Kahramanmaraş merkezli depremin ardından devleti güçsüz ve aciz göstererek Haluk Levent’i en güvenilir yardım yapılacak kişi olarak sunan muhalif tayfa bilgilerine başvurulmak üzere davet edildikleri Savcılıkta verdikleri ifadelerde, (birkaç istisna dışında) sözleşmişçesine AHBAP’a yardım etmediklerini söylemişler.

Bazıları Haluk Levent’i tanımadıklarını, bazıları güvenmediklerini bazıları da iyi niyetle yardım çağrısında bulunduklarını ifade etmişler.

Bu cici beyler ve bayanlar Haluk Levent’in yapılan bağışları kumarda, yasa dışı bahiste ve özel işlerinde kullandığının ortaya çıkmasıyla da çok şaşırmışlar ve derin bir üzüntüye kapılmışlar.

Haluk Levent’in bu yaptığı doğru değilmiş ve güvenleri çok sarsılmış.

Ama ortada özür dilemelerini gerektiren bir durum da yokmuş, çünkü tamamen iyi niyetle bağış çağrısı yapmışlar.

Hakkını yemeyelim Pelin Batu deprem döneminde paylaştığı destek içeriğini kaldırarak; “başta devlet kurumları olmak üzere tüm halkımızdan içtenlikle özür diliyorum, çok pişmanım, dezenformasyon bazen hepimizi etkisine alabiliyor, araştırmadan güvenerek hareket etmek yanlıştı, insan neye ve kime güveneceğini şaşırıyor artık. Bir diplomat kızı olarak bana yakışmadı” paylaşımıyla samimi olarak özür diledi.

Aynı samimi pişmanlığı bir de Eda ECE’ de görebildik.

Diğerleri pişkin pişkin sırıtarak özür dileyecek bir yanlışlık yapmadıklarını, sorunun kendilerinde değil Haluk Levent’te olduğunu söylediler.

Geçmişte; “helal olsun çocuklara, Ahbap/Babala gururumuzdur” paylaşımı yaparak destek veren Uğur Dündar soruşturmanın öğrenilmesiyle bu paylaşımlarını silmiş.

Bugün derin hayal kırıklığı yaşadığını iddia eden Gülben Ergen de dün; “çünkü senin adın iyilik” diyerek yardım yapıyor ve yardım yapılması çağrısında bulunuyordu.

Çünkü AHBAP muhalefetin (!) temsilcisi idi ve iktidarın depremin altında kalmasıyla hayallerini gerçeğe dönüştürme ihtimali vardı.

Bugün tanımadıklarını ve güvenmediklerini söyledikleri Haluk Levent ve AHBAP için yalvarırcasına yardım çağrısı yaparken, AFAD ve Kızılay’ı itibarsızlaştırmaya çalıştılar.

Bir sümüklünün mendilinden medet umacak kadar akıllarını yitirmiş alçaklarla aynı ifadeleri kullanarak “ortada devlet mevlet yok” iftirasını yaydılar?

Bu ülkede yapılan hiçbir hayırlı iş için destek açıklaması yapmayan şarkıcı, gazeteci, sanatçı, akademisyen kılıklı soytarılar devletin deprem bölgesinde sahada yaptığı çalışmaları görmezden gelerek AHBAP’ı yüceltmeye kalktılar.

Bu müptezellerin güvenmedikleri devlet saatte 23 konut inşa ederek 570 bin bağımsız bölümü, köy evini ve işyerini üç yıl gibi kısa bir sürede teslim etti, kalanlarını da teslim etmeye hazırlanıyor.

Bu açık gerçeğe rağmen utanmadan deprem yardımları ne oldu? diye soranlar, milyonların akıtıldığı AHBAP’a söz etmediler, ettirmediler.

Kalpleri mühürlü iflah olmaz muhalif güruh bağış paralarını çatı çatır yiyen Haluk Levent’e sadece kızgın olduklarını söylüyor.

Bu kadar mı?

Kızgınlıkları Haluk Levent’in yediği milyonları geri getirecek mi?

Onların gazına gelen iyiniyetli insanların dişlerinden tırnaklarından arttırarak bağışladıkları ancak Haluk efendinin keyfine meze olan paralardın hesabını kim verecek?

