Rüşvet hiç bu kadar pervasız alınmadı, rüşvet yiyenler hiç bu kadar pervasız savunulmadı.

Rüşvet, zimmet ve yolsuzlukla finanse edilen sistemle siyasete yön vermeye çalışan yapının amaca ulaşmak için her yolu mübah gördüğüne dair utanç verici örnekler ortalığa saçılmasına rağmen aylardır “siyasi operasyon” yalanları ile asrın vurgununu masum göstermek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiş bir komiklikle tek aday olarak gösterdikleri seçimle Ekrem İmamoğlu’nu CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ederek yargının İBB soruşturmasından geri adım atacağı hayaline kapıldılar.

Öylesine kendilerinden emindiler ki sistemin patronu İmamoğlu Eylül 2024 yılında SÖZCÜ TV’de katıldığı yayında; “YSK üyelerine 'ahmak' dediği” iddiasıyla açılan dava hakkında “Hodri meydan. Ceza mı keseceksiniz? Buyurun kesin. Size söz: Bu millet ayağa kalkar. Bu millet size Yargıtay kararı verene kadar, o süreyi göstermez, evinize yollar. Onun da yöntemi belli. Erken seçim gelir" diyerek racon kesiyordu.

Millet kendisi için ayağa filan kalkmadığı gibi 2025 Eylül ayında İstinaf Mahkemesi, ahmak davasında aldığı iki yıl yedi ay 15 gün hapis cezasını onadı.

Siyaseten kendilerine yakın olan Bekir Ağırdır'ın sahibi olduğu Veri Enstitüsü 2026 Nisan ayında çok ilginç bir araştırma yayınladı.

Araştırmanın özeti şu:İmamoğlu davası siyasi mi hukuki mi?

Yani İmamoğlu siyaseten mi içeride yoksa "yolsuzluk" iddiasıyla mı?

Araştırmayı ilginç kılan sadece bu soruya verilen cevaplar değil, aynı şirketin bir yıl önce 25 Mart 2025'te aynı konuda aldığı cevaplarla arasındaki fark.

Araştırmayla ilgili olarak Veri Enstitüsü Direktörü Dr. Erman Bakırcı şu tespiti yapıyor:
"Mart 2025'te Ekrem İmamoğlu tutuklandığında, toplumun yüzde 65'i bu hamleyi doğrudan 'hükümetin muhalefete baskı girişimi' olarak okudu. Endişe, umutsuzluk ve öfke hızla yayıldı."

Peki bir yıl sonra bugün durum ne ve rakamlar ne diyor?

Dr. Bakırcı bu soruya; "Duyguların evrimi: Şoktan mesafeye" arabaşlığıyla cevap veriyor:

Rakamlar sert: Bir yıl önce yüzde 51 olan endişe yüzde 29'a, yüzde 29 olan öfke 17'ye, yüzde 40 olan umutsuzluk 27'ye düşmüş."

Tutuklamayı 'tamamen siyasi' bulanlar %46'dan %27'ye düşmüş. '

Tamamen hukuki' diyenler % 12'den %21'e çıkmış."

Yargılama sürecinde ortaya çıkan deliller ve itirafların ortada ağır bir yolsuzluk olduğu konusunda toplumu ikna ettiği anlaşılıyor.

Adamlar “abi diyecek kadar” samimi oldukları insanlardan bile rüşvet almışlar.

Her gün yeni bir rüşvet itirafı İmamoğlu’nun suratına çarpılıyor.

Duruşmalarda şov yapan mahkeme heyetine parmak sallayan İmamoğlu kem küm edip susuyor ya da beddua ediyor.

Rüşvet verenler “senin polemiklerin burada sökmez” diyerek azarladıklarında susuyor.

Verilen rüşvetlerin yer, zaman, tanık, HTS kayıtları ve dekontlarla doğrulanması Özgür Özel’in yalanlarının aksine vurgunun üzeri örtülemeyecek kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Geçen yazımızda yer verdiğimiz itiraflara İmamoğlu’nun en yakının da yer alan eski İBB İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın ifadesiyle devam ediyoruz.

Lütfen dikkat Ertan Yıldız gizli tanık değil. Sarayın adamı hiç değil.

İmamoğlu’nun ekibinde görev alan en yakın çalışma arkadaşlarından birisinden bahsediyoruz.

