“Birini suçlamak için ileri uzattığın elinin üç parmağının seni gösterdiği unutma” (Friedrich Nietzsche)

CHP adayı olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen ve 18 Haziran 2026 da CHP’ den istifa ederek bağımsız olarak görevini sürdüren Cemil Tugay’ın AK Partiye katılması Yeni Partide deprem etkisi yarattı.

Özel, Nefes Gazetesine konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada; " Cemil 23 Nisan başkanı gibi kukla, Pinokyo gibi bir kenarda duracak. Cemil bizim için hain, onlar için de kukla yani benim gördüğüm. Bir kukla belediye başkanı. Yoksa dün akşam niye o kadar itibarsızlaştırsınlar? İnsan izliyor; şu kadar haysiyet olsa gidip de Erdoğan’ın rozet takmasına izin vermez. İzmir’e böyle bir ihanet edeceğini bilsek göstermezdik. Ben aday gösterdiysem, ben gösterdim ama hepsini Parti Meclisi’nde anketlerini göstererek yaptık ama ankette kavun gibi dibini koklayıp hainin kokusunu alamıyorsun. Adam ihanet etti, "Bilsem aday yapmazdım. Bu yanlışı yapacağını bilsem onu aday yapmayı bırak, elim kolum kafam kırılsın, selam vermem. Ama böyle bir haysiyetsizliği kim görebilir, kim bilebilir?” Sözleriyle

Cemil Turgay’ın AK partiye geçmesinden duyduğu rahatsızlığı küstah ifadelerle ortaya koydu.

Oysa Özgür Özel CHP Genel Başkanı iken başka partilerden kendi partisine geçenler olmuştu ama o geçişler seçmenin iradesinin gaspı olmadığı gibi partisine geçenler de hain, kukla ve pinokyo olmuyordu.

Tam bir siyasal oportünist olan Özgür Özel’in bu iki yüzlü tavrına sayısız örneklerle alışkınız.

Yerel seçim öncesi İzmir/ Karabağlar'da düzenlenen Halk Buluşması'nda yaptığı konuşmada; "Bu yola çıktığımda adımlarıma eşlik eden biri vardı. Kararlı, inançlı, cesur biri vardı. Doğru neyse onun arkasında duran, duyarlı bir siyasetçi. Yol arkadaşım, bütün iddialara, iftiralara rağmen üzerine çamur yapışmadı. O da Cemil Tugay… Sütte leke var onda yok" demişti.

Dün süte leke var onda yok dediği Cemil Tugay için bugün Haindir! Hain oğlu haindir" şeklinde konuşan Özgür Özel’e göre kendi partisine katılanlar hain oğlu hain olmuyor

Çünkü Özgür Özel’in paşa keyfi öyle istiyor.

(Borsa İstanbul pay piyasasında 1 Şubat 2025'ten itibaren olağan dışı fiyat ve miktar hareketleri ile ani düşüşler tespit edilmesi üzerine, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek tarafından başlatılan soruşturmaya ilişkin konuşmasında, "Gitmiş geçen cuma günü 'Borsa düştü' diye soruşturma başlatmış. Ve başsavcılık fiyat hareketliliği konusunda haber yapan, yayan kişiler hakkında da soruşturma başlatmış. Tam bir akıl tutulması ile karşı karşıyayız" ifadelerini kullanmış, Borsa düştü diye hesabı borsadan soruyorlar. Tam bir akıl tutulması" sözleriyle soruşturmaya tepki göstermişti. Bugün tam aksi bir tavır takınması da ikiyüzlü tavrına bir başka örnektir.)

Genel Başkanına destek veren Ali Mahir Başarır; "Bir düğün yaptılar ya Genel Merkez'de. Bir düğün yaptılar. Biliyorsunuz onun mesleği doktor, estetik cerrah. Önce kendine işlem yapsın, yüzünü değiştirsin. Çünkü o yüzle İzmir sokaklarında gezemez." Diyerek iddialı konuştu ama asrın yolsuzluğu davasında rüşvet/haraç vermek zorunda kalan mağdurların nasıl kaz gibi yolunduklarına dair her gün bir yenisine tanık olduğumuz itiraflarından sonra kendileri sokaklarda nasıl geziyor iseler Cemil Tugay da öyle gezebilir.

İBB davasında rüşvet vermeye mecbur edilen Reklam şirketi sahibi Cüneyt Yakut’un tutuklu yargılanan personeli göstererek; "Burada gariban kadınlar, şoförler yatıyor! Murat Kapki'nin muhasebecisi 'Çocuğum geldiğinde cezaevinde hayvan taklidi yapıyorum' diyor. Bir baba için bundan daha acı ne olabilir? Çıkın delikanlı gibi kabul edin, 'Emrah'la yedik' deyin bari şu masum insanlar kurtulsun! Ne suçu var bu insanların, Allahsızlar!" dediği hırsızlar ve onları savunanlar sokakta nasıl gezebiliyor iseler Cemil Tugay da öyle gezebilir.

