"Adidas, ellerinde kan olan bir adamı seçti."
(İspanyol aktör Javier Bardem)
Spor ürünleri üreticisi Adidas, 2021'de İsrail ordusunda görev yaparken Gazze'ye yönelik saldırılarda bacağını kaybeden Shalev Biton'u, şirketin "tek ayakkabı hizmeti" (Single Shoe Service) için reklam yüzü yaptı.
Küresel bir marka için utanç verici bu tercihin sıradan bir reklam projesi değil, katiller ordusunun cinayetlerini tek ayağını kaybetmiş bir İsrail askeri üzerinden masumlaştırmaya çalışmak olduğu anlaşılıyor.
Eğer gerçekten bir “tek ayakkabı” hizmeti verecek iseler bunun en insani reklamını İsrail saldırılarında ayaklarını kaybeden masum Filistinlileri ön plana çıkartarak yapabilirlerdi.
Adidas’ın amacının hizmet değil algı olduğu anlaşılıyor.
The Lancet Global Health dergisinde yayınlanan kapsamlı çalışmalar ve uluslararası bağımsız kuruluşların verilerine göre İsrail’in katlettiği Filistinlilerin %56,2 si kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluşuyor.
İsrail saldırılarında 73.400 Filistinli öldürülürken 62 bin Filistinlinin açlıktan öldüğü ve en az 10 bin Filistinlinin de enkaz altında olduğu tahmin ediliyor.
Yaralı sayısı 174.540 (bu yaralanmalarının ne kadar kalıcı engelliliğe neden olduğu ya da olacağı bilinmiyor)
“Mevcut nüfusun yüzde 32 si ölümcül açlık çekiyor.
Gazze’deki evlerin %92 si tamamen yıkıldı ya da çok ağır hasar aldı.
Gazze nüfusunun % 85 ini oluşturan 1,9 milyon Filistinli zorla yerlerinden edildi.
Sağlık merkezlerinin %84’ü yıkıldı ya da ağır hasar gördü.
Gazze’deki 12 üniversitenin tamamı, okulların %80’i, çok sayıda cami, kilise, kütüphane binası yakıldı, yıkıldı işlevsiz hale getirildi”
İsrail’in saldırıların ilk iki ayında Gazze’ye iki nükleer bombaya eşdeğer tam 25.000 ton patlayıcı attı” (Kaynak; Vikipedi)
Binlerce kayıptan haber alınamıyor, akıbetleri bilinmiyor.
Temiz su bulmak neredeyse imkânsız.
Zor buldukları kirli suyu bidonlarla taşıyan Filistinlilerin üzerine bomba yağdırılıyor. Ve o kirli suyun bile kullanılmasına izin verilmiyor.
Uydurma gerekçelerle tutuklanarak (sözde) yargılanmayı bekleyen ve bu arada gördükleri ağır işkenceler nedeniyle uzuvlarını/hayatlarını kaybeden Filistinlilerin sayısı meçhul.
UNICEF raporuna göre, Siyonist İsrail rejimin Gazze Şeridi'ne yönelik gerçekleştirdiği soykırım saldırılarında 42 bin Filistinli engelli kaldı.
Sağlık Örgütü verilerine göre Gazze’de kalıcı, hayatı değiştiren ciddi yaralanmaya maruz kalan yaklaşık 42 bin kişinin dörtte birini (10.000’den fazlasını) çocuklar oluşturuyor.
Gazze’de büyük amputasyon (yetişkin ve çocuk toplam) sayısı 5.000 ile 6.500 arasında olarak ifade edilirken, ampute edilen her 5 kişiden birinin çocuk olduğu belirtiliyor.
Gazze, nüfusuna oranla dünyanın en çok çocuk amputasyonunun yaşandığı bölge olarak kayıtlara geçiyor.
İnsani şartlardan uzak yüzbinlerce insan yıkıntıların arasında yaşam mücadelesi veriyor.
Bu rakamlara vicdanla bakan dini, inancı, siyasi görüşü ne olursa olsun her insanın İsrail’in eşi ve benzeri görülmemiş vahşetini görmesi mümkün iken, Adidas gibi küresel bir markanın vahşetin faillerinden birisini reklam yüzü olarak lanse edecek kadar pervasız davranması utanç verici bir soykırım destekçiliğidir.
