ÖZEL HABER/ Çankırı’nın yüzyıllardır yaşatılan yaren kültürü, gelenekleri ve dayanışma anlayışının yanı sıra kuşaktan kuşağa aktarılan dikkat çekici hikâyeleriyle de biliniyor. Bu hikâyelerden biri olan Şair Sabri’nin anlatısı ise yaren meclisinden çıkarılmanın geçmişteki toplumsal karşılığını ve bu kültürdeki kuralların ağırlığını ortaya koyuyor.
Çankırı Haber.net’in sosyal medya hesabında paylaşılan röportajda, Başağa Necati Ülker, gazeteci Bayram Polat’a Şair Sabri’nin hikâyesini anlattı. Çankırı Kalesi’ndeki bir çay sohbetinde aktarılan anlatı, yaren meclislerinin yalnızca sohbet ve dostluk ortamı olmadığını, aynı zamanda belirli kurallara ve güçlü bir toplumsal kabule dayandığını gösteriyor.

Yaren meclisinden çıkarılan kişinin yeri boş bırakılırmış
Necati Ülker’in aktardığı rivayete göre geçmişte yaren meclisinde görev alan bir ağa, işlediği belirtilen bir suç nedeniyle meclisten çıkarılmış. Ülker, o dönemde yaren meclisinden atılan kişinin yerine başka bir yarenin oturtulmadığını, boş kalan yere bir ağaç kütüğü konulduğunu anlattı.
Ülker’in açıklamasına göre bu uygulama, kişinin meclisten çıkarılmasının yanı sıra topluluk içindeki itibarını da kaybettiğini simgeliyordu. Yaren meclisinden atılmanın büyük bir utanç ve dışlanma nedeni sayıldığı ifade edildi.
Şair Sabri, Çankırı’da tutunamadı
Rivayetin merkezindeki Şair Sabri’nin de yaren meclisinden çıkarılan ağalardan biri olduğu anlatılıyor. Ülker, Sabri’nin hangi suç nedeniyle meclisten atıldığını bilmediğini özellikle belirtti.
Anlatıya göre Sabri, meclisten çıkarılmasının ardından Çankırı’da esnafın desteğini kaybetti. Fırıncıların kendisine ekmek vermediği, terzilerin elbise dikmediği ve ayakkabıcıların ayakkabı satmadığı aktarıldı. Şehirde yaşamını sürdürmekte zorlanan Sabri, sonunda Çankırı’dan ayrılmak zorunda kaldı.
Yıllar sonra memleketine geri döndü
Necati Ülker’in anlattığı hikâyeye göre aradan uzun yıllar geçtikten sonra Şair Sabri, eski dostlarının kendisini artık affetmiş olabileceğini düşünerek Çankırı’ya dönmeye karar verdi. Şehre yürüyerek gelen Sabri, o dönemde Ateş Okulu olarak bilinen, daha sonra Astsubay Sınıf Hazırlama Okulu’nun bulunduğu bölgede bir çobanla karşılaştı.
Çobanın kendisini yemeğe davet ettiğini aktaran Ülker, sohbet sırasında Sabri’nin çobanın ailesini ve yaşını öğrenmeye çalıştığını anlattı. Çobana babasının kim olduğunu soran Sabri, karşısındaki kişinin bir yaren ağasının oğlu olduğunu öğrendi.
Rivayetin en çarpıcı bölümü ise çobanın doğum yılıyla ilgili sözleri oldu. Çoban, doğum tarihini bilmediğini ancak yaren meclisinden Şair Sabri adlı bir ağanın çıkarıldığı yıl dünyaya geldiğini söyledi.
Hikâyenin sonu da rivayet olarak anlatılıyor
Ülker’in aktarımına göre bu sözleri duyan Şair Sabri büyük bir sarsıntı yaşadı ve orada hayatını kaybetti. Ülker, Sabri’ye ait bir mezarın söz konusu bölgede bulunduğunu da dile getirdi.
Ancak anlatıda olayın kesin tarihi, Sabri’nin meclisten çıkarılmasına neden olan suç ve mezarın tarihsel kayıtlarla doğrulanmasına ilişkin ayrıntılar paylaşılmadı. Bu nedenle hikâye, mevcut bilgiler ışığında sözlü kültürde aktarılan bir rivayet olarak değerlendiriliyor.
“Yaren kültürünü aslına uygun yaşatmak lazım”
Gazeteci Bayram Polat’ın, hikâyede anlatılan dışlanmanın yıllar geçmesine rağmen unutulup unutulmadığı yönündeki sorusunu yanıtlayan Necati Ülker, yaren kültürünün köklü yapısına dikkat çekti.
Ülker, bu geleneğin önemsenmesi ve aslına uygun biçimde yaşatılması gerektiğini belirterek geçmişte görev yapan ve hayatını kaybeden başağalar ile yaren ağalarını rahmetle andı. Hayatta olanlara da teşekkür etti.
Çankırı’nın kültürel mirasının önemli parçalarından biri olan yaren geleneği, yalnızca geçmişten kalan bir sohbet geleneği değil; toplumsal dayanışma, kurallar ve aidiyet etrafında şekillenen bir kültür olarak yaşatılmaya devam ediyor. Şair Sabri’nin hikâyesi de bu geleneğin hafızalarda yer eden anlatılarından biri olarak aktarılıyor.





