Alman iç istihbaratı diğer Türk ve İslami yapılara göstermediği ilgiyi Kuriş suç örgütüne neden gösteriyor?
Fetö’ye özenerek onun yolunda ilerleyen ve kurduğu yurt içi ve yurt dışı bağlantımlar nedeniyle kendilerine dokunulamayacağını zanneden, aynen Fetö gibi yüce dinimizi kalkan olarak kullanarak paralel bir yapı oluşturan Süleymancılar olarak bilinen gruba Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 13 Ağustos sabahı İstanbul, Ankara ve Antalya başta olmak üzere 17 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı.
38 şüpheli gözaltına alınırken grubun liderliğini yapan Alihan Kuriş'le birlikte 32 kişi 16 Ağustos'ta tutuklanırken örgütle bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL’yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edildi.
Bu şekilde kara para aklandığı düşünülen şirketlere ve bağlantılı mal varlıklarına kayyum atandı.
Soruşturma kapsamında, örgüt lideri Alihan Kuriş’in ikametinde ele geçirilen çelik kasada; 3 milyon dolar değerinde çek, 27 milyon 548 bin 376 TL değerinde altın ve ziynet eşyası, firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik arama çalışmaları sürerken tek bir adreste kaynağı belirsiz olduğu değerlendirilen yaklaşık 1,34 milyar TL değerinde 200 kilogram külçe altın ele geçirildi.
Resmî belgelere göre; anne, baba, oğul ve kardeşten oluşan Kuriş ailesinin üzerine kayıtlı toplam 191 adet gayrimenkul bulunuyor.
Alihan Kuriş'in bizzat kendi üzerine kayıtlı 14 adet aktif taşınmaz tespit edildi. İstanbul Üsküdar Altunizade'de tam 9 bin 31 metrekare büyüklüğünde, son derece geniş bir alana yayılan lüks ahşap ev, yine Altunizade'de 922 metrekarelik arsa üzerinde yükselen 4 katlı betonarme apartman ve arsası, Üsküdar Kısıklı'da 462 metrekare büyüklüğünde kargir ev, bahçeli iki ahşap ev ve arsa ile Kadıköy Erenköy'de lüks bir dubleks mesken ve daire Alihan Kuriş'e ait. Sakarya Serdivan'da 21 bin 432 metrekare büyüklüğünde, içerisinde ahırı bulunan ahşap ev ve devasa tarla ile Sakarya Erenler'de 1055,2 metrekare alan üzerine kurulu üç katlı betonarme ofis binası, işyeri ve arsası da tapuda şüphelinin adına tescilli.
Aile fertlerinin vefat eden üyeleri de bu devasa mülk ağının bir parçası olarak kullanılmış. Hayatını kaybeden baba Mahmut Sabri Kuriş'in üzerine kayıtlı 26 taşınmaz görünürken, Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Kuriş üzerine kayıtlı tam 138 adet aktif taşınmaz bulunduğu saptandı. Anne Kuriş'in üzerine kayıtlı taşınmazlar arasında İzmir Dikili Bademli'deki dünyaca ünlü "Kalem Adası"nda içerisinde kargir bina olan zeytinli tarlalar İstanbul Üsküdar ve Ümraniye'de onlarca imalathane, dükkân, büro, lokanta ve lüks mesken ile Antalya Alanya'da lüks meskenler, Bolu ve Sakarya'da ise onlarca dönüm tarla ve arsanın doğrudan annenin üzerine yapıldığı tespit edildi.
Cemaat görüntüsü altında devasa bir mülk imparatorluğu kurmuşlar.
Ele geçirilen yüklü döviz, altın vs gibi menkul değerleri de dikkate aldığınızda neredeyse bir banka gibi faaliyet göstermişler.
Soruşturmanın "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından yürütüldüğü açıklandı.
Ortaya dökülen bilgilere bakıldığında özellikle firari Fetöcülerin de gazlamasıyla dindarlara yönelik operasyon iddiasının sadece ahmakların inanacakları ucuz bir yalandan ibaret olduğu anlaşılıyor.
Nitekim İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik operasyonun örgütün finansal ayaklarına yönelik gerçekleştiğini belirterek şunları söyledi;
“Kuriş 2016 yılında örgütün başına geçti. Daha doğrusu akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz. Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak.
