ve Hristiyanların hakimiyetindeki bölgeleri fethetmesi, ikincisi Türklerin büyük güçlerle doğudan batıya yönelerek İslamiyet’in sancağını daha ileriye taşıma politikası, üçüncüsü ise bu hadiselerin reaksiyonu ile ortaya çıkan Haçlı Seferleri’dir. “ Işın Demirkent hocanın bu tespiti bugün gerçekleşen hadiseleri daha net anlamamız için temel referansımızdır.
18-28 Kasım 1095 yılında toplanan Clermont konsilinde papa II. Urbanus toplanan kalabalığa doğru seslenerek: “Doğu’da bulunan Hristiyan kardeşlerinizi Türk ve Arap Müslümanların baskı ve zulmünden kurtaracak, kutsal toprakları (Kudüs) tekrardan fethedecek büyük bir sefer yapacağız” çağrısında bulundu. Aynı zamanda bunun bir hac yolculuğu olduğunu, bu sefere katılacak olanların, bu savaşta ölenlerin günahlarının anında af olacağını, kilisenin bütün hacıları ve mallarını koruyacağının garantisini verdi.
Bu düşüncelerle yola çıkan haçlı ordusu geçtikleri bölgelerde insanların malına ve canına kastederek, görülmemiş düzeyde vahşet, yağma, tahrip ve işkenceler yaparak insanlık tarihi için utanç verici hadiselere mahal verdiler.
1 Ağustos 1096 yılında Balkanlar üzerinden İstanbul’a ulaşan ilk haçlı grubu, Selçuklu Devletinin başkenti İznik’i ele geçirdi. Daha sonra Selçukluların bütün güzergâh boyunca mücadelelerine rağmen Uluborlu, Yalvaç, Akşehir, Konya, Niğde ve Maraş üzerinden Antakya’ya ulaşmayı başardılar. Ayrıca Efes, Alaşehir, Denizli, Tarsus, Kayseri, Adana ve Urfa’da işgal faaliyetleri gerçekleştirdiler.
Bu dönemde Anadolu’yu yurt yapmak için mücadele eden Türkler, Bizans’ın yanı sıra Haçlılara karşı da savaşmak durumunda kalmıştır. Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan hakimiyetindeki Türkler I. Haçlı Seferlerinde ağır kayıplar vermiş, devletin başkentini Konya’ya taşımak zorunda kalmıştır.
Haçlı ordularının asıl amacı Anadolu’yu yurt edinme çabası içerisinde bulunan Türkleri buradan çıkartmak, Kudüs başta olmak üzere bütün yakın doğuyu ele geçirmekti. Büyük ölçüde hedefine ulaşan I. haçlı orduları 15 Temmuz 1099 yılında Kudüs’ü ele geçerek büyük bir katliam gerçekleştirdiler.
I. Haçlı seferleri ile Urfa Kontluğu (1097-1144), Antakya Prensliği (1098-1268) ve sonrasında Trablus Kontluğu (1109-1298) kuruldu.
Birinci haçlı seferi 1096-1099 tarihleri arasında gerçekleşti. Bu ilk sefer tarihçiler arasında amacına ulaşmış olarak kabul edilmektedir.
İkinci haçlı seferi 1147-1149 tarihleri arasında gerçekleşti ve başarısızlıkla sonuçlandı.
Üçüncü haçlı seferi 1189-1192 yılında gerçekleşti ve Kudüs geri alınamadı.
Dördüncü haçlı seferi 1202-1204 yıllarında İstanbul’a yönelik gerçekleştirildi.
Beşinci haçlı seferi 1217-1221 yıllarında Mısır’a yönelik gerçekleşti.
Altıncı haçlı seferi 1228-1229 yılları arasında diplomatik başarı sağlanmasıyla sonuçlandı.
Yedinci haçlı seferi 1248-1254 yıllarında başarısızlıkla sonuçlandı.
Sekizinci haçlı seferi 1268-1270 yıllarında son büyük sefer olarak kayıtlara geçmiştir.
Dokuzuncu haçlı seferi olarak 1271-1272 yıllarında Lord Edward’ın kutsal topraklara yönelik yaptığı askeri sefer sayılmaktadır.
1291 yılında son toprakları olan Akka’yı da kaybederek kutsal topraklarda kalıcı olarak haçlı ordularının varlığı sona ermiş ve toplam dokuz haçlı seferi resmi kayıtlara geçmiştir.
Bizim görüşümüze göre;
Onuncu haçlı seferi 1915-1922 yılları arasında haçlı ordularının Çanakkale’ye gelmeleriyle kurtuluş savaşına kadar süren Anadolu topraklarını işgal girişimi olarak kabul edilmelidir.
On birinci haçlı seferi 1948 yılında İsrail’in haçlı devletlerinin desteği ile kurulması sonucu diplomatik başarısı olan bir sefer olarak kabul edilmelidir.
On ikinci haçlı seferi 2003 yılında haçlı ordularının “Irak’a özgürlük getireceğiz” söylemi ile Irak’ı işgal ederek Saddam Hüseyin’i idam etmeleri ile sonuçlanmıştır.
On üçüncü haçlı seferi 2011 yılında haçlı orduları tarafından Libya’ya gerçekleştirilmiş, iç karışıklık adı altındaki süreç Libya Lideri Muammer Kaddafi’nin öldürülmesi ile sonuçlanmıştır.
On dördüncü haçlı seferi 2011 yılında haçlı ordularının Suriye’ye yönelik iç savaş başlatması ve 13 yıl süren çatışma döneminin ardından Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın devrilmesi ile sonuçlanmıştır.
On beşinci haçlı seferi 28 Şubat 2026 günü haçlı ordularının İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırısı düzenlemeleriyle başlamıştır ve biz bu satırları yazarken de devam etmektedir.
ABD’nin başı çektiği emperyalist devletler çağımızın modern haçlı kuvvetlerini oluşturmaktadır. Bin yıl önce geldiklerinde atalarımız tarafından büyük zaiyatlarla geri püskürtülen haçlı orduları aradan geçen sekiz yüz yılda kendilerini toparladılar. Ekonomik, teknolojik, stratejik, askeri ve istihbari olarak küresel güç konumuna ulaştılar.
Bu hadiseleri analiz edecek olursak şu sonuca ulaşıyoruz:
On altıncı haçlı seferinin hedefi İstanbul Ayasofya Camii, İznik Aziz Neophytos Kilisesi, Antakya St.Pierre Kilisesi ve Aziz Petrus Kilisesini ele geçirmek olacaktır. Dolayısıyla Türkiye olacaktır.!
Türk milleti olarak çalışmalı, üretmeli, her yönden gelişip muasır medeniyetlerin zirvesine ulaşmamız gerekmektedir ki; Sultan Alparslan, Sultan Kılıç Arslan, Sultan Selahaddin Eyyubi, Sultan I. Murad, Sultan Yıldırım Bayezid, Fatih Sultan Mehmed, Sultan Abdülhamid, Mustafa Kemal Atatürk, Fahreddin Paşa gibi haçlı ordularını geri püskürtecek kudrete erişelim.