Dün “eğer Haluk Levent bu paraların hesabını veremezse gider boğazına yapışırım” diyen müptezel üç kâğıda ortak olmasının hesabını vereceği yerde kendisine geçmişteki sözlerini hatırlatan gazetecilere, “abuk subuk haberlerinizle ortalığı kirletmekten başka bir b.k yaptığınız yok” diyor.

Belli ki b.ktan iyi anlıyor.

Hadi gidip boğazına yapışsa ya?

Söz ağızdan çıkar.

Bunlarınki başka yerden çıkıyor demek ki..

Kendileri bağış yapmadıkları halde insanları AHBAP’a bağış yapmaya teşvik edenler şimdi kalkmışlar biz de aldatıldık, üzgünüz diyerek günah çıkartıyorlar.

Kendiniz yardım yapmadıysanız insanları neden teşvik ettiniz?

Böyle bir ikiyüzlülük olabilir mi?

Her maydanoza limon olan sanatçı kılıklı bir soytarı o günlerde; “ben milletimizin bu kadar sahipsiz olduğu bir dönemi hiç görmedim” diyerek devleti aşağılıyordu.

Biz de bu soytarıyı hiç milletin derdinin acısının yanda görmedik.

Klavye şehvetiyle mastürbasyon yapan toksik tipler aslında Haluk Levent’i bal gibi tanıyordu, biliyordu.

Ancak, deprem yıkımından sonra bir de siyasi yıkımı gerçekleştirebilecek bir güç olarak gördüklerinden destek verdiler.

Sadece bu müptezeller değil, şimdilerde partisini terk eden bir milletvekili “hükümet bu işin altından kalkamaz, biz de iktidara geliriz” diyerek ellerini ovuşturuyordu.

Allah yıkımdan iktidar bekleyen bu post modern oportünistlerin şerrin ülkemizi korusun.

Şimdi “ay çok üzgünüz” diyerek rol kesen ikiyüzlü fırıldaklar, belki ileride yağlı bir kemik kaparız düşüncesiyle AHBAP’a destek çağrıları yaptılar.

TİME Dergisinin en güvenilir listesine Haluk Levent’in girmesi, Türkiye’nin en güvenilir kişisi ilan edilmesi asla tesadüfle açıklanamaz.

Bu mesele; kumarbaz, sahte çek ve senetten ceza almış sabıkalı Haluk Levent’in kendi başına başarabileceği bir iş değildi.

Küresel destekli bu operasyonun amacı ikinci bir gezi kalkışmasına zemin hazırlamaktı ve şimdi aldatıldık, çok şaşkınız üzgünüz masalları okuyanlar aslında bu küresel operasyona destek vermişlerdi.

Devletin halkına yardım etmediği, arama ve kurtarmada önceliğin iktidara yakın olan kişilere verildiği, çadır olmadığı için insanların açıkta kaldıkları, yiyecek, giyecek ihtiyaçlarının karşılanmadığı yalanlarıyla halk devlete karşı isyana zorlanırken bir iyilik meleği olan Haluk Levent kurtarıcı olarak gösterildi.

Geçmişteki deneyimlerine(!) güvenen Haluk Levent çabuk uyandı ve madem bana bu kadar güveniyorlar ben de bunun nimetlerinden faydalanayım diyerek toplanan yardım paralarını çatır çatır yedi.

Öyle ki yardım paralarından manken görünümlü fahişeler bile paylarını aldılar.

Nasıl olsa kimse ona hesap soramazdı.

Sekülerdi, muhalifti, İzmir marşı söylüyor ve Atatürk maskesini yüzünden çıkarmıyordu.

Büyüklerimiz keser döner sap döner gün gelmiş hesap döner demişler.

Haluk Levent’in Bağdat’ta yediği hurmaların da tırmalama vakti de geldi ve saltanatı sona erdi.

Hayaller yıkılıp ikinci gezi denemesi de başarısız olduktan sonra birkaç belediyenin yaptığı çöp konteynırı, kilit taşı ve cami temizleme makinası bağışını depremzedeler için yapılan çok büyük yardımlar olarak ilan edip, hükümetin yaptığı 570 bin konu küçümseyecek kadar zavallı bir hale düştüler.

Hatta bazı gezi zekalılar 570 bin rakamının abartılı olduğunu, bu sayının gerçeği yansıtmadığını söyleyecek kadar zıvanadan çıktılar.

Klavye başında ahkam kesmeye gerek yok.

Gidersiniz deprem bölgesine bakar sorar araştırır doğru mu değil mi görürsünüz.

