Makas Atan Sürücüye 90 Bin TL Ceza!
Makas Atan Sürücüye 90 Bin TL Ceza!
İçeriği Görüntüle

İstanbul’da yaklaşık 30 yıl yaşayan Turgut ve Dilek Karasu çifti, kızları Ela’nın tip-1 diyabet teşhisi almasının ardından hayatlarında köklü bir değişikliğe gitti.

Kızlarının 8 yaşındayken hastalıkla tanışmasının ardından aile, İstanbul’un kalabalığı, trafiği ve yoğun yaşam temposunun kendileri için oluşturduğu zorlukları değerlendirmeye başladı. Daha önce izin günlerinde kafa dinlemek amacıyla gittikleri Kastamonu’nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl köyü, aile için yeni hayatın adresi oldu.

Yedi yıl önce köyden arsa alan Karasu ailesi, kızlarının durumunun ardından burada yaşamaya karar verdi. İstanbul’daki hayatlarını geride bırakan aile, yaklaşık bir yıldır köyde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıyor.

Bankacılığı Bıraktı, Hayvancılığa Başladı

Daha önce 15 yıl bankacılık sektöründe çalışan 39 yaşındaki Turgut Karasu, köye taşındıktan sonra kendilerine yeni bir yaşam kurduklarını söyledi.

Karasu, “30 sene İstanbul’da yaşadık. Kızım 8 yaşında tip-1 diyabet hastalığına yakalandı. Daha doğal hayat, iklim şartları ve daha temiz havanın kızım için daha iyi olacağını düşündüm. İstanbul’daki kalabalık, stres, trafik ve yoğunluk çocuğu etkiliyordu. Burası da bizim için uygundu. Yerleşmiş bulunduk” dedi.

Köye taşındıktan sonra küçük bir ahır ve bahçe kurduklarını belirten Karasu, kendi sebze ve meyvelerini yetiştirmeye, süt ve süt ürünleri üretmeye başladıklarını anlattı.

“İnşallah Allah nasip ederse çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz. Hayvan sayımızı daha da artırmak istiyoruz” diyen Karasu, şehir yaşamından uzak yeni hayatlarından memnun olduklarını dile getirdi.

Köy Hayatını Komşularından Öğrendiler

İstanbul’da doğup büyüyen çift için köy hayatı başlangıçta hiç kolay olmadı. Daha önce hiç inek beslemeyen ve sağmayan aile, köye geldiklerinde birçok şeyi komşularının yardımıyla öğrendi.

Dilek Karasu, “İstanbul'da doğup büyümüş kişileriz. Eşim ve ben hiç köy hayatı yaşamadık. Daha önce hiç ineklerimiz olmadı. İnekleri aldığımızda ahıra satın aldığımız kişiye bağlattık. Çünkü ineklere yaklaşamıyorduk” dedi.

Köylülerin kendilerine büyük destek verdiğini belirten Karasu, “İnek sağamadığım için gelip yardım ettiler” sözleriyle yaşadıkları süreci anlattı.

“Burası Kızımıza da İyi Geliyor”

Karasu ailesinin köye taşınmasındaki en önemli neden ise kızları Ela’nın daha sakin ve doğal bir ortamda yaşamasını sağlamak oldu.

Baba Turgut Karasu, kızlarının köyde daha hareketli bir yaşam sürmeye başladığını belirterek, “Bahçeye çıkıyor, annesine ve bana yardım ediyor, hayvanlarımıza bakıyor. Burası kızımıza da iyi geliyor” dedi.

Anne Dilek Karasu da kızının köy yaşamından mutlu olduğunu belirterek, “Hatta bazen ‘Anne, iyi ki gelmişiz buraya’ diyor. Şekerini burada takip etmek daha kolay oldu” ifadelerini kullandı.

Aile, köyde kendi sütünü, yoğurdunu, peynirini, tereyağını ve yumurtasını üretirken, kızları da günlük yaşamın bir parçası olarak hayvanlarla ilgileniyor.

Ela’nın Yeni Hayatı: Tavuklar, Buzağılar ve Köy Arkadaşları

Karasu ailesinin kızı Ela ise köy yaşamından oldukça memnun.

Köydeki arkadaşlarının hastalığı konusunda daha duyarlı olduğunu belirten Ela, “Buradaki arkadaşlarım ve köy çok güzel. Köyü seviyorum. Her şey daha doğal” dedi.

Annesinin yaptığı peynir ve tereyağını sevdiğini anlatan Ela, günlük yaşamında hayvanlarla da yakından ilgileniyor. Tavuklara yem verdiğini, yumurtaları topladığını, babasıyla hayvanları otlatmaya gittiğini ve buzağılarla ilgilendiğini söyleyen Ela, köydeki yeni hayatını kendi sözleriyle anlattı.

Karasu ailesinin hikâyesi, İstanbul’un yoğun şehir yaşamından uzaklaşarak Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde doğayla iç içe yeni bir hayat kuran bir ailenin dönüşümünü gözler önüne sererken, köy hayatının onlar için yalnızca bir yaşam tercihi değil, aynı zamanda ailece yeniden şekillenen bir hayat olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı