Erkeklerde meme dokusunun normalden fazla büyümesi olarak tanımlanan jinekomastinin toplumda sanıldığından daha sık görüldüğü belirtildi. Özellikle ergenlik döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak geçici şekilde ortaya çıkabilen jinekomasti, bazı kişilerde kalıcı hale gelerek estetik kaygıların yanı sıra özgüven sorunlarına ve sosyal yaşamda çekingenliğe neden olabiliyor.
Medline Adana Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz, jinekomastinin sık karşılaşılan ve tedavi edilebilen bir durum olduğunu belirterek, meme bölgesindeki büyümenin nedeninin doğru şekilde ortaya konulmasının önemine dikkat çekti.
Korkmaz, jinekomastinin yalnızca estetik açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini, kişinin fiziksel ve psikolojik beklentilerinin de tedavi planında dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Jinekomastinin birçok nedeni bulunuyor
Jinekomastinin temel nedenlerinden birinin östrojen ve testosteron arasındaki dengenin değişmesi olduğunu belirten Dr. Korkmaz, özellikle ergenlik dönemindeki hormonal değişimlerin bu duruma yol açabileceğini söyledi.
Bunun yanında fazla kilo, bazı ilaçların kullanımı, hormon bozuklukları ile tiroid, karaciğer ve böbrek hastalıklarının da meme dokusunda büyümeye neden olabileceğini aktaran Korkmaz, erişkinlerde sonradan ortaya çıkan durumların daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Özellikle hızlı şekilde büyüyen, tek taraflı görülen veya sert bir kitle şeklinde fark edilen meme büyümelerinde hekim değerlendirmesinin önem taşıdığı belirtildi.
Her meme büyümesi jinekomasti olmayabilir
Meme bölgesindeki büyümenin her zaman jinekomasti anlamına gelmediğine dikkat çeken Korkmaz, jinekomasti ile fazla kiloya bağlı oluşan yağlanmanın birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Jinekomastide meme bezi dokusunun büyüdüğünü belirten Korkmaz, fazla kiloya bağlı olarak yağ dokusunun artmasının ise “yalancı jinekomasti” olarak adlandırıldığını ifade etti. Bu ayrımın uygulanacak tedavinin belirlenmesi açısından önemli olduğu kaydedildi.
Muayene sırasında hastanın yaşı, şikâyetin ne zaman başladığı, büyümenin tek veya çift taraflı olup olmadığı ve kullanılan ilaçların değerlendirildiğini belirten Korkmaz, gerekli görülen durumlarda hormon testleri ve görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılabildiğini aktardı.
Özellikle erişkin yaşta sonradan ortaya çıkan vakalarda hormonal bozukluklar ve diğer olası nedenlerin araştırılmasının tedavi sürecine yön verdiği belirtildi.
Bazı vakalarda takip yeterli olabiliyor
Ergenlik döneminde görülen jinekomasti vakalarının önemli bir bölümünde belirli bir süre takip yapılmasının yeterli olabileceğini ifade eden Korkmaz, nedene yönelik tedavi gereken durumlarda öncelikle altta yatan sağlık sorununun ele alınması gerektiğini söyledi.
Kalıcı hale gelen ve kişinin estetik veya psikolojik açıdan rahatsızlık duyduğu durumlarda ise cerrahi tedavinin gündeme gelebildiğini belirten Korkmaz, uygulanacak yöntemin meme bölgesindeki dokunun yapısına göre değiştiğini aktardı.
Yağ dokusunun fazla olduğu hastalarda liposuction yönteminin tercih edilebildiğini belirten Korkmaz, meme bezi dokusunun belirgin olduğu durumlarda ise cerrahi müdahalenin gerekebileceğini söyledi. Her iki dokunun birlikte bulunduğu hastalarda ise kombine yöntemlerin uygulanabildiğini ifade etti.
İleri vakalarda cilt fazlalığı da görülebiliyor
İleri derecedeki jinekomasti vakalarında cilt fazlalığının da ortaya çıkabileceğini belirten Dr. Güllü Korkmaz, bu tür durumlarda yalnızca yağ ve meme dokusunun çıkarılmasının yeterli olmayabileceğini kaydetti.
Fazla cildin alınması ve bazı hastalarda meme başı ile çevresindeki areola bölgesinin yeniden konumlandırılmasının gerekebileceğini belirten Korkmaz, cerrahi yöntemin meme dokusunun yapısı, yağ miktarı, cilt elastikiyeti ve büyümenin derecesine göre belirlendiğini söyledi.
Tedavide hedefin yalnızca meme hacmini azaltmak olmadığını vurgulayan Korkmaz, göğüs bölgesinde erkek anatomisine uygun ve dengeli bir görünüm elde edilmesinin amaçlandığını ifade etti.
Uzmanlar, erkeklerde meme bölgesinde yeni başlayan, hızlı ilerleyen, tek taraflı veya sert yapıda bir büyüme fark edilmesi halinde durumun ihmal edilmemesi ve uzman değerlendirmesine başvurulması gerektiğini belirtiyor.