Yatlarda alemler yapan, Portekizli mankenlerle(!), voleybolcularla halvet olanlar ve onları alkışlayanlar nasıl geziyor iseler Cemil Tugay da öyle gezebilir.

Aralarındaki ilişkiyi iyi tutmak ve işlerinin aksamaması için boğazına çökülmedik müteahhit, işadamı bırakmayanlar, milyarlık villaları TOKİ evleri fiyatına alanlar, manzarası kapanmasın diye de belediye bütçesinden 159 milyon ödeyip kamulaştıranlar, mavi valizlerde, siyah sırt çantalarında haraç alanlar, peştemalla otel orasında kızı yaşındaki metresiyle basılanlar için demokrasi nöbeti tutanlar, işçilere maaşlarını ödemezken tropik adalarda sevgilileriyle günlerini gün edenler, rüşvet almayı meslek haline getirip kendilerini yürüyen para olarak tanımlayan ahlaksız vurguncular, belediye bütçesinden metres istihdam edenler, para destelerinden kuleler yapanlar, 18 yaş altındaki kızlardan harem kuranlar, şoförlerinin gözü önünde cinsel ilişkiye girenler, belediyeden aldıkları haraçlarla havada, denizde, karada Vip fuhuş hizmeti(!) sunanlar, belediyeleri soyup soğana çevirenler, uçkur düşkünlerinden-rüşvetçilerden-alemcilerden demokrasi kahramanları çıkarmaya çalışanlar, kurdukları partiye geçerken eski partilerinin demirbaşlarını çalan yağmalayan, binalara ve araçlara zarar veren YENİ nesil zorbalar sokaklarda nasıl gezebiliyor iseler yor iseler Cemil Tugay da öyle gezebilir.

Gecenin bir yarısı promil sınırı aşınca Keçiören Belediye Başkanına “piç” diyerek hakaret eden, Afyonkarahisar Belediye başkanı Burcu Köksal’a “kocanı boşa diyebilecek kadar” saygısız ve sorumsuz, baklava kutusunda rüşvet alan belediye başkanını savunmak için elinde 32 saatlik kamera görüntüsü olduğunu söylemesine rağmen 32 saliselik bir görüntü açıklayamayan, bürokrasideki köstebeklerinden aldıkları yalan yanlış bilgilerle Adalet Bakanı Akın Gürlek’in

12 gayrimenkulu ve denizi olmayan Lüksemburgda demirli bir yatı olduğu yalanını söyleyen, rüşvet aldıkları tanık beyanları, belgeler ve kayıtlarla ortaya konun belediye başkanlarının boğazından bir gram haram lokma geçmediği yalanını söyleyecek kadar pervasız Özgür Özel sokaklarda rahat gezebiliyor ise Cemil Tugay da öyle gezebilir.

(Boğazlarından lokma geçmediğini söylediği yolsuzların boğazlarından TIR geçmiş TIR)

Eğer Cemil Tugay başkaları gibi çalsaydı onun için de cami duvarına işedikleri destek mitingleri düzenlerler, gazeteci sıfatlı beslemeler sabah akşam övgüler düzerlerdi.

Cemil Tugay Ak Partiye geçtiği için hain oluyorsa; Özgür Özel’in genel başkanlığı döneminde İyi Partiden seçilen ve CHP’ye geçen; Adana-Bilal Bilici; İstanbul-Nimet Özdemir; Antalya-Aykut Kaya; İstanbul-Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu ve İzmir-Ümit Özlale de hain, olmuyor mu?

Özellikle Ümit Özlale yerel seçimde İyi Partinin belediye başkanı adayı idi.

Cemil Tugay hain ise ona karşı yarışıp seçimi kaybeden ve sonrasında CHP’ye geçen Ümit Özlale neden hain olmuyor?

Kendileri yapınca doğru olanları başkaları yapınca ihanet ve haysiyetsizlik olarak nitelemek ikiyüzlülüktür.

Söyleyen ne güzel söylemiş;

“İnsanlar ikiyüzlü olduğunda, sizin tek emin olabildiğiniz şey, hiçbir yüzüne güvenemeyeceğinizdir.”

******

İYİ Parti Milletvekili Ümit Özlale, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a bir bakanın babasının fona 470 milyon lira yatırıp 830 milyon lirayla çıkıp çıkmadığını sordu. Bir bakanın da parasını krizden önce çektiğini söyledi.

Ardından Murat Ağırel, Sözcü TV’de isim vererek, “Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın fon satın aldığı ve kriz patlamadan önce sattığı ortaya çıktı.” Derken İsmail Saymaz da bu iddiayı “Birinin Ömer Bolat olduğunu anlıyoruz.” Sözleriyle tekrarladı.

