Şark ve Garp kelimelerini Türk medeniyet tarihi açısından sadece coğrafi yön ifadesi olarak değerlendirmek eksik yorumlama olur. Şark kelimesinin sözlük anlamı Doğu’yu, Garp kelimesi ise Batı’yı ifade eder. Lakin toplumların belleklerinden süzülen hadiseler aynı olgunun farklı anlamlarının oluşmasını sağlamıştır. Dolayısıyla Şark ve Garp kelimeleri siyasi, sosyal ve kültürel anlamlarda içermektedir.

Orhun yazıtlarında geçen Doğu ve Batı kavramları Türklerin sınırlarını genişletme politikasını, milletin bekası için hedef tayin edilen bölgeleri, Kızıl Elmayı ifade eder. Bilge Kağan’ın ‘’ İleri gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tabidir. Bunca milleti hep düzene soktum... ‘’ sözlerinde geçen “ileri” kelimesi ile “Doğu” kastedilmektedir. Türk boylarının doğu kelimesini ileri olarak konumlandırmış olması, devlet yönetimini ikili devlet teşkilatı ile Doğu- Batı olarak tasarlayarak Doğu’yu merkez kabul etmesi, yüzünü güneşin doğuşuna çevirerek yön tayini yapan bir milletin istikbal hedefi olarak kutsal bir manaya atfedilmelidir. Çünkü güneş dünyayı kuşatmakta, ululuğu ve sonsuzluğu sembol etmektedir.

Babil şehri Asu (Şark) ve Ereb (Garp) olarak iki yakadan oluşmuştur. Göktürkler, Roma İmparatorluğu ve Almanya Doğu-Batı olarak ikiye bölünen devletlere örnek olarak verilebilir

İslam Devletlerinin şark olarak kabul edilen bölgeleri egemenliği altına almasından sonra Hıristiyan alemi garp, İslam alemi ise şark olarak anılmaya başlamıştır. Hristiyan Avrupa Devletleri kendi sınırlarından doğuya doğru kalan bölgeleri şark olarak telaffuz etmeye başlarken, Osmanlı Devleti’nin imparatorluk haline gelmesinden sonra, yakın şark ve uzak şark olarak anılmaya başlandı. Bu devirde şark kavimleri her yönden gelişmiş durumdaydı. Şark kültürü, şark lisanı, şark sanatı, şarkı kelimesi gibi kavramlar bu dönemde oluştu.

Günümüzde şark; Yakın Doğu, Orta Doğu ve Uzak Doğu olarak üç bölümde anılmaktadır.

Ortadoğu ülkelerinin İslamiyet ve Terörizmle birlikte gündeme gelmesi kadim şark kültürüne yönelik, garp devletleri tarafından yapılan operasyonların neticesinde oluşmaktadır.

Anadolu’nun coğrafi sınırları içerisinde bulunan Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin de terörle, yoksullukla anılmış olması da öz eleştiri yapılması gereken bir konudur.

Türkiye Cumhuriyeti üniter sınırları içerisindeki her bölge bizim için aynı öneme sahip, bedeli kanla ödenmiş toprak parçasıdır. Garp devletlerinin şark için yaptığı operasyonların bir benzerinin de ülkemizin doğusuna yönelik yapılmasına müsaade edemeyiz.

Çünkü tarih boyunca bizim için doğu kutsal olarak kabul edilmiştir. Bugün de öyledir.

Cemil Meriç;” Doğu aklı öldürdü, Batı’da kalbi. İkisini de diri tutan abat olur.” der. Bizde doğuyu kutsal kabul etmekle kalmamalı, yüzümüzü batıya da dönmeliyiz. Kuzey ve güneyde olan gelişmeleri ıskalamadan evrensel bir bakışla geleceği inşa etmeliyiz.