Tutuksuz sanık Yıldız savunmasına, "Bana geçen sürede, 'Yalan söyler, kaçar, pişmancık.' dediler. Karşınızdayım gördüğünüz gibi kaçmadım. Hakikatleri söylemek için buradayım." diyerek başladı.

(Özgür Özel Aziz İhsan Aktaş’ın da kaçacağı yalanını üfürmüştü)

Ekrem İmamoğlu ile 2014'te seçim çalışmaları döneminde tanıştıklarını, Beylikdüzü'nde seçimi kazanınca hayırlı olsun ziyaretine gittiklerini, kendisinin iş insanı, İmamoğlu'nun ise siyasetçi olarak iyi ilişkileri olduğunu söyledi.

Yıldız, İmamoğlu'nun kendisine bir yemekte "İBB Başkanı olursa kendisiyle çalışmak için hazır olduğunu" söylediğini, bu teklifin kendisini heyecanlandırdığını, manevi duygularla hareket ederek teklifi kabul ettiğini anlattı.

2019'da İmamoğlu'nun İBB Başkanı olduktan sonra kendisini resmi başkan danışmanı olarak atadığını aktaran Yıldız, şunları kaydetti:

"Ekrem İmamoğlu bana 'Sen şirketlerle ilgili uzmansın. Seni iştirak şirketlerin sorumlusu yapmak istiyorum.' dedi. Hayatım şirketlerle geçtiği için kabul ettim. Şirketleri devraldığımızda ciddi problemleri vardı. Kasım 2023'te meclis üyesi olmak için istifa ettim. Bıraktığımda sadece Beltur ve metro zarardaydı. Beltur pandemiden çok etkilenmişti. Şirketleri 4,5 yıl boyunca başarılı şekilde yönettim. Neden ayrıldım? Burası önemli. Zaman içinde yönetim anlayışında ciddi değişiklikler oldu. Kalsaydım ya farklı bir sistemin içerisinde olmam gerekiyordu ya da bırakmam gerekiyordu, ben de bıraktım. Kendisi en azından meclis üyesi olmamı istedi, ben de temasımız devam etsin diye kabul ettim. Oraya çalışmak, başarılı olmak için gittim. Zaman içinde gördüm ki finans kaynaklarını geliştirme anlamında benim de yönettiğim şirketlerin içinde olduğu gayri yasal birtakım yapılanmalar oldu, bunlardan rahatsız oldum. Ya devam edecektim ya bırakacaktım, ben de bıraktım."

İlerleyen süreçte İmamoğlu'nun bir gün kendisini çağırdığını, gittiğinde tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in de orada olduğunu aktaran Yıldız, "Fatih Keleş bana dönerek, 'Artık para işleriyle uğraşmaktan yoruldum. Ertan bu işlerle ilgilensin.' dedi. Ben de istemedim. Sayın Başkan, 'Bu işlere ben karar veririm. Ertan Bey istemiyorsa şimdilik kalsın.' dedi. Beni o sistemin içine sokmak istediler, ben reddettim." şeklinde savunma yaptı.

Yıldız, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı yolunda yanında olmayı düşündüğünü, ancak zamanla çalışma usulünün değiştiğini ve 'gayri yasal para işleri' olarak nitelendirdiği bir yapının oluştuğunu belirtti. "Bu yola girebilmek için farklı birtakım yöntemler, finans kaynakları geliştirme, gayri yasal, sorumlu bulunduğum şirketlerin de olduğu alanı zorlayan, yönetimi de zorlayan birtakım yapılanmalar oldu." diyen Yıldız, "Aykut Erdoğdu şu anda burada. 1,5 milyon ile 200 bin dolar getirildi ve o paraları Fatih Keleş aldı. Buna şahidim. İmamoğlu’nun da bilgisi dahilindedir. Hatta bana, ‘Aykut'a dikkat edin, o 2 alır 1 buçuk getirir’ şeklinde bir ifadesi vardır" diye konuştu.

Yıldız, firari sanık Murat Gülibrahimoğlu sisteme dahil olduktan sonra İmamoğlu'yla arasında sorunlar olmaya başladığını, Gülibrahimoğlu'nun kendisinden hoşlanmadığını anladığını, Keleş'i etkilediğini, dolayısıyla İmamoğlu'nun da bundan etkilendiğini söyledi.

Bir toplantıda Gülibrahimoğlu'nun iştirak şirketlerden birini zarara yol açacak şekilde teklif sunduğunu, İmamoğlu'nun da "Gülibrahimoğlu nasıl istiyorsa öyle olacak." dediğini aktaran Yıldız, bu ifadeyle İmamoğlu'nun kendisini genel müdürlerin önünde ezdiğini ifade etti.

Yıldız, Cebeci bölgesinin taş ocağı olarak kullanıldığını, zaman içinde çok büyük çukurlar oluştuğunu ve buranın çevreye zarar veren bir alan haline geldiğini, İSTAÇ'ın burada yüz binlerce lira zarara uğratıldığını iddia etti.

Bu büyük çevre katliamı karşısında çevreci olduklarını iddia eden sözde aktivistlerin tek bir kelime ettiklerini duymadık.

Çünkü çevreyi katledenler onlardansa çevrenin katledilmesinde bir sakınca yoktur.

Cebeci sahasının ıslah edilmesine yönelik birtakım çevre yatırımları yapıldığını aktaran Yıldız, "Diyorlar ki İSFALT'ı buraya ortak edelim, İSFALT bu yatırımı yapsın. Bunun karşılığında da İSFALT o bölgedeki Kuzey Cebeci Maden AŞ ve Güney Cebeci Maden AŞ'ye belli oranda ortak olsun.' 2018'de yapılan protokolle İSFALT, belli oranda ortak oluyor ve bir meblağı MAPEG'e vererek o yatırımlara, taahhüdün altına giriyor." dedi.

Bölgeye 5 yıl içinde yaklaşık 185 milyon ton hafriyat döküldüğünü, bunların taşınması için gerekli izinleri belediyenin verdiğini söyleyen Yıldız, her gün yaklaşık 5 bin tırın buraya hafriyat döktüğünü, herhangi bir müdahalede bulunulmadığını, ayrıca 170 bin ton hafriyat için izin alınan alana hiç hafriyat dökülmediğini, bu hafriyatın İSTAÇ'ın belirlenen alanlarına dökülmesi halinde ise 400 milyon dolarlık geliri olacağını öne sürdü.

Mahkeme başkanı Selçuk Aylan'ın "Etkin pişmanlık ifadeleriniz var. Bunlar doğru mudur?" sorusu üzerine Yıldız, "Doğrudur, tamamen arkasındayım." Cevabını verdi.

(Ekrem İmamoğlu yakın dostu ve çalışma arkadaşı Ertan Yıldız ile birlikte)

****

İBB Davası’nın 70. gününde savunma yapan müşteki sanık iş insanı Uğur Güngör, Beylikdüzü’ndeki projesi kapsamında kendisinden tadilat ruhsatı karşılığında para ve daire istendiğini ileri sürdü. Güngör, Murat Çalık’ın kendisinden 15 milyon dolar talep ettiğini, daha sonra 13 dairenin Adem Soytekin’e devredildiğini ve 2 dairenin parasının da Fatih Keleş’e götürüldüğünün kendisine söylendiğini iddia etti. Güngör, “Ben kimseyle rüşvet anlaşması yapmadım. Kimseye daireleri isteyerek devretmedim” dedi.

Güngör, olayın 2015 yılında Beylikdüzü’nde şirketine ait arsa üzerinde Gül İnşaat ve Gül Kentsel Tasarım ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle başladığını anlattı.

İnşaat başladıktan sonra Ali Gül ve Zafer Gül’ün mimari projede konut olarak görünen bazı taşınmazları ticari alana çevirmek ve bağımsız bölüm sayısını artırmak istediklerini söyleyen Güngör, buna karşı çıktığını, müteahhitlerin bunun üzerine inşaatı durdurduğunu ve kendisinin maddi zarara uğradığını söyledi.

Güngör, Zafer Gül ile birlikte Beylikdüzü Belediyesi’ne giderek Mehmet Murat Çalık ile görüştüklerini, Çalık’ın proje değişikliğini öngören tadilat ruhsatının yenilenmesi için kendisinden “toplam 15 milyon dolar” istediğini, kendisine para vermeyeceğimi söylediğinde aralarında sözlü tartışma başladığını ve odayı terk ederken kendisine ‘O odadan çıkarsan bir daha buraya gelemezsin’ denildiğini”, o sırada Ekrem İmamoğlu’nun da karşı odalarda bulunduğunu, yükselen sesler üzerine dışarı çıktığını ileri sürdü.