Bu ülkede TOGG’un yapılmadığına, Karadeniz Sakarya bölgesinde doğalgaz çıkmadığına, Gabar’da petrol bulunmadığına inanan yerli malları gibi deprem konutlarını da yok sayan yerli malları artık modern tıbbın konusudur.

Hal böyle, sosyoloji müsait olunca Haluk Levent ne yapsın?

Madem kendisine bu kadar sadık bir kitle var, fırsat bu fırsat diyerek toplanan ve kendisine emanet edilen paraları kumarda, yasa dışı bahiste, zevkte sefada yiyerek gününü gün etti.

Yaptıklarından utanacağı yerde ağzının salyasıyla suç işlemeyi imtiyaz sayan yoldaşları gibi Adalet bakanı Sayın Akın Gürlek’e saldırdı.

Ne yapacaktı Akın Gürlek?

Haluk Levent bir iyilik meleğidir ona dokunmayın mı diyecekti?

Allah ondan razı olsun.

Suçluların, suç işlemeyi imtiyaz sayanların ve faili meçhule sığınıp cezadan yırttıklarını zannedenlerin dizlerini titretiyor.

Şimdi Haluk Levent’e hesap soruluyor ancak onu gazlayıp en güvenilir kişi ilan edenler de en az onun kadar sorumludurlar.

Üzgünüz tiyatrosuyla kurtulamazlar.

Samimi pişmanlık beyan etmeyen ve özür dilemeden adliye koridorlarından “ay çok üzgünüz, kandırılmışız” mesajları paylaşan bu ikiyüzlü azmettiriciler de hesap vermelidirler.

Onların gazlamaları olmasaydı belki Haluk Levent bu kadar pervasız davranmazdı.

Orhan Veli Kanık o çok bilinen şiirinde;

Böyle havada istifa ettim,

Evkaftaki memuriyetinden

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum

Eve ekmekle tuz götürmeyi böyle havalarda unuttum.

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti.

Beni bu güzel havalar mahvetti.

Diyerek kendisini mahvedenin güzel havalar olduğunu söylemişti.

Haluk Levent’te kendisini mahvedenlerin, en güvenilir adam ilan edip gazlayanlar olduğunu söylese haksız mı?

O şimdi tutuklu, şiirini de ben yazayım.

Beni hep bu gazlamalar, güvenilir adam ilan etmeler mahvetti.

Şarkıcılığı bırakıp vurgunculuğa bu gazlamalarla başladım,

Bu gazlamalarla hazır paraları yemeye doyamadım

Bu gazlamalarla kumarbaz oldum.

Bu gazlamalarla borçlarımın üstüne yattım,

Bu gazlamalarla karşılıksız çekler senetler verdim.

Dürüstlüğü, insanlığı, vicdanı bu gazlamalarla unuttum.

Borç üstüne borç takarken, ben de anlamadım nasıl melek olduğumu

Beni; Herkese borç takan bir kumarbaz olduğumu bilmelerine rağmen

Güzel güzel gaz verenler mahvetti.

Türkiye 1955’ te kaybettiği Musul/Kerkük Petrollerine yeniden ortak oldu

Önceki hafta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar "Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ile BOTAŞ ile Irak devlet petrol şirketleri SOMO ve NOC arasında Irak–Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nın etkin kullanımını sağlayacak bir yıllık anlaşmayı imza altına aldık." açıklamasını yaptı.

Bakan Bayraktar, haftanın sonunda ITP anlaşmasının imzalandığını ifade ederek “Bu boru hattı iki ülke arasında 1970'lerden gelen, yani neredeyse yarım asrı devirmiş ve sadece iki ülkenin ticari ilişkilerine değil aynı zamanda hem ülkemizin hem de dünya petrol piyasalarının arz güvenliğine katkı yapan çok önemli bir boru hattı. Bugünlerde önemi biraz daha fazla. Zira bu petrol boru hattı şimdi Hürmüz krizini yaşayan dünyada, 20 milyon varilin bir anlamda Körfez'de takılı kaldığı bir ortamda alternatif bir güzergâh oluşturmak adına fevkalade önem arz ediyor.” diye konuştu.

****

Türkiye 100 yıl önce 1926’da Musul-Kerkük mücadelesini kaybetti ve sadece Musul petrollerinden 25 yıllığına bir pay aldı. Petrollerden aldığı hissenin ödemesi de 1955’te sona erdi.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Kerkük havzasında ham petrol üretimi yapan BP Energy Company of Kirkuk Limited (BP ECKL) şirketinin yüzde 15 hissesini satın alarak BP ile Kerkük’teki petrol sahalarına ortak oldu.

