26 Ocak 1970 yılında Necmettin Erbakan tarafından kurulan Milli Nizam Patisi Milliyetçi ve Mukaddesatçı bir söylemle siyaset sahnesinde yerini alarak, taşralı küçük müteşebbislerin sınıfsal çıkarlarını, dinsel ve kültürel söylemler ile savunmaya başlasa da kısa sürede kapatıldı.
16 Ekim 1972 yılında kapatılan MNP’nin yerine aynı kadrolar tarafından benzer bir çizgi üzerine Milli Selamet Partisi kuruldu. 1973 seçimlerinde %11.8 oy oranıyla 48 milletvekili ve 3 senatörlük alarak 1974 yılında CHP ile yaklaşık 6 ay koalisyon ortaklığı yaptı. 12 Eylül darbesinin akabinde siyasi partilerin faaliyetleri durdurulurken Milli Selamet Partisi’de laikliğe aykırı faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle 16 Ekim 1981 yılında kapatılarak mal varlıkları hazineye devredildi.
19 Temmuz 1983 yılında kapatılan MSP’nin yerine Necmettin Erbakan tarafından Refah Partisi kuruldu. Mart 1983 yılında gerçekleştirilen yerel seçimlerde %4,76, 1987 genel seçimlerinde %7.16, 1991 genel seçimlerinde %16,9, 1994 yerel seçimlerinde ise İstanbul ve Ankara başta olmak üzere çok sayıda belediye alarak oy oranını %19 bandına kadar çıkarmayı başarmıştır. Bu başarının akabinde 1995 genel seçimlerinde %21,4 oy alarak birinci parti çıkmış Doğru Yol Partisi ile koalisyon kurarak 54. Hükümeti oluşturmuştur.
Millî Görüş Hareketinin yükselmesinin ardında “Adil Düzen” söylemi vardır. Sanayileşme nedeniyle köylerden kentlere göçün hızla arttığı 90’lı yıllarda kentlerde gece kondu mahalleleri oluşmaya başladı. Türkiye genelinde kent nüfusunun yaklaşık %30’luk kısmı gecekondularda yaşamaya başladı. Erzurum, Samsun’da kentin %40’ı, İstanbul, İzmir’de kentin %55’i, Ankara’da ise kentin %70’lik kısmı gece kondu mahallelerinde yaşamaktaydı. Refah Partisi bu kesimleri kucaklayıp, yiyecek, giyecek, yakacak, eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçlarını etkin belediyecilik hizmetleri ile karşılamayı başarmıştır.
Refah Partisi batı modernizmine şüphe ile bakarak İslami değerleri vurgulayan söylemleri, adil düzen politikası ve milliyetçiliği İslam anlayışı ile harmanlayan siyaset tarzı ile geniş kitleleri etkilemeyi başarmıştır.
Adil Düzen ülkenin her yerinde fiyatların aynı olmasını, ahilik-lonca teşkilatına benzer bir ekonomik dayanışma ağı oluşturulmasını, genel bütçeden karşılanan bir sosyal güvence sistemi oluşturulmasını sağlıyordu. Ekonomi politikaları küçük ve orta ölçekli taşra işletmelerinin desteklenmesine yönelik planlanmıştı.
TÜSİAD’ın karşılığı olarak faizsiz kredi sistemini savunan, özelleştirmenin yerli sanayiciye satılmasını vurgulayan, vergi indirimi ve sektörel bazda teşvik talep eden, Avrupa birliği yerine İslam Devletlerinin ekonomik- kültürel anlamda beraber hareket etmesi gerektiğini savunan MÜSİAD kuruldu.
Necmettin Erbakan Başbakan olunca ilk yurt dışı gezilerini İran, Mısır, Libya, Nijerya gibi ülkelere gerçekleştirdi. Erbakan’ın hedefi D-8 olarak bilinen İslam Devletlerinden oluşan birliği oluşturmaktı. Bu girişimi ile dikkatleri üzerine çeken Erbakan’ın Başbakanlıkta tarikat liderlerine iftar yemeği vermesi, Kudüs gecesi organizasyonu, Susurluk Kazası, Refah Partili siyasetçilerin Atatürk, Laiklik ve Cumhuriyet ile ilgili söylemleri Sincan’da tankların gövde gösterisi yapması sürecini beraberinde getirdi.
28 Şubat 1997 Cuma günü saat 15.10’da Çankaya köşkünde gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya’nın sert sözlerle iktidarı eleştirmesi ile başlayan tartışmalar yaklaşık 9 saat sürdü. Toplantının sonucunda;
8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi,
Kur’an kurslarının Diyanet İşleri Başkanlığına bağlanması,
Tarikatların faaliyetlerine son verilmesi,
Kılık kıyafet yasasına ödünsüz uyulması,
Yeşil sermayeye kısıtlama getirilmesi,
Medyanın kontrol altına alınması,
Tevhid-i tedrisat’ın uygulanması,
Kurban derilerinin derneklere verilmemesi,
Atatürk aleyhindeki eylemlerin cezalandırılması gibi irtica ile mücadele başlığı altında birtakım kararlar alındı.
Başbakan Necmettin Erbakan kendisine dayatılan bu kararları imzalamadı. MGK Genel Sekreteri ise kararların uygulanmaması durumunda yaptırımlar geleceğini ifade ederek hükümeti tehdit etti. Erbakan kararların yumuşatılmasını istediyse de kararı imzalamak durumunda kaldı. Buna rağmen kararları uygulamayan Erbakan’a karşı Genelkurmay tarafından ülke genelinde irtica bilgilendirmeleri başlatıldı. 11 Haziran’da verilen bilgilendirmenin irticaya karşı gerekirse silah kullanılacak şeklinde açık tehdit boyutuna ulaşması bazı DYP’li vekillerin istifa etmesine neden oldu.
Necmettin Erbakan 18 Haziran 1997 tarihinde Başbakanlık görevini Tansu Çiller’e devretmek üzere istifa etti. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise hükümet kurma görevini Tansu Çiller yerine Mesut Yılmaz’a verdi. Mesut Yılmaz DSP ve DTP ile 55. Hükümeti kurdu. Yeni kurulan ANASOL-D hükümeti 28 Şubat kararlarını uyguladı.
28 Şubat kararları süreci Refah Yol hükümetinin Postmodern darbe yapılarak düşürülmesi ile sonuçlandı. Bunun akabinde Refah Partisi kapatılarak Necmettin Erbakan’ a siyaset yasağı getirildi. Ordunun talep ettiği kararların 55. Hükümet tarafından uygulanması da Refah Yol hükümetinden rahatsız olduklarını, kendi deyimleri ile demokrasiye balans ayarı yaptıklarını açığa çıkarmıştır.
28 Şubat Postmodern darbesi kendisine verilen talimatları yerine getirmek üzere kurgulanmış ve amacına ulaşmış antidemokratik bir dayatmadır. Üzerinden geçen 29 yıl içerisinde sürecin failleri yargılanmış ve hak ettikleri cezayı almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hiçbir zümre hukukun üzerinde değildir. Meşru hükümetleri, siyaset kurumu içerisinde yer alan iktidar veya muhalefet gruplarına karşı sopa gösterilerek saf dışı bırakılmaya çalışılan bütün uygulamaları şiddetle kınıyorum.