Müteahhitler Ali Gül ve Zafer Gül’ün kendisinden önce Mehmet Murat Çalık ile anlaştığını sonradan anladığını öne süren Güngör, kendisinin mülk sahibi olması nedeniyle imar tadilatları için imzasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Güngör, Çalık ile arasında HTS kaydı bulunmadığını ancak Ali Gül ve Zafer Gül’ün Çalık ile çok sayıda görüşme kaydı bulunduğunu ileri sürdü.

İmar planı değişikliği ve bağımsız bölüm sayısına ilişkin değişikliklerin belediye başkanının onayı olmadan gerçekleşemeyeceğini savunan Güngör, “Bunun da Ekrem İmamoğlu’nun haberi olmadan yapılmayacağını düşünüyorum” dedi.

Güngör, inşaatın durduğu süreçte Ali Gül ve Zafer Gül’ün kendisine belediyeye 15 daire verileceğini ve bunun karşılığında tadilat ruhsatının değiştirileceğini söylediklerini öne sürdü.

Bunu kabul etmediğini ancak ekonomik olarak zor durumda kalmasının ardından ortak tanıdıkların devreye girdiğini belirten Güngör, 13 dairenin tapusunu Adem Soytekin’e devrettiğini söyledi.

****

Özgür Özel 2025 Mart ayında Maltepe mitinginde yaptığı konuşmada; “Buradan Özgür Özel olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partinin son genel başkanı olarak söylüyorum. Ekrem Başkan'ın temizliğine, dürüstlüğüne ve namusuna kendi namusum kadar kefilim ben Erdoğan, kendi namusum kadar. Yine onun gibi içeride tutulan bütün belediye başkanlarımızın, belediye meclis üyelerimizin, belediye bürokratlarımızın, içeride haksız yere tutulan bütün arkadaşlarımızın suçsuzluğuna kendi namusuma inandığım kadar inanıyor, hepsini yürekten selamlıyorum.” Diyerek meydan okuyordu.

Özgür Özel’in yürekten selamladığı arkadaşlarından Seyhan, Avcılar, Adana, Ceyhan belediye başkanlarına ‘rüşvet almak’ suçundan 5 yıl 10 ay ile 8 yıl 4 ay arasında değişen hapis cezaları verilirken Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ‘rüşvet’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘aklama’ suçlarından toplamda 23 yıl 3 ay 7 gün hapse çarptırıldı. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e ‘ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma’ iddiasıyla 8 ay 10 gün hapis cezası aldı.

23 yıl hapis cezası alan eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın suç gelirleri ile elde edildiği anlaşılan milyonlarca liralık mal varlıklarına da müsadere kararı verildi.

Beykoz Acarkent'te bulunan 5 milyon 250 bin dolar değerindeki villası.

Bebek'teki Maya Rezidans'ta kayınbiraderi Kazım Gökhan Yankılıç üzerine satın aldığı belirtilen daire.

Eşi Yeşim Akpolat'ın üzerine aldığı Beykoz'daki Mesa Orman 2 projesinde bulunan 24 milyon 800 bin liralık daire.

Amerika'da yaşayan arkadaşı sanık Rabil Aktan'ın üzerine Beşiktaş Ortaköy'de aldığı 29 milyonluk daire.

Çorlu'daki Semilyon sitesindeki 4 daire.

"Consent 24" isimli lüks tekne ile Akpolat'a ait vadeli hesapta bulunan ve suçtan elde edildiği kabul edilen 28 milyon TL.

Özgür Özel’in; “arkadaşlarımızın hiçbirinin boğazından haram bir lokma geçmemiştir“ sözlerinin ucuz bir palavradan ibaret olduğu görüldü.

(Kemal Kılıçdaroğlu görevi devrederken Özgür Özel’e hakkında duyumlar aldığını belirttiği Rıza Akpolat’ı aday yapmamasını istemişti).