Yapının Feö benzeri gizli bir haberleşme ağı kullandığını kaydeden bakan Çiftçi “örgüt üst yönetiminin kullandığı Glooper diye bir uygulamam var. Üst kademe üç kademeli doğrulama ile girebiliyor dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2018 yılında hazırladığı "Dini-Sosyal Teşekküller Geleneksel Dini Oluşumlar ve Yeni Dini Yönelişler" başlıklı bir raporunda "FETÖ'den sonra en tehlikeli yapı." olarak tanımlanan bu yapının derdinin İslam’a hizmet olmadığını Almanya ile can ciğer kuzu sarması ilişkilerinden anlıyoruz.
Türkiye'de tabanına "cihat", "muhafazakarlık" ve "dini hassasiyet" propagandası yapan, hazine arazisinde kaçak inşa edilen Büyük Piyale ve Sadabat yurtlarının yıkılması üzerine hükümete savaş açıp seçimlerde muhalif partileri destekleyen yapının 1975'de Köln merkezli olarak kurulan İslam Kültür Merkezleri Birliği'nin (VIKZ) 2023'te düzenlenen 50. kuruluş yıldönümüne bizzat Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier katılırken, örgütün Köln'de 17 bin metrekarelik arazi üzerine 70 milyon Euro'ya inşa ettiği lüks kompleksin temel atma töreninde de Alman yerel yöneticileri yer aldı.
Alman iç istihbaratı Verfassungsschutz yıllarca Millî Görüş'ü, Ülkücüleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi görevlilerini mercek altına aldı. Başka Türk ve Müslüman örgütler hakkında da raporlar hazırladı. Fakat Süleymancıların merkezi VIKZ, Alman iç istihbaratının radarına hiç girmedi.
Bu yapı gerçekten İslami bir formasyon üstlenseydi Almanya bu kadar rahat hareket etmelerine izin vermezdi.
Örgüt Türkiye’de tabanına İslami mesajlar verirken 16 Ekim 2023'de Düsseldorf'ta, Kuzey Ren-Vestfalya Bakanı ve Devlet Şansölyesi ile yaptıkları resmi görüşmenin ardından imzalanan ortak açıklamada Kuriş Örgütü'nün Avrupa ayağı olan VIKZ (İslam kültür merkezleri) yöneticileri şu utanç verici ifadeleri aynen kabul ettiklerini ifade ettiler.
"Hamas'ın İsrail halkına karşı işlediği vahşetlerin koşulsuz olarak kınanması ve Hamas'ın rehineleri derhal serbest bırakması gerektiği konusunda fikir birliği vardır."
"Hamas'ın terörü, bölge genelinde sayısız masum insana tarifsiz acılar yaşattı."
"Hamas'ın sokaklarımızdaki terörist saldırılarının kutlanmasına veya küçümsenmesine izin vermeyeceğiz. Hamas'ın dünya çapındaki Yahudi kurumlarına saldırma çağrısını en güçlü şekilde kınıyoruz."
Filistin’in Kuvay-ı Milliyesi olan Hamas’a yönelik bu nefret dili İslami bir hassasiyetle bağdaşır mı?
Zerre kadar İslami hassasiyeti olan bu utanç verici ifadeleri kullanır mı?
Türkiye'de tabanına Alihan Kuriş'in "Peygamber Efendimiz ile doğrudan görüşerek kararlar aldığı" ve "Mehdi" olduğu yalanını yayan yapı, iş kendi menfaatlerine ve Almanya'daki 70 milyon Euro'luk merkezlerine gelince İsrail yanlısı ve Hamas karşıtı bildirilerin altına eli titremeden imza atıyor.
Ahmaklar da Mehdi diye bunların peşine takılıyor.
Fetö denilen sümüklü de (tövbe haşa) peygamberimizle hatta Allah (cc) ile görüştüğünü ve mehdi olduğunu iddia ediyordu.
Bu ülkede ayağını sallasan mehdiye çarpıyor.
Kafayı yiyen kendini mehdi ilan ediyor etmesine de buna inanan ahmaklara ne demeli?
Mehdilik bu kadar ucuz mu?
Almanya’nın çakma Mehdi ile can ciğer kuzu sarması olması, çakma Mehdi ve tayfasının seçimlerde İmamoğlu’nu desteklemesi ve 2019'da yeni seçilen İmamoğlu'na Berlin'de Türk-Alman Dostluk Derneği tarafından geleneksel "Kybele Dostluk Ödülü" verilirken "Eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un ödülü verirken açık açık 'Müslüman-Alevi' ayırımı yapması meselenin İslam’a hizmetten çok Almanya’ya hizmetten ibaret olduğunu göstermiyor mu?
