ÖZEL HABER/Çankırı’nın sosyal ve kültürel tarihinde önemli bir yere sahip olan aile lakapları, geçmişte kentin adeta sözlü nüfus kayıtları niteliğindeydi. Mahallelerde, çarşılarda ve sokak aralarında insanlar birbirlerini resmi isimleriyle değil; mesleklerini, fiziksel özelliklerini ya da aile kökenlerini yansıtan lakaplarla tanıyordu. Bu lakaplar, sadece bir hitap biçimi değil, aynı zamanda toplumsal belleğin güçlü bir parçasıydı.

Karakülahoğulları’ndan Çivitçiler’e, Demirciler’den Terziler’e kadar uzanan bu adlandırmalar; Çankırı’nın ekonomik yapısını, sosyal ilişkilerini ve gündelik yaşamını yansıtan önemli ipuçları sunuyordu. Ancak 1934 yılında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu, bu köklü geleneğin zamanla geri plana itilmesine neden oldu. Resmi soyadlarının kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, nesiller boyunca aktarılan aile lakapları sessizliğe büründü.

Yapılan araştırmalara göre, Çankırı’da geçmişte yaklaşık 600 farklı aile lakabının kullanıldığı biliniyor. Ne var ki günümüzde bu lakapların yalnızca küçük bir bölümü hatırlanıyor. Bu durum, sadece kelimelerin değil, aynı zamanda bir şehrin hafızasının da kaybolması anlamına geliyor.

Kamyonetle Otoparka Saklandı, 1.70 Promil Alkollü Çıktı
Kamyonetle Otoparka Saklandı, 1.70 Promil Alkollü Çıktı
İçeriği Görüntüle

Araştırmacı Mustafa Soydan tarafından 1993 yılında kaleme alınan “Çankırı Aile Lakapları” adlı eser, bu alandaki en önemli kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Kitap, Çankırı’nın kültürel dokusunu oluşturan lakapları kayıt altına alarak, yok olmaya yüz tutmuş bir mirası geleceğe taşımayı amaçlıyor.

Uzmanlara göre, unutulan her lakap; geçmişle kurulan bağın biraz daha zayıflaması demek. Bu nedenle aile lakaplarının hatırlanması ve kayıt altına alınması, sadece nostaljik bir çaba değil, aynı zamanda kültürel kimliğin korunması açısından da büyük önem taşıyor. Çankırı’nın geçmişine sahip çıkmak, kentin geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa etmek anlamına geliyor.

Kaynak: Büşra İlayda Abdullahoğlu