Özgür Özel Rıza Akpolat'ın tutuklandığında sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada;

"Herkes bilsin ki; Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat hakkında tek bir delil olmaksızın, sözde gizli tanık ifadesiyle verilen tutuklama kararı, hiçbir Cumhuriyet Halk Partiliye geri adım attırmayacak. Bu kirli düzenin sahiplerinin, FETÖ’nün ruhunu diri tutanların attığı çamur bize hiç bulaşmadı, bulaşmayacak. Biz milletimizle dimdik duracağız, bu kirli düzene teslim olmayacağız. Her bir üyemiz, adalete inanan her bir yurttaşımız daha büyük bir sorumlulukla mücadele edecek, hukuku ve demokrasiyi ayaklar altına alan bu iktidar, milletin iradesine yenilmekten kurtulamayacak" diyerek Rıza Akpolat’ı desteklemişti.

Fetö’nün” artık ana muhalefet olduk” diyerek sahiplendiği Yeni Partiye verdiği olağanüstü desteği görmezden gelen Özgür Özel’in Fetö ruhunu diri tutanların attığı çamurdan bahsetmesi ise tam bir kara mizah örneğidir.

Rüşveti verenler verdik diyor, ortada belediye başkanı maaşıyla izah edilemeyecek anormal bir zenginleşme var, mahkeme suç gelirleriyle elde edilen mal varlığının müsaderesine karar veriyor ama rüşvetçilere kefil olan Özgür Özel hiçbir delil yok, kanıt yok diyerek toksik sosyolojiyi gazlamaya devam ediyor, gazlanmaya alışkın o sosyolojide bu kuyruklu yalanlara inanıyor.

****

“İstanbullular sizin iki seçimde üç kez seçtiğiniz Ekrem Başkanımızı yolsuzlukla, teröre yardımla itham ediyorlar. Ellerinde hiçbir delil, hiçbir kanıt yok. Yolsuzluk, terör gibi boş laflarla bükemedikleri bileği savcılara, hakimlere kırdırmaya çalışıyorlar. Kumpas dosyasında her yalan var ama hukuk yok. Bir MASAK raporunu aylarca konuştular, ortaya çıktı ki tutuklanmadan, gözaltından iki gün önce teslim edilmiş. 10 Mart'ta MASAK'tan istenmiş, 17 Mart'ta teslim edilmiş. Oysa aralık, ocak, şubat, anlattıklarının hepsi yalanmış. Ekrem Başkan kendine sorulan tüm sorulara cevap verdikçe MASAK raporu perişan oldu, eridi gitti.( yalana bak!. eriyen Masak raporu değil İmamoğlu ve beslemeleri)

Soruşturmada tanık yok, şahit yok, delil yok. (yarıya yakını parti üyeliğinden atamadığı olmak üzere yetmiş küsur itirafçı var HTS kayıtları var, banka dekontları var, açık tanıklar ve bir kısmı partilileri olan müştekiler var) Peki ne var? Ne var biliyor musunuz? FETÖ'den miras kalan gizli tanıklar var. Adı kim bu tanıklar? Meşe, Ladin ve Çınar. Hukuka dair tek ilkesi olmayan bir odunun gizli tanıkları bunlar. Meşe, Ladin ve Çınar.

Ve bu gizli tanık şöyle ifade veriyor: "Şu şu ihalede böyle bir şey olduğunu duydum, böyle verildiğini düşünüyorum, bu ihaleyi şu kişi almadığına göre şu kişiye vermişlerdir diye değerlendiriyorum." İspat, kanıt hiçbirisi yok. Rüşveti ne verdim diyor ne aldım diyor ne gördüm diyor. Sadece başkalarından duydum diyor ve birileri bununla İstanbul'un Büyükşehir Belediye Başkanı'nı tutukluyor.” Yalanları ve iftiralarıyla soruşturmayı itibarsızlaştırmaya çalışan Özgür Özel şahitli ispatlı, belgeli, HTS kayıtlı itiraflardan sonra özür diler mi bilmiyoruz ama kendi namusuna inandığı kadar namuslarına inandığı arkadaşları ile ilgili itiraflar ve mahkûmiyet kararları kefil olduğu arkadaşlarının rüşvet aldıklarını göstermeye yetiyor.

Bunca kanıta, itirafa ve yargı kararına rağmen ne zaman kadar rüşveti inkâr etmeye devam edecek?

Rüşvet yiyen haramzadeleri savunmanın vefa değil, suça ortaklık olduğunu bilmiyor mu?

Yoksa Muhittin BÖCEK ve Özkan Yalım’dan başka itirafçılar çıkmasını mı önlemeye çalışıyor?