İRAN

“Önce Irak’ı işgal edecekler, sonra Suriye’ye yerleşecekler, ardından İran’a saldıracaklar; çünkü asıl hedef Türkiye’dir.” Necmettin Erbakan

İran’lılar; M.Ö. 9. Yüzyıl’da günümüzdeki Fars şehrine karşılık gelen Persis bölgesinde yaşamış olan Perslerin torunlarıdır. Efsanelerdeki mitolojik bir ülkeden ismini alan İran, Türkiye’nin yüz ölçümü ve nüfus açısından en büyük komşusudur. Kafkasya, Ortadoğu ve Türkistan diyarı ile de komşu olan İran, petrol ve doğalgaz rezervleri açısından çok büyük kaynaklara sahiptir.

İran’ın günümüzdeki devlet yapısı XVII. Yüzyıl’da Safevi şahları tarafından, özellikle Şah Abbas (1587-1629) döneminde oluşturulduğu bilinmektedir. İran tarihinde önemli dönüm noktalarından birisi de Safevi devletinin kurucusu olan Şah İsmail (1487- 1524) tarafından Şiilik mezhebini resmi konuma getirerek İran’da hâkim kılmasıdır. Bu dönemde sarayda Azerbaycan Türkçe’si, bürokraside Farsça kullanılmıştır.

19. yüzyıl ile tarım ve üretim alanlarında önemli gelişmeler gösteren İran, emperyalizme karşı milliyetçi etkinliklerin artması ve Rus nüfuz mücadeleleri arasında iç karışıklıkların başlayacağı bir döneme doğru ilerlemekteydi.

20. yüzyılda sanayileşme ile beraber küresel güçlerin ortaya çıkması Anayasal Meşrutiyet hareketlerini de beraberinde getirmiştir. İran’da bu dönemde Rıza Pehlevi tarafından Kaçar Şahının tahttan indirilmesi ve Pehlevi Hanedanlığının kurulması ile yeni bir süreç başladı. Türk asıllı olan Başbakan Muhammed Musaddık’ın gelişen petrol sanayisini millileştirme hamlesi ABD ve İngiltere’nin darbe girişimine, bunun akabinde Ruhullah Humeyni’nin ilk dini lider olduğu İran İslam Cumhuriyeti’nin 1979 yılında kurulmasına sebep oldu.

1980 yılında Irak İran’ı işgal ederek sekiz yıl sürecek savaş dönemini başlattı. 1991 yılında Körfez savaşı başladı. 2003 yılında ABD’nin himayesindeki koalisyon güçleri tarafından Irak işgal edilerek 2011 yılında kadar yıkıcı bir işgal süreci yaşandı. 2013-2018 yılları arasında İŞİD terör örgütü ile bölge daha da kaosa sürüklendi. Bu gelişmelere paralel olarak Filistin, Libya, Suriye bölgelerinde ABD- İsrail destekli işgal girişimleri sürerken 2026 yılında İran’a yönelik büyük çaplı bir işgal süreci daha ABD Başkanı Trump tarafından başlatıldı.

İran’ın nükleer programının varlığı, doğusundaki Afganistan-Pakistan meselesi, ülke içerisindeki etnik grupların durumu, jeopolitik konumu ve zengin yer altı kaynakları ile sömürgeci devletlerin iştahını kabartmaya devam edecektir. İşgale uğrayan Müslüman ülkelerin tamamında benzer hadiseler cereyan ettiğini görmeli, gelişmeleri iyi okumalıyız.

Müslüman ülkeler olarak devletin kurumlarını, kültürel, fiziki ve beşerî unsurlarını ihya etmeliyiz. Reformlar yapma konusunda kendimize bilim ve fenni rehber edinmeli, teknolojik, askeri, istihbari ve ticari anlamda muasır medeniyetler seviyesine doğru ilerlemeyi şiar edinmeliyiz.