“Dur yolcu.! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir.”
3 Kasım 1914 Salı günü sabah 06.50 sularında büyük bir patlama duyuldu. Seddülbahir tabyasında bulunan cephanelik, İngiliz donanmalarının bombardımanı sonucu havaya uçtu. Eş zamanlı olarak Ertuğrul tabyasını bombalamaya başladılar. Fransızlar ise Kumkale ve Orhaniye tabyalarını denizden yoğun bombardımana tuttular. 66 subay, 5 er şehit düştü.
İtilaf Devletlerinin 18 parçalık donanma ile Gelibolu’da başlattığı bu bombardıman neticesinde 433 gün sürecek olan Çanakkale Muharebeleri başlamış oldu. Tarih sahnesi yeni bir haçlı seferine şahit oluyordu. Britanya İmparatorluğu (İngiltere, Avustralya, Yeni Zelenda, Britanya Hindistanı, Newfoundland), Fransa ve Rusya’nın başı çektiği itilaf devletleri İstanbul’a girmek, oradan da Anadolu’da bulunan Türk ve Müslüman egemenliğini, dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğunu ortadan kaldırmak istiyorlardı.
İngiltere Deniz Kuvvetleri Bakanı Churchill Çanakkale Boğazına yapılacak bir hücumun boğazı geçmek için yeterli olacağı kanaatindeydi. Deniz Kuvvetleri Başkomutanı Lord Fischer ise boğazı geçtikten sonra İstanbul’un zapt edilmesi gerektiğini savunuyordu. Akdeniz Donanması Komutanı Amiral Carden boğazı geçmek için 12 zırhlı, 3 savaş kruvazörü, 3 hafif kruvazör, 12 destroyer, 6 deniz uçağı, 12 mayın tarayıcı gemi ve diğer lojistik gemilerinin kullanımının yeterli olacağı raporunu iletti.
19 Şubat 1915 itibariyle boğaza yönelik deniz taarruzu şeklinde geniş çaplı harekât başladı. 7-8 Mart 1915 gecesi Nusret mayın gemisinin gizlice Erenköy koyuna kıyıya paralel olarak 26 mayından oluşan 11 mayın hattı oluşturması kritik öneme sahipti.
18 Mart 1915 Perşembe günü sabah 06.15’te en büyük taarruz planını başlattılar.
1. Tümen komutanı Tuğamiral Robeck komutasındaki Queen Elizabeth, Lord Nelson, Agamemnon zırhlıları ve İnflexible muharebe gemisi,
2. Tümen komutanı Albay Hayes Sadler komutasındaki Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsure, Majestic, Canopus, Cornwallis muharebe gemileri,
3. Tümen komutanı Fransız Amiral Guépratte komutasındaki Suffren, Bouvet, Gaulois, Charlemagne muharebe gemileri ile İngiliz Triumph ve Prince George zırhlıları ile toplamda 18 muharebe gemisi ile boğazdaki tabyaları bombardıman altına aldılar. Türk topçuları tarafından saat 12.00 itibariyle yapılan karşı bombardıman neticesinde Bouvet, İrresistable ve Ocean battı. Inflexiable, Gaulois, Suffren, Agememnon ise ağır hasar aldı.
Bu bölgedeki deniz savaşlarının en büyüğü olan bu taarruzu büyük zayiatla kaybeden itilaf devletleri geri çekilmek zorunda kaldılar. 18 Mart 1915 tarihi ise boğazın topla, tüfekle geçilemeyeceğine, Türk’ün azmi ve gücüne tüm dünyanın yeniden şahit olması açısından önemli bir tarih olarak kayıtlara geçti.
Deniz taarruzunda başarısız olan itilaf devletleri karadan çıkarma yapmaya karar verdiler. 28 Nisan 1915 sabahı General Hamilton emrinde 75 bin kişilik kuvvetle Seddülbahir bölgesinde beş ayrı kumsaldan çıkarma yapmaya başladılar. Bunun akabinde Kirte Muharebeleri, Zığındere Muharebesi, Arıburnu Muharebesi, Anafartalar Muharebesi, Tekketepe Muharebeleri gerçekleşti.
Tarihin gördüğü en çetin mücadelelerin verildiği, top ve tüfekten sonra süngülerle siper savaşlarına kadar direncin arttığı Çanakkale Muharebelerinde itilaf kuvvetleri başarılı olamayacağını anlamış, 7 Aralık 1915 tarihinde kesin tahliye için karar vermiş, 27 Aralık 1915’te başlayan tahliye işlemleri 9 Ocak 1916 sabahı tamamlanmıştır. Böylece Osmanlı kuvvetleri Deniz zaferinden sonra karada da kesin zaferle Çanakkale boğazını, dolayısıyla İstanbul ve Anadolu’yu savunmuştur.
19. Tümen Kumandanı Mustafa Kemal Beyin Gelibolu yarımadasındaki stratejik başarılarından dolayı 1 Haziran 1915 tarihinde görev alanı genişletilerek Albay rütbesine, 28 Temmuz 1915 tarihinde 15. Kolordu Kumandanlığı terfi ettirildi. Harbiye Nazırı Enver Paşa, Otto Liman von Sanders, Cevat Paşa, Mehmet Esat Paşa, Kaçı Vehip Paşa, Çolak Faik Paşa, Erich Weber, Fevzi Paşa, Yarbay Kazım Karabekir Bey, Nusret Mayın Gemisi Kumandanı Hakkı Bey, Hafız Nazmi Bey başta olmak üzere güçlü askeri kadrosu, Seyit Onbaşı, Nezahat Onbaşı, Mücahide Hanım gibi imanlı askerleri ile Çanakkale’de destan yazılmıştır.
Çanakkale Muharebelerinde itilaf devletlerinin 60. 560 ölü olmak üzere toplam 300.000, Osmanlı imparatorluğunun 56. 938 şehit olmak üzere toplam 255.268 zayiatı olmuştur.
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.