Ne var ki Adidas’ın Siyonizm destekçiliği yeni bir durum değildir.
Kökeni Nazi Almanya’sına kadar uzanan marka, yakın tarihte İsrail ile kurumsal ilişkilerini ciddi şekilde büyüttü.
Kurucusu Adolf (Adi) Dassler ve kardeşi Rudolf Dassler’ın Nazi Partisi’ndeki varlığını kabul eden ancak dönemin diğer Alman markalarının aksine o dönemdeki sorumluluklarını sahiplenmeyen Adidas, İsrail Futbol Federasyonu ve Tel Aviv Maratonu sponsorluğu, tekstil şirketi Delta Galil ile küresel iç çamaşırı lisans anlaşması, Maccabi Haifa ve Maccabi Tel Aviv gibi spor kulüpleriyle ortaklık gibi faaliyetler yürüttü.
Siyonizmi sivil toplum ayağında da yalnız bırakmayan marka, İsrail eski Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in kurduğu Peres Barış ve İnovasyon Merkezi gibi kuruluşlarla hibe anlaşmaları yaptı.
Bu geçmişinden de anlaşılacağı üzere Adidas’ın “tek ayak hizmeti” projesi soykırımcı İsrail’in masum gösterilmesi algısı oluşturmaktan başka bir amaç taşımamaktadır.
Reklam yüzü Shaley Biton uzvumu kaybettim ama (Adidas sayesinde) yeniden koşuyorum diyor.
Peki, Katil İsrail ordusunun uzuvlarını kaybetmelerine neden oldukları binlerce Filistinli nasıl koşacak?
Daha doğrusu koşabilecekler mki?
Bu masumları görmeyen Adidas gibi küresel bir marka soykırıma kalkan olmaya utanmıyorsa en acımasız bir şekilde boykot edilerek pervasızlığının hesabı cirosundan kesilmelidir.
****
Adidas’ın bu utanç verici reklam kampanyası Filistin davasına duyarlı insanlarda büyük tepkiye oldu ve ünlülerden peş peşe boykot açıklamaları geldi.
Reklam yüzü Biton sosyal medya hesabından tüm dünyadan devasa bir nefret dalgası aldığını belirterek, “Şu anda sevgiden çok daha fazla nefret mesajı alıyorum, yanımda olmanıza ihtiyacım var” mesajını paylaşmak zorunda kaldı.
Siyonist katillerden ne kadar çok nefret edilirse bu hem Filistinliler ve hem de bölge barışı için çok iyidir.
Bu nefret o katilleri sokağa çıkamaz hale getirinceye kadar devam etmelidir.
Markanın, İsrailli eski askeri reklam kampanyasında oynatmasının ardından dünya çapında yükselen tepkiler üzerine Adidas'ın bölgesel hesabından (sözde) bir özür paylaşımı yapıldı.
Adidas Arabia'nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda; "Yerel ekibin yakın zamanda düzenlediği bir etkinlikte kullanılan bir görselin endişelere ve güçlü tepkilere yol açtığının farkındayız. Kimseyi gücendirmek gibi bir amacımız hiçbir zaman olmadı. Etkilenen herkesten özür dileriz. Orta Doğu genelinde hizmet verdiğimiz topluluklara yönelik uzun soluklu bir bağlılığımız bulunuyor. Bölge genelinde sporcular, takımlar ve spor topluluklarıyla birlikte çalışmanın yanı sıra ürün bağışları yoluyla ihtiyaç sahibi kişi ve toplulukları destekliyoruz." ifadeleri yer aldı.
Gerek metin içeriği ve gerekse yayınlandığı platformdan da anlaşılacağı üzere bu göstermelik özür şirketin ana sayfasında ve ana hesabında yer almadı.
Özrün sadece Arapça sayfadan ve kaybolan hikâye formatında paylaşılmasına tepki gösteren Gazzeliler, haklı olarak göstermelik özrü kabul etmediklerini söylediler.
Anadolu Ajansının (AA) konuya ilişkin sorularını cevapsız bırakan Adidas’ın bu büyük rezaleti “yerel ekibin” bir etkinlikte kullandığı görsele bağlaması ise sorumluluktan kaçmak için kullandığı ucuz bir yöntemdir.
