Türkiye’nin en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer alan Çankırı, sahip olduğu fay hatları ve geçmişte yaşanan büyük depremler nedeniyle dikkat çeken iller arasında bulunuyor. Kuzey Anadolu Fay Hattı’na yakınlığıyla öne çıkan kentte, özellikle kuzey ilçeler yüksek deprem riski taşıyor.
Yer bilimciler tarafından yapılan değerlendirmelerde, Çankırı’nın Türkiye’nin hassas sismik bölgeleri arasında yer aldığı belirtiliyor. Çerkeş, Kurşunlu, Ilgaz ve Atkaracalar gibi ilçelerin doğrudan Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın etkisi altında bulunduğu ifade edilirken, geçmişte yaşanan büyük depremler de bu riskin boyutunu ortaya koyuyor.
Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Bingöl Karlıova’dan başlayıp Marmara Denizi’ne kadar uzanan yaklaşık 1200 kilometrelik büyük bir kırık sistemi olduğu belirtiliyor. Fay hattının Çankırı’nın kuzeyinden geçtiği ve özellikle Çerkeş, Kurşunlu, Ilgaz ve Atkaracalar çevresinde etkili olduğu kaydediliyor.

Uzmanlara göre Çankırı merkezli yaklaşık 130 kilometrelik alan içerisinde 18 diri fay hattı bulunuyor. Bunlar arasında Çankırı Fayı, Sungurlu Fayı, Eldivan Fayı ve Merzifon-Esençay Fayı’nın bazı segmentleri öne çıkıyor. Yaklaşık 73 kilometre uzunluğundaki Çankırı Fayı’nın iki segmentinin birlikte kırılması halinde 7’nin üzerinde deprem üretme potansiyeline sahip olduğu değerlendiriliyor.
Deprem Araştırma Dairesi tarafından hazırlanan haritalarda da Çankırı’nın kuzey kesimlerinin büyük bölümünün birinci derece deprem bölgesinde yer aldığı görülüyor. Çerkeş, Kurşunlu, Ilgaz, Bayramören ve Atkaracalar çevresindeki risk dikkat çekerken, şehir merkezinin ise Eldivan Fayı ve zemin yapısı nedeniyle orta-yüksek risk grubunda bulunduğu ifade ediliyor.
Çankırı’nın deprem geçmişi de bölgedeki tehlikeyi ortaya koyan önemli örnekler arasında yer alıyor. 26 Kasım 1943’te meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki Tosya-Ladik Depremi’nin Ilgaz başta olmak üzere kuzey ilçelerde ciddi yıkıma neden olduğu biliniyor. Ardından 1 Şubat 1944’te yaşanan 7.2 büyüklüğündeki Bolu-Gerede Depremi’nin özellikle Çerkeş ve çevresini ağır şekilde etkilediği kayıtlarda yer alıyor.
13 Ağustos 1951’de meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki Kurşunlu Depremi ise Çankırı tarihinin en yıkıcı afetlerinden biri olarak hafızalarda yerini koruyor. Depremde onlarca kişi hayatını kaybetmiş, binlerce bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştü.
Yakın tarihte ise 6 Haziran 2000’de Çerkeş merkezli 6.0 büyüklüğündeki deprem, bölgede sismik hareketliliğin sürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, sadece eski yapıların değil bazı betonarme yapıların da deprem karşısında risk taşıdığına dikkat çekiyor.
Deprem uzmanları, Çankırı’daki riskin yalnızca fay hatlarından kaynaklanmadığını, zemin yapısının da önemli bir etken olduğunu belirtiyor. Özellikle Kızılırmak Havzası, Tatlıçay çevresi ve alüvyonlu zeminlerin bulunduğu bölgelerde deprem dalgalarının büyüyebileceği ifade ediliyor. Yüksek yer altı su seviyesi nedeniyle bazı bölgelerde sıvılaşma riskinin bulunduğu da belirtiliyor.
Ayrıca Ilgaz, Yapraklı ve Bayramören gibi engebeli bölgelerde deprem anında heyelan ve kaya düşmesi risklerinin ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlar, Çankırı’daki yapı stokunun güçlendirilmesi, kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması ve deprem bilincinin artırılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Özellikle eski yapıların bulunduğu bölgelerde detaylı incelemelerin yapılması gerektiği ifade ediliyor.




