Ankara’dan Sesleniş
GENÇLİK BİR MİLLETİN GELECEĞİDİR

İstikbali, geleceği olan gençlere yatırım yapmak onlarla ilgilenmek, gençleri sosyal ve kültürel, konularda eğitmek, gerektiğini atalarımız bizlere hep söylemişlerdir.
Bizler de bir zamanlar gençtik. Değerli hocalarımızın eğitmesi ile büyüklerimizin nasihatleri ile topluma kazandırıldık. Bugünlerde “AİLE” konusu konuşulur oldu, çok şükür! Çok konuşulur oldu demedim! Aslında çok ya da az değil, yeteri kadar konuşulmalı bu konu, yeteri kadar konuşuluyor mu peki? Kesinlikle hayır! Konuşmak da yetmez bu konu üzerinde insanlara, bu alanda nasıl davranacaklarını ve neler yapılması gerektiğini öğretmek gerekir.
Baktığımız zaman diğer birçok konuda olduğu gibi bu alanda da çok geç kalmışlığı görüyoruz.
Hani adam kriz geçirir, hastaneye götürülür, “Keşke beş dakika önce getirseydiniz!” denilir ya bu iş de tam böyle bir durumda şu anda. Bakın; geç kalınmış zaten daha da geç kalınırsa toplumun sos yal hayatında hasar meydana gelebilir. Anlaması gerekenler konuyu hâlâ anlamıyorlar desem onlara ayıp olacak, demesem topluma yazık olacak, geleceğimize yazık olacak. Lütfen herkes kendisine düşen görevi bir an önce yapsın bu konuda! Konuşulanlar çok geç konuşuluyor, ya da yetersiz, konuşulan kişiler yani dinleyiciler de çok geç kalmış insanlar yani çoğu dinleyicilerin bu alanda yapacakları bir şey kalmamış, yaş geçmiş, onlar için iş işten geçmiş. Asıl hedef kitle olan genç kuşak kendi âleminde, onlar ortada yok maalesef! Niçin bu konuyu önemsemeliyiz peki? Çünkü dünyanın en önemli sorumluluk ve görevi ailenin sırtındadır.
Çocuk hakları evrensel bildirgesine göre 0-18 yaş aralığında olan her birey çocuk sayılır ve bu dönemde görülen riskli davranışların, aksaklıkların ya da yaşanılan travmaların, çocuk-ergende psikiyatrik bozuklukların gelişmesinde rolü vardır.
Çocuk ve ergenlerin bu süreç içerisinde riskli davranışlarda bulunması mevcut sağlık durumlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Araştırmalara göre, çocuk-ergenlerde, silah taşıma, suç işleme, kavgaya karışma gibi şiddet içeren davranışlar, evden kaçma, erken yaşta ve korunmasız cinsel ilişkiye girme, akademik başarısızlık, kendine zarar verme davranışları madde kullanımı ile ilişkili bulunmuştur
Hiçbir bilgisi, birikimi, deneyimi olmayan bir kişi, koca bir tırı, yoğun trafikte sürmeye kalkışsa, tırın sahibi ya da şoförü buna izin verir mi? Bir milletin geleceğini ilgilendiren ve en temel kurumu olan aile yuvaları kurulurken, hiçbir sorumluluk bilgisine sahip değilken insanlar evelenebiliyorlar ama! Çocuklarını ve toplumları yönetenler bu kadar ciddi bir işte neden hâlâ seyirci durumundalar peki?
Aile olmak sorumluluk almak demektir. Bir millet için bu işin ne kadar ciddi olduğunu herkesin bilmesi gerekir ama pek de ciddiye alınmadığını ben görüyorsam herkes de görmelidir.
Bizim dinimiz evrensel bir dindir; Bu yüzden de herkese, durumuna göre sorumluluk yüklemiştir.
Peki, biz ne yapıyoruz; başkalarının yaptıklarını, “Bana uyar mı uymaz mı”, ya da “Ne getirir ne götürür?” demeden, onlar gibi olmaya çalışıyoruz. İşte modernleşme yolunda kaybettiklerimizin, canımızı ve içimizi en çok yakacak olanları ailede yaşanmaya başlamıştır, bilmek ve görmek zorunda olmamıza rağmen görmediğimiz, toplumun en güçlü kurumu aile dağılma durumundadır! Bir toplum için, dağılmaya başlamış aile kurumu, patlak teker üzerinde, delinmiş gemide yolculuk etmek gibi tehlikelidir. Daha biz, bu savrulmanın sadece dışa yansıyanlarını görüyoruz. Anne babaya saygı yok, bireyler arasında sevgi yok olma yolunda. Sorumluk bilinmiyor. Yavaş yavaş da olsa evler yuva olmaktan çıkıp barınak haline geliyor, gençlik dışarıda, her biri sömürü tuzağı olan kafelerde, sokaklar tehlike; uyuşturucu kullanıcısı var, torbacısı var, soyguncusu var, tacizcisi var, bu kadar tehlikeli yollardan geçiyor gençlik, umurunda mı kimsenin? Kim bilir sokakta yatmaktansa eve mi gidiliyor, aile yuvasının işlevi sadece bu mu? Bunları da bilmiyoruz.
Madde ve Telefon bağımlılığı, çocuk ve ergenlerin fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimlerini ciddi şekilde etkileyen bir problemdir. Ailelerin bilinçli, destekleyici ve aktif bir rol üstlenmesi, bu risklerin azaltılmasında hayati önem taşır.
Çocuğunuzla geçirdiğiniz kaliteli zaman, ona verdiğiniz güven ve sevgi dolu bir ortam, sağlıklı bir gelişim için en büyük koruma kalkanıdır. Unutmayın, hiçbir sorun çözümsüz değildir ve gerektiğinde uzman yardımı almak güçlü bir adımdır.
Birlikte oluşturulan sağlam bir iletişim ve destek ağı, çocuğunuzun gelecekte daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesine zemin hazırlar
Şunu çok iyi biliyoruz ki gençlik bir milletin geleceğidir.
Çankırı aşığı yâran sevdalısı kişiliğimle, herkese selamlar sevgiler. Hoşça kalın, Dostça kalın, ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.
TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi
Çankırılı Yazar Necati ÜLKER