Türkiye’de vatandaşın geçim mücadelesine ilişkin tartışmalar sürerken, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri önemli göstergeleri bir arada ortaya koydu.
TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde nüfusun yüzde 56,4’ünün konut alımı ve konut masrafları dışında borç veya taksit ödemesi bulunuyor. Bu ödemelerin yüzde 13,7’lik kesim için “çok yük” oluşturduğu, yüzde 37,7’lik kesim için ise “biraz yük” oluşturduğu belirtildi.
Ancak ekonomik tablo bununla sınırlı değil.
Türkiye genelinde insanların yüzde 35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren yemek masrafını, yüzde 25,1’i beklenmedik harcamaları, yüzde 19,6’sı ise evin ısınma ihtiyacını ekonomik olarak karşılayamadığını beyan etti. Nüfusun yüzde 50,5’i de evden uzakta bir haftalık tatil masrafını karşılayamadığını belirtti.

Bu rakamların hiçbiri doğrudan Çankırı’ya ait değil. Fakat Türkiye genelindeki yaşam maliyeti tablosu, Çankırı’da vatandaşın geçim şartlarının ayrıca araştırılması ve yerel verilerle ortaya konulması gerektiğini gösteriyor.
Çankırı’da Vatandaşın Cebine Bakmadan Kalkınma Ölçülebilir mi?
Çankırı son dönemde turizmden sanayiye kadar birçok alanda büyüme hedefleriyle gündeme geliyor.
Ancak kalkınma yalnızca yatırım miktarıyla ölçülmemeli.
Bir şehirde yeni fabrika açılması elbette önemlidir. Fakat o fabrikanın kaç kişiye istihdam sağladığı, çalışanların gelir seviyesine ne kadar katkı sunduğu ve bu ekonomik hareketliliğin esnafa nasıl yansıdığı da sorulmalı.
Aynı durum turizm için de geçerli.
Festival döneminde kent merkezinde yoğunluk yaşanması önemli bir hareketlilik göstergesi. Fakat bu hareketliliğin yılın tamamına yayılması ve Çankırılı esnafın, üreticinin, işletmenin gelirine dönüşmesi gerekiyor.
Borç Rakamı Düşündürüyor
Türkiye genelinde nüfusun yüzde 56,4’ünün borç veya taksit ödemesi bulunması, ekonomik baskının hane bütçelerinde ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.

Çankırı’da ise bu tablonun yerel ölçekte nasıl göründüğü önemli bir soru.
Özellikle sabit gelirle çalışan vatandaşlar, emekliler, küçük esnaf, çiftçiler ve gençler açısından gelir-gider dengesinin nasıl değiştiği daha fazla konuşulmalı.
Çünkü aynı gelir, farklı şehirlerde farklı bir yaşam standardı oluşturabilir. Konut fiyatları, kira, ulaşım, gıda, enerji ve diğer temel giderler vatandaşın gerçek alım gücünü doğrudan etkiliyor.
Isınma ve Konut Sorunu da Masada Olmalı
TÜİK araştırmasında Türkiye genelinde nüfusun yüzde 27,9’unun konutunda izolasyondan kaynaklanan ısınma sorunu yaşadığı belirlendi. Ayrıca yüzde 28,8’lik kesim sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere çerçevesi gibi konut problemleriyle karşı karşıya.
Kış aylarında ısınma giderlerinin hane bütçesinde önemli bir yer tuttuğu Çankırı’da ise bu başlık ayrıca dikkat çekiyor.
Dolayısıyla Çankırı’da ekonomik kalkınma konuşulurken yalnızca “kaç yatırım geldi?” sorusunun değil, “vatandaş bu yatırımlardan ve ekonomik hareketlilikten ne kadar pay alıyor?” sorusunun da sorulması gerekiyor.
Çankırı İçin Yeni Bir Ölçü Gerekli
TÜİK’in verileri Türkiye genelindeki tabloyu ortaya koyuyor. Çankırı için ise bundan sonraki adım, bu göstergelerin yerel ölçekte daha ayrıntılı biçimde takip edilmesi olmalı.

Çankırı’nın hedefi elbette büyümek olmalı.
Ancak büyümenin karşılığı vatandaşın sofrasında, evinde, işinde ve cebinde hissedilmiyorsa yalnızca ekonomik hareketlilikten söz etmek yeterli olmayacaktır.
Şehirde daha fazla yatırım, daha fazla istihdam ve daha yüksek katma değerli üretim gerekiyor.
Esnafın kazandığı, çiftçinin ürettiğinin karşılığını aldığı, gençlerin iş bulduğu ve ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılarken sürekli borçlanmak zorunda kalmadığı bir ekonomik yapı gerekiyor.
Çünkü Çankırı’nın gerçek kalkınma göstergesi yalnızca şehrin ne kadar büyüdüğü değil, Çankırılının hayatının ne kadar iyileştiği olmalı.
TÜİK’in açıkladığı veriler bu açıdan yalnızca Ankara’nın ya da büyükşehirlerin değil, Çankırı’nın da önüne konulması gereken bir ekonomik tablo ortaya koyuyor.