Kendisine yönelik mesnetsiz ifadeler ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz haklarında suç duyurusunda bulunan Ömer Bolat (ikisine de dezenformasyon suçlamasıyla ev hapsi ile adli kontrol şartı getirildi), NSosyal hesabında yaptığı paylaşımda; Hedef Yatırım şirketinde 26 Şubat 2024'te, 2 yıl 8 ay önce, başlattığı sukuk hesabının, 7 finansal şirkete karşı yürütülen 16 Eylül operasyonundan sonra tasfiye için Ziraat Bankasına devredildiği açık bir gerçek olmasına rağmen Ümit Özlale'nin, 'tasarruf hesabını kapattığına ve 400 koydu, 800 aldı' şeklindeki iddiasının açık bir iftira olduğunu, sermaye piyasalarındaki tüm işlemlerin, ancak ve ancak bankalar üzerinden ve banka hesaplarına transfer yapılarak gerçekleştirildiğinin altını çizen Bolat, "Öyleyse size açık davetim, Türkiye'deki 50'den fazla bankaya şu soruyu sorup öğrenebilirsiniz, 'Ömer Bolat'a veya bir yakınına MKK'dan ya da Hedef Yatırım'dan bahsettiğiniz 170 milyon lira para transfer işlemi yapılabilmiş midir? Diyerek meydan okudu.

İftiraya muhatap olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, tv100 canlı yayınında ailesinin söz konusu fonlarda hiçbir işlemi bulunmadığını ve isim benzerliği üzerinden hedef alındığını belirterek, Ümit Özlale’ye “Ahlaki değeri varsa istifaya davet ediyorum, eğer ispatlarsanız ben istifa ediyorum sözleriyle hodri meydan dedi.”

Bakan Göktaş İyi Parti Milletvekilleri Ümit Özlale, Ali Mahir Başarır ve Cemal Enginyurt haklarında suç duyurusunda bulundu.

Her iki bakanın da son derece net açıklamaları ile kendilerine yönelik bir itibar suikastı yapıldığı ortada olmasına rağmen gerçek dışı iddiaların sahibi Ümit Özlale’nin özür dilemek yerine “Göktaş ile ilgili bir mağduriyet kampanyası başladığını görmek şaşırtmadı. Kimse kusura bakmasın ama aileleriyle beraber 2 milyon vatandaşın mağdur edildiği bir fon vurgununda Sayın Bakana sorduğumuz soruların yaşattığı mağduriyet kocaman bir hiç kalır." diyerek benzeri görülmemiş bir pişkinlik sergiledi.

Friedrich Nietzsche; “Birini suçlamak için ileri uzattığın elinin üç parmağının seni gösterdiği unutma” derken ne kadar haklı.

Ortada bir yanlış varsa bunu ve yapanı eleştirmek, hatta abartarak bundan siyasal bir yarar sağlamak muhalefetin en doğal hakkıdır.

Ancak at izini it izine karıştırarak aşağılık fetöcülerin yaptıkları gibi yalan ve iftira ile itibar suikastı yapmak, insanların şeref ve namusları ile oynamak, utanç vericidir.

Sayın Bakan Mahinur GÖKTAŞ’ın “keşke muhalefet biraz zeki olsaydı” sözü son derece yerindedir.

Zekâ olmayınca, ellerine tutuşturulan sahte belgelere itibar ederek işte böyle rezil olunuyor.

Suç bulma şehveti, gerçeği araştırma çabasına engel oluyor.

Rezil olmaktan bile keyif alan insanlar için modern tıbbın da yapacağı bir şey yoktur.

*****

Utanmak nedir utanmaz kimdir diye yapay zekaya sordum aşağıdaki cevabı verdi.

Utanmak, toplumsal kurallara, ahlaka veya kişisel değerlere aykırı bir durum karşısında hissedilen mahcubiyet, suçluluk ve sıkıntı duygusudur. İnsanın kendi davranışlarını yargılaması ve başkalarının gözündeki değerini kaybetme korkusuyla ortaya çıkar.

Utanmaz kişi ise yaptığı yanlış, ayıp ya da ahlaka aykırı davranışlardan ötürü hiçbir pişmanlık, rahatsızlık veya mahcubiyet duymayan kimsedir. Bu kişiler toplumun değer yargılarını veya başkalarının haklarını çiğnerken vicdani bir rahatsızlık hissetmezler.

Utanmaz İnsanların Belirgin Özellikleri;

Eleştirilere Kapalı Olmak: Yaptıkları hatalar yüzlerine vurulduğunda bile pişman olmak yerine üste çıkmaya çalışırlar.

Sorumluluk Almamak: Davranışlarının sonuçlarını üstlenmez, suçu her zaman başkalarına veya durumlara atarlar.

Empati Eksikliği: Başkalarına verdikleri zararları ya da yaşattıkları kırgınlıkları umursamazlar.

Çıkarcılık: Kendi menfaatleri için toplumsal kuralları ve nezaketi hiçe sayabilirler.

Utanma duygusu, toplumsal düzeni ve insan ilişkilerini koruyan doğal bir vicdan mekanizmasıdır; utanmazlık ise bu mekanizmanın işlevini yitirmesidir.

Yapay zekâ utanmazları çok güzel tanımlamış sadece isim vermemiş.

Bilin bakalım o utanmazlar kimler?.