Kastamonu’da yaşayan 68 yaşındaki Mustafa Özeflanili, ailesinden miras kalan ve 100 yılı aşkın geçmişe sahip naht (ahşap oymacılığı) sanatını evinin kiler kısmında kurduğu atölyede yaşatmaya devam ediyor. Dedesinden öğrendiği bu geleneksel sanatla ceviz ağacına ayet-i kerimeleri işleyen Özeflanili, yaptığı eserlerle hem kültürel mirası koruyor hem de gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor.
Yaklaşık 40 yıldır bu mesleği sürdüren Özeflanili, bir tabloyu ortaya çıkarabilmek için günlerce emek veriyor. Sabır ve titizlik gerektiren naht sanatında çalışan usta, özellikle ayet-i kerimeleri ahşaba büyük bir özenle işliyor.

“Bu Atölyedeki Talaşları Süpürerek Başladım”
Mesleğe dedesinin atölyesinde başladığını anlatan Mustafa Özeflanili, çocukluk yıllarından itibaren marangozluk ve oymacılık işlerinin içinde büyüdüğünü söyledi.
Özeflanili, mesleğe nasıl başladığını şu sözlerle anlattı:
“Evimizin giriş katında dedem oymacılık yapardı, babam da marangozluk yapardı. Babam daha sonra atölyesini sanayi çarşısına taşıdı. Ben de ilkokul dönemimde bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım. Okulun tatil olduğu zamanlarda sürekli babamın yanında marangozluk yaptım. Askere gidene kadar devam ettim. Askerden dönünce babamla beraber mobilya imalatına başladık. 1984 yılında da dedemin yanında oymacılığa başladım. 40 yılı aşkın süredir bu mesleği devam ettiriyorum.”
Dedesi sayesinde oymacılık sanatında kendisini geliştirdiğini ifade eden Özeflanili, dedesinin 1960’lı yıllarda yaptığı ilk işlerden birinin Sarıömer köyü camisinin minberi ve vaaz kürsüsü olduğunu belirtti.
Camiler İçin Eserler Üretti
Yıllar boyunca birçok cami için ahşap eserler yaptığını anlatan Özeflanili, minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili ve kapılar gibi önemli eserler ürettiğini dile getirdi.
Sarıömer köyündeki cami için dedesinin minber yaptığını söyleyen usta, kendisinin de aynı caminin mihrap ve kapısını yaptığını ifade etti.
“Ölene Kadar Bu Mesleği Sürdüreceğim”
Sağlık sorunları nedeniyle bir dönem mesleğine ara vermek zorunda kaldığını söyleyen Özeflanili, pandemi döneminde yeniden çalışmaya başladığını belirtti.
Özeflanili, “1995 yılında dedem rahmetli oldu. Eski evimiz yıpranmıştı, bu binayı yaptık. Pandemi döneminden önce sağlık sorunları nedeniyle mesleğe ara verdim. Burası kilerdi, tekrar başlayınca burayı atölyeye çevirdim. Ölene kadar da bu mesleği sürdüreceğim” dedi.
Eskiden yanında birçok çırak yetiştirdiğini söyleyen usta, bugün yalnızca bir çırağın bu sanatla ilgilendiğini belirtti.
Sabır Gerektiren Bir Sanat
Naht sanatının büyük sabır istediğini ifade eden Mustafa Özeflanili, bu mesleği bir nimet olarak gördüğünü söyledi.
Özeflanili, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu iş benim için verilmiş bir nimet. Bunu bırakma imkanım yok. Bu işi severek yapıyorum. İşimi yaparken mutlaka abdestli oluyoruz, abdestsiz elimizi sürmüyoruz. Sabır isteyen bir iş. Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2-3 gün berabersiniz. Sabretmek gerekiyor.”
Kastamonu’da yıllardır ahşap oymacılığı yapan Özeflanili, dededen toruna aktarılan bu asırlık sanatın kaybolmaması için üretmeye devam ediyor.








