ÖZEL HABER/1876 yılında Çankırı’da dünyaya gelen Astarlızade Mehmet Hilmi Efendi, ilim, irfan ve tasavvufu bir araya getiren çok yönlü kişiliğiyle Anadolu irfan geleneğinin önemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Daha çocuk yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberleyen Hilmi Efendi, medrese eğitimiyle birlikte Arapça ve Farsçayı ileri seviyede öğrendi. Bununla yetinmeyen Hilmi Efendi; Fransızca ve İngilizce gibi batı dillerine de hâkim olarak dönemin pek çok aliminden ayrışan entelektüel bir profile sahip oldu. Hukuk, tıp ve astronomi gibi farklı bilim dallarında kendini yetiştirmesi, onun sadece dini değil, aynı zamanda akademik ve entelektüel bir şahsiyet olarak da öne çıkmasını sağladı.

Nakşibendi tarikatının Halidiye kolundan gelen Hilmi Efendi, tasavvufi anlayışı ile ilmi bilgiyi harmanlayarak çevresine rehberlik etti. Bu yönüyle yalnızca dini alanda değil; toplumsal, kültürel ve eğitim alanlarında da etkili bir rol üstlendi. Çankırı halkı tarafından kendisine verilen “Manevi Mimar” unvanı, onun şehirde bıraktığı derin manevi izi simgeler nitelikte oldu.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde Çankırı’da eğitim faaliyetlerine destek veren Hilmi Efendi, aynı zamanda çiftlik işletmeciliğiyle de üretime katkı sundu. Yazdığı Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi eserler, yaptığı tercümeler ve el yazmalarıyla ilmi mirasını gelecek kuşaklara aktarmayı başardı.
1962 yılında vefat eden Astarlızade Mehmet Hilmi Efendi, Sarı Baba Mezarlığı’na defnedildi. Bugün onun adı, Çankırı’daki camisi, kabri ve düzenlenen anma programlarıyla yaşatılmaya devam ediyor. Hilmi Efendi, Çankırı’nın manevi hafızasında sadece bir alim değil, aynı zamanda bir rehber, bir öğretici ve bir değer olarak kabul ediliyor.
Metin ve Görsel Kaynak: Metin Yılmaz