(2019 yerel seçimde, Alihan Kuriş’in mavi takkeliler cemaati, İstanbul’da CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na destek verdi ve bu desteği ifade eden yazılı talimatı herkese gönderdi. Geçmişinde Süleymancılık olduğu söylenen İmamoğlu’nun kazanması Alihan Kuriş’in cemaatinde büyük bir sevince yol açtı. Dualar edildi, kurbanlar kesildi. Seçimden sonra yaptığı bir konuşmada, “CHP’ye oy vermekle Ak Parti’den intikam aldık, Üsküdar’ı, Şile’yi, Tuzla’yı, Antalya’yı biz kazandırdık” dedi.)
Verfassungsschutz (Alman iç istihbaratı) diğer Türk ve İslami yapılara göstermediği ilgi ve sevgiyi Kuriş suç örgütüne neden gösteriyor?
Almanya'daki Süleymancı yapı yalnızca camilerden ve Kuran kurslarından ibaret değil.
Gıda, seyahat, eğitim, nakliye, inşaat gibi çok sayıda alanda faaliyet gösteren onlarca şirket var.
Almanya'da dini usulle, özellikle hayvanın önceden sersemletilmediği kesim son derece sıkı mevzuata ve istisnai izinlere tabi iken cemaat görünümlü yapı çevresindeki büyük gıda şirketlerinin bu alanda sahip olduğu izin ve imkânlar, yüz milyonlarca euroluk ticaret devlet tarafından tanınan istisnalarla aynı yerde buluşuyorsa bu ilişki asla İslami hassasiyete değer veren bir ilişki değildir.
Tamamen Almanya’nın çıkarlarına hizmet esaslıdır.
****
Alihan Kuriş'in gerçek doğum tarihi 28 Temmuz 1982 olmasına rağmen cemaat çevrelerinde 21 Kasım 1979 tarihi dolaşıma sokuldu.
Bu tarihin seçilmesinin tesadüf olmadığı ileri sürülüyor. Çünkü 21 Kasım 1979 tarihi, Hicri takvimde 1 Muharrem 1400 tarihine denk geliyor. Böylelikle Kuriş'in yeni hicri yüzyılın ilk gününde dünyaya geldiği algısının oluşturulmak istendiği ve bunun “mehdilik alameti” olarak sunulmaya çalışıldığı iddia ediliyor.
Operasyon kapsamında Alihan Kuriş'in öz kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'e ait adreslere düzenlenen baskınlarda adeta cephanelik ortaya çıktı.
1 adet CZ Shadow marka tabanca
1 adet CZ TS 2 Marka tabanca
1 adet Magnum Research marka tabanca,
1 adet Glock AGPP695 marka tabanca,
1 adet CESKA marka tabanca,
1 adet A211301 seri numaralı tabanca,
1 adet R81171 marka tabanca,
1 adet Wilson Kombat marka tabanca ve 1 adet boş şarjör,
1 adet BY916224 seri numaralı tabanca ve 1 adet içerisinde 8 adet fişek basılı
1 adet Glock BBU 7400 marka tabanca
1 adet Canik marka tabanca,
1 adet Sig Sauer marka tabanca
1 adet Glock TC1080 marka tabanca
Hilmi Tuna Kuriş, Alihan Kuriş suç örgütünün mali islerden sorumlu kasası olarak biliniyor. Aynı zamanda hakkında yakalama kararı olan firari on isimden biri.
Cemaat bu kadar silahı ne yapacak?
Bu silahları kime karşı kullanacaklar?
Tapu, döviz ve altının İslami hassasiyet gösteren yapıda ne işi var?
Fetö’nün boşluğunu onun yöntemlerini kullanarak doldurmaya çalışan bir örgütle karşı karşıyayız.
Ancak devletin Fetö’nün ihanetinden ders alarak bu kez elini çabuk tuttuğunu ve dindar görünümlü ihanet şebekelerine fırsat vermeyeceğini görüyoruz.
Tarikat, cemaat ne olursa olsun hangi yapı dini kılıf olarak kullanarak dış güçlerin maşalığına soyunuyor ve paralel yapı oluşturuyorsa gözünün yaşına bakılmamalıdır.
Bu millet Fetö’nün, Adnan’ın, Kuriş’in uşağı değildir.
Bu çakma mehdilerin ardına takılarak dinlerini yaşayacaklarını zannedenler, sonuçlarına da katlanacaklardır.