ÖZEL HABER/Çankırı 2026 Tuz Festivali kapsamında sanatçı tercihleri üzerinden kamuoyuna yansıyan tartışma yeni bir boyut kazandı. MHP Çankırı İl Başkanı Av. Mehmet Fatih Kaya’nın festival programına yönelik eleştirilere sert yanıt verdiği basın açıklamasının ardından, Çankırılı TRT Sanatçısı Neşe Dilekçioğlu Çankırıhabernet’e açıklamalarda bulundu.
Dilekçioğlu, festival sürecine ilişkin değerlendirmelerini içeren yeni açıklamasında, eleştirilerinin herhangi bir sanatçıya yönelik olmadığını, tartışmanın odağında Çankırı'nın kültürel değerlerinin yer alması gerektiğini ifade etti.

Çankırılı TRT Sanatçısı Neşe Dilekçioğlu, Çankırıhabernet’e yaptığı açıklamasında,
ÇELİŞKİYİ GÖRMEK İSTEMEYENLERE…
Çankırı Tuz Festivali üzerine kaleme aldığım yazının bu kadar yankı uyandırmasının nedeni, birilerini hedef almam değil; yıllardır görmezden gelinen bir gerçeği dile getirmiş olmamdır.
Benim itirazım hiçbir zaman bir sanatçıya olmadı. Sanatçılar davet edilir, sanatını icra eder. Sorumluluk; o davetleri yapan, festivalin ruhunu ve kimliğini belirleyenlerdedir.
Ne yazık ki halkın büyük bölümünden destek gören bu haklı eleştiri, cevap vermek yerine konuyu saptırmaya çalışanların elinde bambaşka bir mecraya taşındı. Tartışılması gereken Çankırı'nın kültürü ve kendi değerleri iken, hedefe Çankırı dışında yaşayan hemşehrilerimiz konuldu.
Oysa hayatın gerçeği ortadadır. İnsanlar çoğu zaman doğdukları yeri değil, ekmeklerini kazandıkları şehri seçmek zorunda kalırlar. Bu, memleket sevgilerini eksiltmez. Aksine, gittikleri her yerde Çankırı'yı türküleriyle, şiirleriyle, sanatıyla ve emekleriyle temsil eden nice hemşehrimiz vardır.
Asıl üzerinde durulması gereken çelişki ise şudur: Çankırı dışında yaşayan bir hemşehrimizi Çankırı'yı temsil etmesi için milletvekili seçmekte hiçbir sakınca görülmezken, aynı durumda olan sanatçılarımızın ve kültür insanlarımızın memleketlerine sahip çıkmaları küçümsenebiliyor. Ölçü kişilere göre değişiyorsa, ortada sorgulanması gereken bir anlayış vardır.
Daha da üzücü olanı, fikirlerin fikirlerle tartışılması gerekirken üslubun giderek hakarete dönüşmesidir. Hakaret; haklı olmanın değil, söyleyecek sözü tükenmiş olmanın göstergesidir.
Ben bugün de aynı noktadayım.
Derdim ne bir makamdır ne bir sahnedir ne de kişisel bir beklentidir.
Derdim; Çankırı'nın öz evlatlarının, sanatçılarının, şairlerinin, yazarlarının ve kültür emekçilerinin kendi memleketlerinde hak ettikleri değeri görebilmeleridir.
Çünkü şehirler; betonla değil, kültürüyle yaşar. Kültürüne sahip çıkmayan şehirler ise zamanla sadece isim olarak varlığını sürdürür.
Ben Çankırı'yı sevdiğim için yazıyorum.
Ve sevmeye, söylemeye, eleştirmeye de devam edeceğim.
Nezaketi elden bırakmadan, hakikatten de vazgeçmeden…





