Ankara’dan sesleniş
HAYAT İSRAFI
İsraf, gereksiz ve ölçüsüz harcamaktır. Biz her ne kadar israfı,
Suyun fazla akıtılması, ekmek kırıntılarının çöpe atılması olarak
Görüyorsak da asıl israf gereksiz ve yersiz harcanan her şey için söylenebilir.
En büyük israf ekmek ve su üzerinden değildir. Ekmek ve su, israfı da değerlendirilen nimetlerdir. Ekmek atıldığında kuşlara, kedilere, köpeklere yem olur.
Bu şekilde israftan kurtulmuş olabiliriz. Su ne kadar dökülürse dökülsün, denizlerde tekrar buharlaşıp su olarak gelebilir.
İnsanın ömrü israf edildiğinde geri dönüşümü yok, en büyük israf hayat israfıdır ve en büyük israf sağlık israfıdır.
Yine en büyük israf iman nimetinin israfıdır, en büyük israf ilim israfıdır. Allah’ın verdiği ilmi gereksiz yere, boş yere harcamak ve kullanmamak israftır. Allah neyi nimet olarak kuluna lütfetmişse o muhakkak gerekli ve dengeli bir şekilde, kullanılmalıdır.
Yüce Rabbim biz Müslümanlara paramızı harcarken israf etmememizi ve bununla birlikte çevremizdeki fakir ve yoksulları da görüp gözetmemizi, imkânlar ölçüsünde onlara da yardım elimizi uzatmamızı, bunun yanı sırada cimri de olmamayı, ikisinin ortasında bir yol tutturmayı emretmektedir. Çocukluğumda sofradaki ekmek kırıntıları çöpe dökülmesin diye ailece özen gösterirdik halen ailemde bu gelenek devam etmektedir.
Büyüklerimiz bizlere bıkmadan usanmadan hemen her soframızda
ısrarla bize söyledikleri “Ekmek kırıntılarını yiyin ki kazancınız bereketli olsun” oysa şimdi tüketimin kışkırtıldığı bir dönemde yaşıyoruz.
Eskiden gereksiz harcamaları paramız yettiği kadar yapardık. Şimdi kredi kartlarını neredeyse son limitine kadar olmayan paramızı harcıyor ödemesi geldiğinde zorlanarak ödüyor ya da ödeyemiyoruz.
Bu bile israf sayılmaz mı? Sonuçta bundan ceplerimiz de gönüllerimiz de zararlı çıkıyor. Hatırladığım kadarı ile annelerimiz bayat ekmeklerden tatlılar ve ekmekleri bıçakla doğrayıp üzerine et suyu ile domatesli varsa kıymalı, baharatlı, soğanlı, yumurtalı sos olarak “papara’’ dediğimiz yemekler yapılırdı. Bizim evde zaman zaman bayat ekmek olduğunda halen yaparız çok da güzel bir yemek olmaktadır.
Ders çalışırken bile müsvedde kâğıtlarımız vardı ya saman kâğıdı ya da bir tarafı yazılmış kâğıtlar kullanılırdı.
Canımız sıkıldığında kendimizi alışveriş merkezlerine değil dost meclislerine atardık, evlerimizde acil kullanılan eşyaların dışında fazla eşyamız olmazdı.
Şimdi düşünüyorum da bizi böyle tutumlu olmaya sevk eden acaba çok basit şekilde yokluk muydu? Alışkanlık mıydı? İnanç Kültürü müydü? Her türlü israftan bizi sakındıran şey tüketim ahlakı mıydı?
Bugün ki yaşamımızda tüketim alışkınlıklarımız oldukça farklı durumla karşı karşıyadır. Mutfaklarda ki halimiz içler acısı.
Artan yemekleri bizler gibi olan israfa duyarlı aileler hariç, neredeyse bir dahaki öğün de kimse yemek istemiyor gerekçesiyle çöpe dökülebiliyor.
İndirimlerden yararlanarak alınan onlarca eşya neredeyse hiç kullanılmadan dolaplarımızda istif edilmiş durumda. Çocukluğumu, Gençliğimi daha dün gibi hatırlıyorum. Gerçekten de günler, aylar, yıllar su gibi akıp geçiyor birde bakmışım ki yaş 75 olmuş ve yaşlanmışız. Hayatta değişmez kural bu aksini iddia eden olamaz.
Bir düşünür derki “Hayat dediğin bir çay insan ise sadece bir şeker, karıştırdıkça hayattan tat aldığını sanırsın, oysa Hayatın seni erittiğini çay bitince anlarsın!”
Vesileyle 20 Mart 2026 Tarihinde önümüzdeki cuma günü Kısmet olursa RAMAZAN BAYRAMIMIZI Kutlayacağız inşallah
Bu Bayramda yüzünüz de hep gülümseme, kalbinizde huzur olsun. Ramazan Bayramınız kutlu olsun.
Bu düşüncelerle Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.
TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi
Çankırılı Yazar Necati ÜLKER