Gerçekten üzgün olsalardı, başta uzuvlarını kaybedenler olmak üzere Filistinli ailelerden özür dilerler ve bunu da şirketin ana sayfasında ve ana hesabında açık açık ifade ederle, protez destek kampanyaları başlatarak firmanın küresel gücünü ampute edilmiş Filistinli çocukların koşabilmelerini sağlamak için kullanabilirlerdi.
Anlaşılan o ki Adidas; “İsrail’in var olma hakkını” daha güçlü bir şekilde savunması gerektiğini belirterek bu konuda bir milimetre bile geri adım atmayacağını” söyleyen Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile aynı kafada.
Hitler’in Yahudileri öldürmesiyle İsrail’in Filistinlileri öldürmesi arasında ne fark var?
Sonuç itibariyle ikisi de soykırım.
Ancak medeni geçinen batının İsrail yalakası liderlerine soykırımı İsrail yapınca bunun adı “İsrail’in var olma hakkı” oluyor.
Gerek Merz’in sözleri ve gerekse Adidas’ın algı amaçlı reklam kampanyasından; İsrail yalakalığının ve soykırım destekçiliğinin Almanya’nın milli sporları olduğunu görüyoruz.
*****
Boykot çağrısı yapan İtalyan aktivist Vincenzo Fullone’ın; "Markalar suçluları seçtiğinde insanlar da direnişi seçer" ifadesi tepkilerin en net ifadesi olurken, Filistinlilerin dramına gözünü kapayan Batı basınının her zamanki gibi bu olaya da duyarsız kalması dikkat çekti.
Oscar ödüllü İspanyol aktör Javier Bardem de "Adidas, ellerinde kan olan bir adamı seçti." ifadeleriyle sosyal medya paylaşımında bulunarak boykot çağrısı yaptı.
ABD’li sosyal medya fenomeni Guy Christensen, ABD’li yazar ve insan hakları savunucusu Susan Asbulhawa ile birlikte dünyada çok sayıda sanatçı, sporcu aktivist Adidas’a boykot çağrısı yaparken istisnalar hariç ülkemizin meşhurlarının(!) sesleri solukları kesiliveriyor.
Bir kısmının Filistin gibi bir dertlerinin olmadığını peş peşe yapılan uyuşturucu ve fuhuş operasyonlarından biliyoruz.
Peki, orman yangınlarında, sellerde, depremlerde devlete/hükümete en ağır suçlamaları yapanlar, yalan haberleri paylaşanlar, Adidas başta olmak üzere İsrail destekçilerine karşı neden bu kadar korkaklar?
İşin en can alıcı noktası ise Nike ile yapılan anlaşmanın sona ermesi üzerine geçtiğimiz temmuz ayında tüm branşlardaki Milli Takımların forma tedariki için Adidas’la anlaşılmış olması.
Anlaşma şartlarını bilmiyorum ancak bugüne kadar Gençlik ve Spor Bakanlığından bırakın tepkiyi bir açıklama dahi gelmemesi, bireysel tepkiler ne olursa olsun ne yazık ki Adidas’a kurumsal ve can yakıcı bir boykotun yapılamayacağını gösteriyor.
(Aksesuar ve ekipman üretiminde Türkiye % 26’ lık payla Adidas’ın en büyük tedarikçisi olurken, tekstil bayta olmak üzere diğer sportif ürünlerde üst sıralarda yer almasından kaynaklanan ekonomik ilişkiler etkili bir boykotun gerçekleşmeyeceğini gösteriyor)
Bu; Filistin ve Filistinlilere en büyük desteği veren ve her türlü insani yardımı yapan Türkiye açısından gerçekten üzücü bir durum.
Milli takımların dışında çok sayıda futbol kulübünün de Javier Bardem’in ifadesiyle; “ellerinde kan olan bir adamı seçen” Adidas’a tepki göster(e)memeleri, Adidas’ın pervasızlığının en önemli kanıtıdır.
Vincenzo Fullone’ın ifade ettiği üzere keşke ülkemizde de "Markalar suçluları seçtiğinde insanlar direnişi seçselerdi.”