Türkiye'nin günlük tüketimi için her yıl yaklaşık 365 milyon varil petrol ve petrol ürününe ihtiyacı bulunuyor.

Enerji Bakanlığı verilerine göre, Gabar Dağı'ndaki keşiflerin de etkisiyle yurt içi petrol üretimimiz yıllık 47,9 milyon varil 365 milyon varillik devasa talebin ancak yüzde 13'ünü karşılayabiliyor.

TPAO'nun ortak olduğu BP ECKL konsorsiyumu, Kerkük'te günlük 1 milyon varil üretim gerçekleştiriyor. TPAO'nun yüzde 15'lik payı, Türkiye'nin doğrudan kontrolüne günlük 150 bin varil ham petrol geçmesi anlamına geliyor. Bu rakam, yıllık bazda yaklaşık 54,75 milyon varil ek arz demek.

Yurt içi üretim ile Kerkük'ten gelen bu öz kaynak toplandığında, Türkiye'nin doğrudan sahip olduğu petrol miktarı yıllık 102 milyon varili aşıyor. Bu anlaşma ile 365 milyon varillik ithalatı karşılamasa da Türkiye toplam ihtiyacının yaklaşık üçte birini doğrudan kendi öz kaynakları ve uluslararası ortaklıklarıyla karşılar hale geliyor.

Türkiye'nin küresel güçlerin at oynattığı bu coğrafyada söz sahibi olması sadece ekonomik açıdan değil, jeostratejik açıdan da bir güç haline geldiğini gösteriyor.

Kaldı ki bu petrolün uluslararası pazarlara en kısa, en ucuz ve en güvenli çıkış kapısının Kerkük-Ceyhan boru hattı olması, Türkiye’nin önemini bir kat daha arttırıyor.

Türkiye Petrolleri, Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısındaki Khan Tervel Blok 1-26 sahasında petrol ve doğal gaz arama ruhsatına yüzde 33 ortak oldu.

Kısmi devrin ardından sahayla ilgili ortaklık yapısı yüzde 42 Shell, yüzde 33 Türkiye Petrolleri ve yüzde 25 de OMV olacak biçimde şekillendi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 18 Şubat’ta imzalanan anlaşmaya refakat etmiş ve anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu.

Söz konusu sahanın 3 bin 800 kilometrekareden biraz daha fazla olduğuna işaret eden Bakan Bayraktar, “Bu saha, bizim Sakarya Gaz Sahamıza oldukça yakın bir mesafede diyebileceğimiz bir alan. Bulgaristan'ın bu münhasır ekonomik bölgesindeki, deniz yetki alanındaki sahada Shell'le ortak bir şekilde sismik faaliyeti ve sonrasında belki önümüzdeki yıl inşallah burada da bir arama kuyusuyla, yaklaşık 5 yıllık bir lisansa sahip olacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Bu güzel haberlere faaliyete geçme hazırlıkları tamamlanmak üzere olan Akkuyu Nükleer Santralini de eklerseniz ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması konusunda ne kadar önemli çalımalar yapıldığına şahit olursunuz.

Sadece bunlar değil elbette.

Düşmanlarımızın uykularını kaçıran KAAN taksi testini de başarıyla geçti.

Adım adım seri üretime yaklaşılıyor.

Eko sistemde ahbaplar çavuşlar vurgunla soygunla, zimmetle, rüşvetle ceplerini doldurmaya çalışıp birbirlerini hainlikle suçlarlarken, milletin öz evlatları ülkemizin geleceği için gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyorlar.

Muhalefetin; iktidar nasıl olsa gereğini yapar diyerek yan gelip yattığı, birbiriyle didiştiği ülkemizde sahip olduğu konfor dünyanın hiçbir ana muhalefetinde yok.

İşte bu nedenle iktidara geldiklerinde yapacaklarını söyledikleri en büyük icraat rakı fiyatlarını 140 liraya indirmekten ibaret.

Rakı fiyatları ucuzlayınca neler olacağı gece yarısı atılan küfürlü mesajlardan anlaşılmıyor mu?

Ahbap’a Ikinci Bir Geziye Zemin Hazırlaması Için Destek Verdiler..