İl Sağlık Müdürü Dr. Sarıkaya: "Serinlemek için su kanallarına girmeyin" İl Sağlık Müdürü Dr. Sarıkaya: "Serinlemek için su kanallarına girmeyin"

Mide koruyucu ilaçların (proton pompa inhibitörleri) 12 haftadan uzun kullanımı durumunda organ hasarı yapabilme riski olan ilaçlar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sakin, bu ilaçların kesin endikasyonu olmadıkça 8 haftadan uzun süreli kullanımının önerilmediğini dile getirdi. Prof. Dr. Sakin, “Gastroözofageal reflü hastalığı gibi uzun soluklu hastalıkta önce yaşam tarzı değişikliği ile şikayetler tedavi edilmeye çalışılmalı, yine de ilaç ihtiyacı varsa mümkün olan en düşük dozda ilaç kullanımı takip eden doktorun değerlendirmesine göre planlanmalıdır” dedi.

Mide koruyucu ilaçların hastalıkların ve rahatsızlıkların tedavisinde oldukça geniş bir kullanım alanı bulunduğuna dikkat çeken Sakin, “Bu ilaçlar midede asit sekresyonunu baskılayarak aside bağlı oluşan gastroözofageal reflü hastalığı, gastrit, özofajit, Barrett hastalığı, peptik ülser hastalığı, kronik nonsteroid antiinflamatuvar ilaç kullamına bağlı gelişen ülser tedavisi ve Helikobakter pylori eradikasyonu tedavisinde kullanılmaktadırlar” dedi.

Mide koruyucu ilaçların kısa dönemde oluşturabileceği yan etkilere değinen Sakin, “Günümüzde kullanılan mide koruyucu ilaçların kısa dönemde baş ağrısı, kabızlık, diare, bulantı ve kusma gibi yan etkileri gözlenebilmektedir. Kesin bir tanımlama olmamakla birlikte 4-8 haftadan uzun süre kullanım olarak değerlendirilmektedir. Mide koruyucu ilaçları gastroözofageal reflü hastalığı, özofajit, ülser gibi hastalıklarda oluşabilecek olumsuz durumları önlemek için uzun dönem kullanmak gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Uzun dönem kullanılan mide koruyucu ilaçlarının böbrek hastalıkları (akut böbrek hasarı, akut interstisyel nefrit, kronik böbrek hasarı), kardiyovasküler hastalıklar (kalp krizi, inme), karaciğer hastalığı (karaciğer kanseri), kırıklar, artmış enfeksiyon riski (C. difficile enfeksiyonu, toplum ilişkili pnömoni, Covid-19), mikrobesin eksiklikleri (magnezyum eksikliği, kansızlık, kalsiyum eksikliği, B12 vitamin eksikliği), demans ve mide kanseri riski artışı ile ilişkilendirildiğine değinen Sakin, “Gastoözofageal reflü hastalığı gibi kronik ilaç kullanımı gerektiren hastalarda ise diğer asit baskılayıcı tedavilere geçilmesini (H2 reseptör blokörü); tetikleyen yiyeceklerden uzak durulması, sigara ve tütün ürünlerinin bırakılması, kilo vermenin teşvik edilmesi, yatağın baş kısmının kaldırılması, mide koruyucu ilaçların kesilmesi ya da idameyi sağlayan en düşük ilaç dozunun kullanılmasını önermekteyiz” şeklinde konuştu.

Mide koruyucu ilaçların kullanılmadığı zaman ciddi risk oluşacak hastalıkları sıralayan Sakin, “Barrett özofagusu, ciddi özofajit, Zollinger Ellison sendromu, eozinofilik özofajit veya idyopatik pulmoner fibrozis gibi hastalıklarda ilaç kesilmeden devam edilmelidir. Ayrıca mide kanaması riski yüksek olan hastalarda (geçirilmiş mide kanaması öyküsü, ilaca bağlı gelişen ülser öyküsü v.b) kesilmesi önerilmemektedir” dedi.

Uzun süre mide koruyucu ilaç kullanan hastalarda ilacın birdenbire kesilmesinin rebound olarak asit salgısını artırabileceğinden doktora danışılmadan birdenbire bırakılmaması gerektiğini ifade eden Sakin, “Doz azaltılarak kesmeye veya birdenbire kesmeye hastanın durumuna göre karar verilmelidir. Ayrıca yönergeler, yan etki gelişme endişesi ile ilacın mutlaka kullanılması gereken hastalarda kesilmemesini önermektedir. Çünkü genel risk oranı tüm kullanan hastaların yüzde 1-3 ü kadardır. Yan etkilerini gerekçe göstererek bazı hastalarımızda dış faktörlerin (uzmanlığı olmayan doktorlar, hasta yakınları vb) karışmaları sonucu ilaç kullanması gereken hastaların kullanmaması nedeniyle ciddi sorunlarla (mide kanaması, darlık gelişmesi sonucu yutma güçlüğü, kusmalar vb) karşı karşıya kalabilmekteyiz. Bu nedenle uzun süreli ilaç kullanılıp kullanılmamasının doktorun değerlendirmesi ile hastaya göre planlanması önemlidir” açıklamalarında bulundu.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı